İyilik Yetmez, Devam Edebilmek Gerekir
Geçen yazımızda finansal okuryazarlığı konuşmuştuk.
Bir hayalin de bütçesi olduğunu…
Ölçemediğimiz şeyi yönetemeyeceğimizi…
Ve bir sosyal girişimcinin kendisine emanet edilen kaynağın hesabını verebilmesi gerektiğini…
Yazının sonunda ise çok önemli bir kelimenin kapısını aralamıştık:
Sürdürülebilirlik.
Defne ile sohbetimiz de tam burada devam etti.
Defne’nin Sorusu
“Anne, bir proje gerçekten çok faydalıysa ama devam etmek için sürekli birilerinden para istemek zorundaysa… O proje sürdürülebilir sayılır mı?”
Güzel soru.
Çünkü sosyal girişimciliğin belki de en zor tarafı tam burada başlıyor.
Bir iyilik yapmak başka…
O iyiliğin devam etmesini sağlayacak bir sistem kurmak başka…
Diyelim ki arkadaşlarınızla bir proje geliştirdiniz.
İhtiyaç sahibi 100 öğrenciye kitap ulaştırdınız.
Çok kıymetli.
Peki gelecek yıl?
Aynı 100 öğrenciye yeniden ulaşabilecek misiniz?
Ya da hedefinizi büyütüp 1.000 öğrenciye çıkarmak istediğinizde ne olacak?
Her seferinde yeniden sponsor mu arayacaksınız?
Her yıl yeniden bağış mı isteyeceksiniz?
Sizi başlatan kişi ekipten ayrıldığında proje bitecek mi?
İşte sürdürülebilirlik dediğimiz şey, bu soruların cevabında saklıdır.
Bana göre sürdürülebilirlik, bir fikrin bugünü kadar yarınını da planlayabilmektir.
Sosyal girişimciliği yalnızca iyi niyetten ayıran en önemli özelliklerden biri de budur.
Çünkü iyi niyet sizi harekete geçirir.
Ama sistem sizi ayakta tutar.
Sosyal girişimciliğin gücü de burada.
Sorunu bir günlüğüne hafifletmek yerine, çözümün devam edebilmesini düşünmekte.
Bu noktada yeni bir kavramla tanışmamız gerekiyor:
Gelir modeli.
Bu kelime ilk duyduğunuzda size biraz fazla “ticari” gelebilir.
“Biz sosyal bir iş yapıyoruz, neden gelir modeli konuşuyoruz?” diyebilirsiniz.
Ama unutmayın:
Bir sosyal girişimin gelir elde etmesi, onun sosyal amacından vazgeçtiği anlamına gelmez.
Asıl soru şudur:
“Kazandığın kaynakla hangi problemi çözüyorsun ve çözümünü nasıl yaygınlaştırıyorsun?”
Diyelim ki geri dönüştürülmüş malzemelerden defter üreten bir sosyal girişim kurdunuz.
Defterleri satıyorsunuz.
Gelir elde ediyorsunuz.
Ama bu gelirle hem üretiminizi devam ettiriyor hem de belirli sayıda öğrencinin eğitim materyallerine ücretsiz ulaşmasını sağlıyorsunuz.
Burada para amaç değildir.
Sosyal etkinin devamını sağlayan araçtır.
Bu ayrım çok önemli.
Çünkü sosyal girişimcilik, “para kazanmak kötüdür” demez.
Şunu sorar:
“Kazandığın kaynakla hangi problemi çözüyorsun ve çözümünü nasıl yaygınlaştırıyorsun?”
Bir sosyal girişimin gelir modeli farklı şekillerde olabilir.
Bir ürün satabilir.
Bir hizmet sunabilir.
Şirketlerle iş birliği yapabilir.
Sponsorluk alabilir.
Kitlesel fonlamadan yararlanabilir.
Üyelik sistemi kurabilir.
Vakıflardan veya fonlardan destek alabilir.
Bazen bunların birkaçını aynı anda kullanabilir.
Önemli olan tek bir kaynağa tamamen bağımlı kalmamaktır.
Çünkü bütün projenizi tek bir sponsor ayakta tutuyorsa, sponsor ayrıldığında projeniz de bitebilir.
İşte sürdürülebilir düşünmek burada başlar.
“Bugün kaynağı nereden bulacağım?” sorusunun yanında bir soru daha sormalısınız:
“Yarın bu kaynağı nasıl devam ettireceğim?”
Evet, sevgili gençler…
Sürdürülebilirlik yalnızca para ile ilgili değildir.
Bunu özellikle bilmenizi istiyorum.
Bir projenin finansal olarak ayakta kalması yetmez.
Ekibi de ayakta kalmalı.
Bilgisi de ayakta kalmalı.
Kuralları da ayakta kalmalı.
Değerleri de ayakta kalmalı.
Mesela okulunuzda bir Sosyal Girişimcilik Kulübü kurdunuz.
Çok güzel projeler yaptınız.
Dört yıl sonra mezun oldunuz.
Peki kulüp ne olacak?
