Av. Ahmet Karaca Yazıları

Av. Ahmet Karaca
Av. Ahmet Karaca
Yazarın Profili
21.07.2026 00:55

12. Yargı Paketi Yasalaştı: 7589 Sayılı Kanun Ne Getiriyor? TCK 158/4 IBAN Mağdurları ve Tüm Değişiklikler

Haber Detay Image

12. Yargı Paketi’nde Ne Var, Ne Yok? IBAN Mağdurları İçin Ceza İndirimi ve 7589 Sayılı Kanunun Tüm Detayları

TBMM Genel Kurulu, 16 Temmuz 2026'da kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifini kabul etti. Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 7589 sayısını aldı ve bu satırların yazıldığı 21 Temmuz 2026 itibarıyla Resmî Gazete'de yayımlanmayı bekliyor. Pakette af yok, infaz indirimi yok, denetimli serbestlik değişikliği yok. Buna karşılık halk arasında "IBAN kiralama" ya da "hesabını kullandırma" denilen fiil, Türk Ceza Kanunu m.158'e eklenen 4. fıkrayla ilk kez ayrı bir indirim sebebine kavuştu: ceza yarı oranında inecek. Hukuk davalarında duruşma aralığı 3 ayla sınırlandı, belirsiz alacak davası kaldırıldı, yasal faiz piyasa koşullarına endekslendi.

Düzenleme, hem hesabını veya ödeme araçlarını başkasının kullanımına bıraktığı gerekçesiyle dolandırıcılık suçundan yargılanan kişileri hem de uzun süren hukuk ve alacak davalarının taraflarını doğrudan ilgilendiriyor. 7589 sayılı Kanun, ceza hukukundan hukuk yargılamasına kadar farklı alanlarda önemli değişiklikler içeriyor.

12. Yargı Paketi yasalaştı mı, ne zaman yürürlüğe girecek?

Evet, yasalaştı. Esas No 2/3737 ile 22 Haziran 2026'da TBMM Başkanlığına sunulan teklif, 25 Haziran 2026'da Adalet Komisyonu'ndan, 16 Temmuz 2026'da TBMM Genel Kurulu'ndan geçti. Yürürlük, Cumhurbaşkanı onayının ardından Resmî Gazete'de yayımla başlayacak; e-duruşma ve vesayet kapsamındaki elektronik satış gibi kimi hükümler yayımdan 3 ay sonra uygulanacak.

7589 sayılı Kanun; Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra ve İflas Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu ve 3095 sayılı Kanun başta olmak üzere çok sayıda mevzuatta değişiklik yapıyor. Teklif metni, komisyon ve Genel Kurul görüşmeleri sırasında bazı önemli değişikliklere uğradı. hesabını kullandıranlara ilişkin fıkra teklifin ilk hâlinde yoktu, Adalet Komisyonu'ndaki önergeyle eklendi. Genel Kurul aşamasında ise bilgisayarlarda arama güvencelerine ilişkin CMK m.134 değişikliği metinden çıkarıldı; elektronik cihazlarda aramanın mevcut rejimi değişmedi. Teklifin ilk hâlinde yer alan Yargıtay’ın görevsizlik gerekçesiyle bozma yetkisine ilişkin değişiklik de komisyon görüşmeleri sırasında metinden çıkarıldı.

IBAN mağdurları düzenlemesi tam olarak neyi değiştiriyor?

TCK m.158'e eklenen 4. fıkra uyarınca; dolandırıcılık (TCK m.157) ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158) suçlarına iştiraki, haksız menfaat amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi ve araçları başkasına vermekle sınırlı kalan kişinin cezası yarı oranında indirilecek. Bu bir cezasızlık hâli değil; kusurla orantılı bir indirim sebebi.

