İlber Ortaylı'nın İzinde: İran-İsrail-ABD Savaşının Tarihsel Kökleri ve Büyük Kehanet
Türkiye, 13 Mart 2026'da sadece bir tarihçiyi değil, bir devrin hafızasını kaybetti. Prof. Dr. İlber Ortaylı, vefatından kısa süre önce katıldığı son programlarda ve kaleme aldığı makalelerde, bugün dünyayı eşiğine getiren İran-İsrail-ABD gerilimine dair hayati uyarılarda bulunmuştu. Onun "İzinde" yürümek, bugün sadece geçmişi değil, yaklaşan fırtınayı anlamak demektir.
1. Pax Ottomana'dan Sonra Neden Huzur Gelmedi?
İlber Ortaylı'nın vasiyet niteliğindeki en büyük tespiti, Ortadoğu'daki otorite boşluğuydu. Osmanlı Devleti'nin 1918'de çekilmesinin ardından bölgenin "adaletsiz bir laboratuvara" dönüştüğünü savunan Ortaylı, suni sınırların bugünkü savaşların asıl kaynağı olduğunu her fırsatta vurgulardı.
Suni Devletler: Masa başında çizilen haritalar, bugün İsrail ve komşuları arasındaki bitmek bilmeyen sınır çatışmalarının genetik kodudur.
Osmanlı Barışı: Ortaylı, bölgenin ancak yerel dinamiklere saygı duyan kapsayıcı bir üst akılla (Pax Ottomana benzeri) huzura kavuşabileceğine inanırdı.
2. İran: İmparatorluk Hafızası ve Stratejik Derinlik
Vefatından önce yaptığı analizlerde Ortaylı, İran'ı küçümseyen Batılı stratejistleri "cahillikle" suçlardı. İran'ın bir "gecekondu devleti" olmadığını, aksine binlerce yıllık bir devlet geleneğine sahip olduğunu hatırlatırdı.
Pers Mirası: İran-İsrail gerilimi sadece ideolojik değil, iki kadim gücün bölgedeki egemenlik yarışıdır.
Diplomatik Kurnazlık: Ortaylı, İran'ın Batı ile yürüttüğü nükleer ve askeri satrancın arkasında, yüzyılların getirdiği bir diplomatik birikim olduğunu savunurdu.
3. İsrail ve "Tarih Bilmezlik" Eleştirisi
İlber Ortaylı, İsrail'in mevcut saldırgan tutumunu "tarihi okuyamamak" olarak değerlendirirdi. Ona göre bir devlet, sadece teknolojik üstünlükle değil, bölge sosyolojisine uyum sağlayarak yaşayabilirdi.
"Kabadayılıkla hakanlık yapılmaz. İsrail, içindeki aklıselim sesleri susturduğu sürece kendi geleceğini de ateşe atıyor."
4. ABD'nin Büyük Yanılgısı ve "Büyük Kehanet"
Ortaylı'nın vefatından önce sıkça dile getirdiği "Büyük Kehanet" şuydu: "Tarih bilmeyen güçlerin coğrafyaya müdahalesi, sadece kaosu büyütür." ABD'nin binlerce kilometre öteden gelip Ortadoğu'yu dizayn etme çabasını "modern bir haçlı seferi yanılgısı" olarak görür ve bu zorlama düzenin mutlaka çökeceğini öngörürdü.
Türkiye'nin Yolu: İlber Hoca'nın Vasiyeti
İlber Ortaylı, Türkiye'nin bu üçgen arasındaki konumuna dair şu altın öğütleri bırakmıştı:
Denge Politikasından Vazgeçmemek: Ne Batı'nın maceracı planlarına dahil olmak ne de bölgesel kamplaşmaların içinde erimek.
Akademi ve Bilgi: Dış politikanın "duygularla" değil, tarih ve coğrafya bilgisiyle (yani liyakatle) yönetilmesi.
Kültürel Liderlik: Türkiye'nin bölgedeki tek gerçek gücünün, Osmanlı'dan miras kalan "hakemlik" rolü olduğunu unutmamak.
Sonuç: Bir Çınarın Ardından...
İlber Ortaylı'yı 16 Mart 2026'da Fatih Camii Haziresi'nde, hocası Halil İnalcık'ın yanına uğurlarken sadece bir cenaze değil, bir vizyonu da omuzladık. Onun İran, İsrail ve ABD üzerine yaptığı bu uyarılar, bugün devlet adamlarının masasında birer rehber olarak durmalıdır.
Hocanın her zaman dediği gibi: "Tarih bir oyun değildir; kuralları kanla yazılır, ancak akılla yönetilir." Ruhu şad olsun.
#İlberOrtaylıVefatı, #İranİsrailGerilimi, #ABD #OrtadoğuSiyaseti, #TarihselAnaliz, #İlberOrtaylıSonSözleri.