Siz gidince kapanacak mı?
Eğer öyleyse, çok güzel işler yapmış olabilirsiniz ama henüz sürdürülebilir bir yapı kurmamışsınız demektir.
Oysa sizden sonra gelen öğrencilere bilgi aktardıysanız…
Projelerinizi kayıt altına aldıysanız…
Yeni öğrenciler yetiştirdiyseniz…
Görevleri paylaşmayı öğrendiyseniz…
Kulübün değerlerini ve çalışma yöntemini oluşturduysanız…
Siz mezun olduğunuzda başka öğrenciler bayrağı devralabiliyorsa…
İşte o zaman gerçekten bir şey inşa etmişsinizdir.
Bence sürdürülebilirliğin en güzel tanımlarından biri de budur:
Başlattığınız şeyin siz olmadan da devam edebilmesi.
Bu yalnızca sosyal girişimler için değil, hayatın pek çok alanı için geçerli.
Unutmayın! İyi lider, her şeyi kendisi yapan kişi değildir. Kendisinden sonra da devam edecek bir yapı kurabilen kişidir.
İyi proje, yalnızca çok alkış alan proje değildir. Bir yıl sonra hâlâ fayda üretmeye devam eden projedir.
İyi sosyal girişim de yalnızca çok kişiye ulaşan girişim değildir. O etkiyi sürdürebilen ve büyütebilen girişimdir.
Burada bir başka önemli kavrama daha geliyoruz:
Etki.
Bir sosyal girişimin başarısını yalnızca ne kadar gelir elde ettiğine bakarak ölçemezsiniz.
“Kaç ürün sattık?” önemlidir.
Ama asıl soru şudur:
Kaç hayat değişti?
100 çocuğa kitap ulaştırdınız.
Peki bu çocukların kitap okuma oranı arttı mı?
Bir çevre projesi yaptınız.
Peki gerçekten daha az atık üretildi mi?
Bir eğitim programı hazırladınız.
Peki programa katılan öğrenciler yeni bir beceri kazandı mı?
Sosyal girişimci sadece faaliyetleri saymaz.
Etki ölçer.
Çünkü geçen yazımızda öğrendiğimiz gibi:
Ölçemediğimiz şeyi yönetemeyiz.
İşte şimdi finansal okuryazarlık ile sürdürülebilirliğin neden birbirine bu kadar yakın olduğunu görebilirsiniz.
Bütçenizi bilirsiniz.
Kaynağınızı planlarsınız.
Etkinizi ölçersiniz.
Neyin işe yaradığını anlarsınız.
Sonra o modeli geliştirirsiniz.
İşte sosyal girişimcilik böyle büyür.
Sevgili gençler…
Bir fikriniz olduğunda sadece şu soruyu sormayın:
“Bunu yapabilir miyiz?”
Bir soru daha ekleyin:
“Bunu nasıl devam ettirebiliriz?”
Çünkü başlamak çoğu zaman heyecan ister.
Devam etmek ise disiplin, bilgi ve sistem ister.
Ve dünyada kalıcı iz bırakan insanlar yalnızca iyi şeyler başlatanlar değildir.
Başlattıkları iyiliğin kendilerinden sonra da yaşamasını sağlayanlardır.
Defne ile konuşmamızın sonunda şunu söyledim:
“Bir gün okulunda o kulübü kurarsanız, başarınız yaptığınız ilk proje olmayacak.”
Şaşırdı.
“Ne olacak?”
“Sen mezun olduktan sonra da o kulübün kapısı açılmaya devam ediyorsa… Asıl başarı o olacak.”
Sanırım sürdürülebilirliği bundan daha sade anlatamam.
Bir sonraki yazımda ise bu kez en başa döneceğiz.
Çünkü sosyal girişimci olmaya karar verdiniz.
Ekibiniz var.
Sürdürülebilirliği düşünmeye başladınız.
Ama hâlâ cevaplamamız gereken çok önemli bir soru var:
Defne’nin Sorusu
“Anne… Dünyada bu kadar çok sorun varken, hangisini çözmeye çalışacağımızı nasıl seçeceğiz?”
İşte bir sonraki yazımızda bunu konuşacağız:
Bir sorunu gerçekten anlamadan, iyi bir çözüm üretilebilir mi?
Heybene Bugün Ne Koydun?
İyi bir fikir bir projeyi başlatır. Sürdürülebilir bir model ise onu yaşatır.
Bugünün Sorusu / Öğretisi
Bugün aklındaki bir projeyi düşün.
Sonra kendine üç soru sor:
Ben bu projeden ayrılsam devam eder mi?
Bugünkü kaynağım biterse yeni kaynak üretebilir mi?
Bir yıl sonra hâlâ aynı soruna çözüm üretiyor olabilir mi?
Eğer cevapların henüz “hayır” ise moralini bozma.
Çünkü artık neyi geliştirmen gerektiğini biliyorsun.
Ve unutma:
Bir fikri başlatmak cesaret ister. Onu yaşatmak ise akıl, emek ve sistem ister.