Sorunun kaynağı uygulamadaydı. Hesabını menfaat karşılığı kiralayan kişi, mahkemelerce TCK m.37 kapsamında suçun asli faili sayılıyor; TCK m.39'daki yardım edene özgü indirim devreye girmiyordu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi'nin 26.09.2024 tarihli ve 37/5676 sayılı kararı, kartını şifresiyle birlikte menfaat karşılığı kiralayan hesap sahibinin "dolandırıcılık suçunun asli maddi faili" kabul edileceğini açıkça ortaya koymuştu. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 04.06.2024 tarihli, 2021/16966 E., 2024/7470 K. sayılı kararı gibi farklı yoruma açık örnekler bulunsa da içtihat yerleşmemişti; baskın uygulama asli faillik yönündeydi. Banka aracılığıyla işlenen nitelikli dolandırıcılıkta hapis cezasının alt sınırının 4 yıl olduğu düşünüldüğünde, tek fiili kartını teslim etmek olan kişi ile dolandırıcılığı planlayıp yöneten kişi aynı ceza aralığını paylaşıyordu. Adalet Komisyonu görüşmelerinde de düzenlemenin, kişinin suça katkısı ile hakkında hükmedilecek ceza arasında daha ölçülü bir denge kurulması amacıyla getirildiği belirtildi. yardım eden konumundaki kişinin asli fail gibi tam cezayla cezalandırılması, suç ve cezada orantılılık ilkesiyle bağdaşmıyordu.

Fıkranın kapsamı bilinçli biçimde geniş tutuldu; bunu ayrıca not etmek gerek: TCK m.158/4 yalnızca banka hesaplarını değil, aracı kurumlar, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapları da açıkça sayıyor. Borsadaki kripto hesabını başkasının kullanımına açan kişinin durumu da artık aynı hükümde değerlendirilecek. Bununla birlikte düzenlemenin kapsamı sınırsız değildir. İndirim, TCK m.157 ve m.158 kapsamındaki dolandırıcılık suçlarına iştirak hâlleriyle sınırlıdır. hırsızlık (TCK m.142) ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK m.245) fıkranın dışında kalıyor. Kesinleşmemiş dosyalarda yarı oranındaki indirim herhangi bir ödeme şartına bağlanmadı; mağdurun zararının giderilmesi, etkin pişmanlık kapsamındaki ayrı bir ek indirimin konusu.

Dosyası kesinleşen veya derdest olan hesap sahipleri için ne öngörülüyor?

7589 sayılı Kanun’un geçici hükümleri, TCK m.158/4’ün devam eden ve kesinleşmiş bazı dosyalar bakımından nasıl uygulanacağını da düzenliyor. İstinaftaki dosyalar bozularak ilk derece mahkemesine dönecek; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki dosyalar ilk derece mahkemesine gönderilecek. İnfaz aşamasındaki hükümlüler ise mahkemenin ihtarından itibaren 6 ay içinde mağdurun zararını tamamen giderirse TCK m.168/2'deki etkin pişmanlıktan yararlanabilecek.

Dosyanın aşaması7589 sayılı Kanun sonrası ne oluyor?Süre ve koşul
İlk derece mahkemesinde derdestSanığın suça katkısının TCK m.158/4 kapsamıyla sınırlı olduğunun kabul edilmesi hâlinde hüküm uygulanır ve ceza yarı oranında indirilir. Zarar giderme şartı aranmaz
İstinafta (BAM ceza dairesinde)Dosya hakkında bozma kararı verilir, ilk derece mahkemesine gönderilirDeğerlendirme ilk derecede yapılır
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaDosya, geliş usulüne uygun olarak ilk derece mahkemesine iade edilirDeğerlendirme ilk derecede yapılır
Kesinleşmiş, infaz aşamasındaHükmü veren mahkemece yapılacak uyarlama değerlendirmesinde TCK m.158/4 koşullarının oluştuğu kabul edilirse ceza yeniden belirlenir. Zararın süresinde tamamen giderilmesi hâlinde TCK m.168/2 kapsamında ayrıca indirim gündeme gelebilir. Mahkeme ihtarından itibaren 6 ay; zarar tamamen giderilmeden infaz durdurulamaz, ertelenemez
Kanun yoluna başvurulmadığı için yürürlükten sonra kesinleşenAynı etkin pişmanlık rejimi uygulanırMahkeme ihtarından itibaren 6 ay

İki indirim üst üste geldiğinde sonuç çarpıcı: TCK m.158/4'teki yarı indirim ile etkin pişmanlıktaki yarıya varan ek indirim birlikte uygulandığında, netice ceza uyarlama öncesi cezanın dörtte birine kadar inebiliyor. Geçici hükümde gözden kaçmaması gereken bir boşluk da var: metin bölge adliye mahkemelerini ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nı sayarken, Yargıtay ceza dairelerinde inceleme aşamasındaki dosyalar için açık bir cümle içermiyor. Lehe kanunun geçmişe uygulanmasını düzenleyen TCK m.7/2 karşısında bu dosyaların da bozma yoluyla ilk derece mahkemesine döndürülmesi beklenir; ilk aylarda bu boşluğu içtihat dolduracaktır.

