Bir Fikir Dünyayı Değiştirebilir
Bu yazıyı, son birkaç haftadır bana peş peşe sorular soran bir grup genç için yazıyorum.
Henüz ortaokulu bitirdiler.
Şimdi liseye başlayacaklar.
Yaşları daha on üç, on dört…
Ama sordukları sorular, birçok yetişkinin yıllardır sormadığı kadar büyük.
“Bir okul kulübü gerçekten bir şeyi değiştirebilir mi?”
“İnsanlar neden bazı sorunları görüyor ama çözmek için harekete geçmiyor?”
“Bir fikrimiz var ama bunu nasıl hayata geçirebiliriz?”
“Bir proje sadece iyi niyetle yürür mü?”
“Kaynağı nereden bulacağız?”
“İnsanları bize nasıl inandıracağız?”
Bu soruları duydukça içimden hep aynı şey geçti:
Umut tam da burada.
Bu gençlerden biri de benim kızım Defne…
Her akşam elinde yeni notlarla, yeni fikirlerle, yeni sorularla geliyor.
Anlatıyor…
Tartışıyor…
Bazen itiraz ediyor.
Bazen beni yeniden düşünmeye zorluyor.
En çok istediği şey ise okulunda bir Sosyal Girişimcilik Kulübü kurulması.
Üstelik bunu mevcut girişimcilik kulübüne rakip olmak için değil; onu tamamlamak için istiyorlar.
Çünkü onlar, girişimciliğin sadece para kazanmak olmadığını biliyor.
Bir fikrin, bir insanın hayatına dokunabiliyorsa gerçek anlamını bulduğunu düşünüyorlar.
İşte bu yüzden sosyal girişimcilik istiyorlar.
Okul yönetimini ikna edebilmek için araştırıyorlar.
Okuyorlar.
Soruyorlar.
"Heybemiz dolu olmalı." diyorlar.
Haklılar.
Çünkü iyi niyet, iyi bir başlangıçtır.
Ama bilgi, o iyi niyetin yol arkadaşıdır.
İşte ben de bugün bu yazıyı yalnızca kızıma değil…
Onun gibi düşünen…
Sorular sormaktan vazgeçmeyen…
Toplumsal sorunları dert edinen…
"Bir şeyleri değiştirebilir miyiz?" diye heyecanlanan bütün gençlere yazıyorum.
Çünkü inanıyorum ki geleceği değiştirecek olanlar, her şeyi bilenler değil;
Henüz lise çağındayken doğru soruları sormaya başlayanlar olacak.
Peki, sosyal girişimcilik tam olarak nedir?
Bana göre sosyal girişimcilik, bir şirket kurmaktan önce bir sorumluluk üstlenmektir.
Çevrende gördüğün bir sorunu fark etmek…
O sorunun neden var olduğunu anlamaya çalışmak…
Ve sonra da "Bunu değiştirecek bir çözüm geliştirebilir miyim?" diye kendine sormaktır.
İşte her şey o soruyla başlar.
Çünkü dünyayı değiştiren bütün büyük fikirler, önce bir insanın bir problemi dert edinmesiyle ortaya çıktı.
Kimisi eğitimdeki eşitsizliği gördü.
Kimisi engelli bireylerin yaşadığı zorlukları…
Kimisi çevre kirliliğini…
Kimisi gıda israfını…
Kimisi de yalnızlığı…
Hepsinin ortak noktası şuydu:
Şikâyet etmek yerine çözüm üretmeye karar verdiler.
Sosyal girişimcilik tam da budur.
Bir sorunu görmek değil…
O sorunun çözümünün bir parçası olmayı seçmektir.
Ama burada çok önemli bir ayrım var.
Sosyal girişimcilik, yardım faaliyeti değildir.
Elbette yardım etmek çok kıymetlidir.
Ancak sosyal girişimcilik yalnızca bugünü değil, yarını da düşünür.
Bir ihtiyacı karşılamakla yetinmez.
O ihtiyacın neden ortaya çıktığını anlamaya çalışır.
Kalıcı bir çözüm üretmeye odaklanır.
Mesela bir çocuğa bir kitap hediye etmek çok değerlidir.
Ama binlerce çocuğun kitaba erişmesini sağlayacak bir model geliştirmek sosyal girişimciliktir.
Bir gün çevre temizliği yapmak çok kıymetlidir.
Ama insanların daha az atık üretmesini sağlayacak bir sistem kurmak sosyal girişimciliktir.
Bir ihtiyaç sahibine destek olmak çok değerlidir.
Ama insanların yardıma ihtiyaç duymayacağı bir yapıyı oluşturmak sosyal girişimciliktir.
İşte bu yüzden sosyal girişimcilik; iyiliği sürdürülebilir bir modele dönüştürme sanatıdır.
Ve burada sizi belki de en çok şaşırtacak şeyi söylemek istiyorum.
Sosyal girişimcilik aslında okul sıralarında başlar.
Bir okul kulübünde…
Bir sınıf projesinde…
Bir arkadaş grubunun yaptığı beyin fırtınasında…
Mahallenizde fark ettiğiniz küçük bir problemde…
Çünkü yaşımız, iyi bir fikir üretmenin önünde hiçbir zaman engel değildir.
Bugün kullandığımız pek çok uygulama, okuduğumuz pek çok proje ve desteklediğimiz pek çok sosyal hareket, bir zamanlar birkaç gencin "Neden olmasın?" diye sormasıyla başladı.
Belki bugün sizin okulunuzda kurulacak bir kulüp de yarın binlerce insanın hayatına dokunacak bir fikrin ilk adımı olacak.
İşte bu yüzden hayallerinizi küçümsemeyin.
Sorularınızı ertelemeyin.
Merak etmekten vazgeçmeyin.
Ve en önemlisi, "Ben daha öğrenciyim." cümlesini kendinize mazeret olarak kullanmayın.
Çünkü değişim, diploma alındığında başlamaz.
Değişim, sorumluluk hissedildiğinde başlar.
Bu yazı dizisinde birlikte uzun bir yolculuğa çıkacağız.
Sosyal girişimciliği konuşacağız.
Finansal okuryazarlığı konuşacağız.
Bir fikrin nasıl projeye dönüştüğünü konuşacağız.
Kaynak geliştirmeyi…
Kitlesel fonlamayı…
Güven oluşturmayı…
Liderliği…
Başarısız olmayı…
Ve yeniden ayağa kalkmayı konuşacağız.
Çünkü iyi bir sosyal girişimci olmak, sadece iyi bir insan olmakla mümkün değildir.
Aynı zamanda iyi düşünen, iyi planlayan, iyi yöneten ve öğrenmekten hiç vazgeçmeyen biri olmayı da gerektirir.
Bu ilk mektubu size tek bir cümleyle emanet etmek istiyorum:
Dünyayı değiştirmek için önce yaşınızın değil, sorumluluk duygunuzun büyümesi gerekir.
Eğer bunu başardıysanız…
İnanın, gerisi öğrenilir.
Bir sonraki yazımda beni en çok heyecanlandıran sorulardan birine birlikte cevap arayacağız:
"İyi bir fikrimiz var ama paramız yok. Şimdi ne yapacağız?"
İşte o noktada karşımıza yeni dünyanın en ilham verici araçlarından biri çıkıyor: kitlesel fonlama.
Heybene Bugün Ne Koydun?
Bugünün Düşüncesi: Bir sosyal girişimci yardım eden kişi değil, çözüm üreten kişidir.
Ve unutma… Geleceği değiştirecek olanlar, bütün cevapları bilenler değil; doğru soruları sormaktan hiç vazgeçmeyenlerdir.