Asıl mesele ise dosyadaki delil tablosu. Uygulamada mahkûmiyet gerekçeleri çoğu zaman sanıkların rolünü ayrıştırmadan, iştirak iradesine ilişkin genel bir kabulle kuruluyor; hesabı bizzat kullanan ile hesabını kullandıran aynı cümlede mahkûm edilebiliyor. uyarlama yargılamasında TCK m.158/4'ün uygulanması, hesaba para girişi dışında iştiraki gösteren somut delilin — HTS trafiği, mobil bankacılığa girilen cihazların IP ve IMEI eşleştirmesi, ATM kamera kaydı, para çekme anındaki konum verisi — dosyada bulunup bulunmadığının tek tek tartışılmasına bağlı olacak. Bu tür delillerin bulunmaması, kişinin suça ne şekilde ve hangi yoğunlukta katıldığının ayrıca tartışılmasını gerektirir. Mahkûmiyet için gerekli kesinliğe ulaşılamadığı durumlarda ise “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gözetilmelidir.

Tek sanıklı dosyalarda kişinin eylemdeki rolünün ortaya konulması daha güç olabilir. İddianame ve mahkûmiyet hükmü yalnızca hesabına para gönderilen kişi hakkında kurulmuşsa, uyarlama talebinde hesabın fiilen kim tarafından ve nasıl kullanıldığı somut delillerle açıklanmalıdır.

Bu durumda uyarlama dilekçesinin, hesabı fiilen kullanan kişi veya kişilere ilişkin bilgi ve delilleri somut biçimde ortaya koyması; gerekiyorsa bu kişiler hakkında ilgili Cumhuriyet başsavcılığına ihbar dilekçesi verilmesi gerekir. Asıl fail hakkında yürütülecek soruşturma, hesap sahibinin savunmasını doğrulayan en güçlü hukuki zemindir; dolandırıcılık suçlarının soruşturulmasının şikâyete tabi olmadığı da bu adımı kolaylaştırır.

IBAN indirimi cezayı HAGB sınırının altına çeker mi?

Matematiksel olarak evet, otomatik olarak hayır. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığı nitelikli dolandırıcılıkta hapis cezasının alt sınırı 4 yıl; TCK m.158/4 uygulandığında bu ceza 2 yıla iner ve CMK m.231/5'teki "iki yıl veya daha az" eşiği yakalanır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, yani HAGB, bu eşikte mümkün hâle gelir; karar ise her koşulda mahkemenin takdirindedir.

Peki bu, cezaevi kapısının kendiliğinden açılacağı anlamına mı geliyor? Hayır. HAGB için sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması, zararın giderilmesi ve mahkemede yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması gerekiyor; zararı derhâl ödeyemeyen sanık için denetim süresince aylık taksitle ödeme koşuluyla karar verilebilmesi de mümkün. Zarar giderildiğinde etkin pişmanlık indirimi cezayı daha da aşağı çeker; koşulları varsa erteleme seçeneği de gündeme gelir. Ayrıca birden fazla mağdurun, suçun veya mahkûmiyet hükmünün bulunduğu dosyalarda ceza hesabı farklılaşabilir. Bu nedenle her hüküm, mağdur sayısı, zincirleme suç hükümleri ve dosyadaki diğer artırma veya indirim nedenleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

HAGB'de bu kanunla gerçekte ne değişti?

7589 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi'nin 10.07.2025 tarihli, 2024/98 E., 2025/149 K. sayılı iptal kararıyla 30.09.2026'da yürürlükten kalkacak olan HAGB hükümlerini (CMK m.231/5-14) yeniden yasalaştırdı. HAGB’nin temel koşulları büyük ölçüde korundu: 2 yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası eşiği, 5 yıllık denetim süresi ve zararın giderilmesi şartı aynen sürüyor.

Bir yaygın bilgi yanlışını da düzeltmek gerekiyor: HAGB kararlarına istinaf yolu bu paketle açılmadı. İtiraz yerine istinaf denetimi, kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak bilinen 7499 sayılı Kanun'la getirildi ve 1 Haziran 2024'ten bu yana uygulanıyor; 7589 sayılı Kanun bu mekanizmayı korudu. Yeni düzenlemenin asıl farkı istisna kataloğunda: işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği, Anayasa m.17 kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda HAGB uygulanamayacak. Düzenlemede HAGB’nin hukuki sonuçlarına ilişkin mevcut esaslara da yer verildi: HAGB kararında hükmolunan hapis cezası ertelenemiyor ve seçenek yaptırımlara çevrilemiyor; denetim süresi içinde dava zamanaşımı duruyor; HAGB kayıtları ayrı bir sisteme işleniyor ve yalnızca soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak yargı mercilerine açılıyor.

Ceza yargılamasında başka hangi değişiklikler var?

Üç başlık öne çıkıyor: kaçak sanık sorgulanmadan mahkûm edilemeyecek (CMK m.247), Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın itiraz süresi 1 aydan 3 aya çıkıyor (CMK m.308) ve beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla biten dosyalarda DNA örnekleri derhâl imha edilecek (CMK m.80).

Kaçak sanık düzenlemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin defalarca savunma hakkı ihlali saydığı gıyabi mahkûmiyet pratiğine son veriyor; teslim olan veya yakalanan sanık, mahkemede bizzat hazır bulunmak kaydıyla yargılamanın yenilenmesini talep edebilecek. Başsavcı itirazında kapsam, yargı yeri belirleme ve görevsizlik kararları dışında Yargıtay'ın tüm ceza dairesi kararlarına genişliyor; sanık lehine itirazda süre sınırı yok ve yeni rejim, yürürlükten sonra Başsavcılığa teslim edilen dosyalara uygulanacak. Genetik veri tarafında ise beraat ve kovuşturmaya yer olmadığı hâlleri dışındaki DNA kayıtları, kararın kesinleşmesinden itibaren 20 yıl sonra imha edilecek; ilgiliye silinme talep hakkı tanınıyor.

Belirsiz alacak davası gerçekten kaldırıldı mı?

Evet. HMK m.107 yürürlükten kaldırıldı. Yerine HMK m.109'a eklenen 4. fıkra devrede: kısmi dava açan taraf, talep sonucunu bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına takılmadan ve ıslaha gerek duymadan tahkikat sona erene kadar artırabilecek; zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da davanın açıldığı tarihten itibaren kesilmiş sayılacak.

Değişikliğin muhatapları belli: işçilik alacakları, tazminat davaları ve ticari alacaklar. Belirsiz alacak davasının 15 yıllık uygulamasında hangi alacağın "belirsiz" sayılacağı tartışması, Anayasa Mahkemesi'nin hak arama hürriyeti ihlali kararlarına kadar uzanmıştı; Yeni düzenleme, alacağın belirsiz olup olmadığına ilişkin uyuşmazlıkları azaltmayı amaçlıyor. Bununla birlikte kısmi davada talep artırımının kapsamı ve uygulama koşulları yeni içtihatların konusu olabilir. HMK m.107 kaldırılmadan önce açılmış davalar, açıldıkları usule göre görülmeye devam edecek. Kayda değer bir yan etki de öngörülebilir: Artırılan kısım bakımından zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması, davanın başlangıçta daha düşük bir talep miktarıyla açılmasını teşvik edebilir. Bunun harç yükü ve davalının karşılaşacağı talep belirsizliği üzerindeki etkisi uygulamada ayrıca tartışılacaktır; bu pratiğin davalı tarafta yaratacağı belirsizlik, ilerleyen dönemin tartışma başlıklarından biri olacak.

Davalar gerçekten hızlanacak mı?

Kanunun bu iddiası üç somut mekanizmaya dayanıyor: hukuk davalarında duruşmalar arasındaki süre 3 ayı geçemeyecek (HMK m.147); hâkimin kendi hukuki bilgisiyle çözebileceği konularda bilirkişiye başvurması uyarma cezasına bağlandı; idari istinafta Bölge İdare Mahkemesi, eksik keşif ve bilirkişi incelemesini dosyayı ilk dereceye göndermeden bizzat tamamlayabilecek (İYUK m.45).

Üç ay kuralının istisnası dar tutuldu: bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini yazarak daha uzun süre belirleyebilecek. Duruşmalar arasında en fazla üç aylık süre öngörülmesi, hukuk yargılamalarında uzun duruşma aralıklarının azaltılmasını amaçlıyor. Zorunlu hâllerde daha uzun süre belirlenebilmesi ise hâkimin gerekçeli kararına bağlanıyor. e-Duruşma cephesinde ses ve görüntü nakliyle katılanlar için fiziksel imza zorunluluğu kalkıyor; ikrar, yemin, feragat, kabul ve sulh içinse duruşmada fiilen hazır bulunma şartı sürüyor. Bu hüküm yayımdan 3 ay sonra yürürlüğe girecek. İdari yargı tarafında tek hâkimle görülecek dava eşiği 25.000 TL'den 486.000 TL'ye çıkarıldı; heyet bekleyen çok sayıda dosya tek hâkimle sonuçlanacak ve iş yükü dengelenecek.

Yasal faiz ve tazminat hesapları nasıl değişiyor?

Kanuni faiz sabit oran olmaktan çıkıyor. 3095 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikle faiz; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80'i üzerinden hesaplanacak. Oran 30 Haziran itibarıyla 5 puan veya daha fazla farklılaşırsa, yılın ikinci yarısında güncel oran uygulanacak.

Bu formülün arkasında, sabit yasal faizin yüksek enflasyon dönemlerinde alacaklının mülkiyet hakkını zedelediğine ilişkin Anayasa Mahkemesi tespiti var; ticari uyuşmazlıklardan tazminat davalarına kadar tüm alacaklı-borçlu ilişkileri bu değişikliği hissedecek. Destekten yoksunluk tazminatında da hesap netleşti: TBK m.55 uyarınca, zarar görenin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil tarihinden, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecek. Kural, yürürlükten sonra gerçekleşen haksız fiillere uygulanacak; trafik ve iş kazası dosyalarındaki hesap tutarsızlıkları böylece kapanıyor.

Miras kalan taşınmazın satışında mirasçının önceliği nasıl işleyecek?

İİK m.114'te yapılan değişiklikle; tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiğinde, birinci açık artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacak. Teklifin, mahkemece belirlenen muhammen kıymetin yüzde 100'ünü karşılaması gerekecek; bu usul bir defaya mahsus uygulanacak.

Mirasçılardan alıcı çıkmazsa ikinci artırma herkese açılacak ve teklif tabanı muhammen kıymetin yüzde 50'si ile rüçhanlı alacaklar toplamından yüksek olanı olacak. Caydırıcılık da unutulmamış: ihale bedelini süresinde yatırmayan paydaşın teminatı diğer paydaşlara payları oranında ödenecek; ayrıca teklif bedelinin yüzde 5'i oranında idari para cezası öngörülüyor. Düzenlemenin hedefi, aile taşınmazlarının zorunlu satışlarda değerinin çok altında üçüncü kişilere geçmesini önlemek. Katılımın mirasçılarla sınırlanması rekabeti azaltabilir; yüzde 100'lük teklif tabanı, tam da bu riske karşı konulmuş emniyet sübabı.

Pakette af, nafaka veya boşanma düzenlemesi var mı?

Hayır. 7589 sayılı Kanun'da genel af, özel af, infaz indirimi veya denetimli serbestlik değişikliği bulunmuyor. Nafaka reformu, çekişmeli boşanmada iki aşamalı yargılama, 30 milyon TL üzeri tapu işlemlerinde avukat zorunluluğu ve nitelikli dolandırıcılık davalarının asliye ceza mahkemesine devri de kanuna girmedi; bu davalar ağır ceza mahkemesinde görülmeye devam edecek.

Nafaka başlığının takvimi ayrıca netleşti: Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026'da süresiz yoksulluk nafakasının yasal dayanağını iptal etti ve kararın yürürlüğünü 9 ay erteledi; düzenleme sonraki bir pakete bırakıldı, süresiz nafaka bu süre boyunca yürürlükte. Cezaevinde yakını bulunan kişilerin, sosyal medyada paylaşılan tahliye veya infaz indirimi iddialarını yalnızca kabul edilen kanun metni ve Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeler üzerinden değerlendirmesi gerekir. tahliye vaadiyle umut pazarlayan hesapların ve "özel bağlantı" iddiasıyla para isteyen kişilerin anlattığı senaryoların kanunda karşılığı yok. Bir düzenlemenin infaz veya tahliye bakımından sonuç doğurabilmesi için kanunlaşması, Resmî Gazete’de yayımlanması ve somut dosya bakımından uygulanma koşullarının oluşması gerekir.

Sık sorulan sorular
7589 sayılı Kanun ne zaman yürürlüğe girecek?

Cumhurbaşkanı onayının ardından Resmî Gazete'de yayımlandığı gün yürürlüğe girecek. e-Duruşmaya ve vesayet kapsamındaki elektronik satışa ilişkin hükümler yayımdan 3 ay sonra uygulanmaya başlayacak. 21 Temmuz 2026 itibarıyla yayım henüz gerçekleşmedi.

Kesinleşmiş IBAN dosyam var; indirimi nasıl talep ederim?

Kanun yürürlüğe girdikten sonra hükmü veren mahkemeye uyarlama talebinde bulunulur. Mahkeme, TCK m.158/4 koşullarının oluşup oluşmadığını dosya üzerinden değerlendirir; koşullar varsa ceza yarı oranında indirilir. Etkin pişmanlıktan da yararlanmak için mahkeme ihtarından itibaren 6 ay içinde mağdurun zararının tamamen giderilmesi gerekir.

Zararı ödeme gücüm yok; yine de indirim alır mıyım?

TCK m.158/4'teki yarı indirim ödeme şartına bağlı değildir; koşulları taşıyan herkese uygulanır. Ödeme, yalnızca TCK m.168/2'deki yarıya varan ek indirimin şartıdır. İnfaz aşamasında zarar tamamen giderilmeden infazın durdurulmasına veya ertelenmesine karar verilemez.

Dosyam Yargıtay ceza dairesinde inceleniyor; ne olacak?

Geçici hükümler bölge adliye mahkemelerini ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nı açıkça sayıyor; ceza dairelerindeki dosyalar için açık ifade yok. Lehe kanunun uygulanmasını düzenleyen TCK m.7/2 gereği bu dosyaların da bozma yoluyla ilk derece mahkemesine gönderilmesi beklenir; uygulama kısa sürede netleşecektir.

Kripto borsasındaki hesabımı kullandırdım; kapsamda mıyım?

Evet. TCK m.158/4, kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçların verilmesini açıkça kapsıyor. Suça katkınız bununla sınırlıysa yarı oranında indirim gündeme gelir; dosyadaki diğer deliller belirleyici olur.

HAGB kararına itiraz mı, istinaf mı edeceğim?

İstinaf. HAGB kararlarına karşı istinaf yolu 1 Haziran 2024'ten bu yana açık; 7589 sayılı Kanun bu denetimi korudu. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı, koşulları varsa temyiz yoluna gidilebilir.

Denetimli serbestlik sürelerinde değişiklik var mı?

Hayır. 7589 sayılı Kanun, denetimli serbestlik veya koşullu salıverilme sürelerine dokunmuyor. Aksi yöndeki sosyal medya paylaşımlarının resmî bir dayanağı bulunmuyor.

Derdest belirsiz alacak davam ne olacak?

HMK m.107'nin kaldırılmasından önce açılmış davalar, açıldıkları usule göre görülmeye devam edecek. Yeni açılacak davalarda kısmi dava ve HMK m.109/4'teki bir defalık artırım imkânı kullanılacak; strateji dava açılmadan önce buna göre kurulmalı.

Peki şimdi ne yapılmalı?

12. Yargı Paketi, hesabını başkasına kullandırdığı gerekçesiyle dolandırıcılık suçundan yargılanan kişilerin ceza sorumluluğunun belirlenmesinden hukuk davalarının daha kısa aralıklarla görülmesine kadar geniş bir alanda değişiklikler getiriyor. Ancak yeni hükümler her dosyada kendiliğinden ve aynı şekilde sonuç doğurmayacaktır.
Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra özellikle kesinleşmiş dosyalar bakımından sürelerin dikkatle takip edilmesi gerekir. Mahkemenin ihtarından itibaren başlayacak altı aylık süre içinde zararın tamamen giderilmemesi, TCK m.168/2 kapsamında öngörülen ek indirimden yararlanma imkânının kaybedilmesine yol açabilir. Bu nedenle dosyanın bulunduğu aşama, kesinleşme ve infaz durumu, zarar miktarı, ödeme imkânı ve kişinin suça katılım biçimini gösteren deliller kanun yürürlüğe girmeden önce birlikte değerlendirilmelidir.

Yazar: * Av. Ahmet Karaca


* Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olup çalışmalarını bilişim hukuku, yapay zekâ hukuku, kripto varlık hukuku, siber suçlar ve dijital dolandırıcılık dosyaları üzerinde yoğunlaştırmaktadır.

Yazarın Yazıları