Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş
Adnan Ateş
Yazarın Profili
28.10.2026 01:10

Paris’te sarı yelekliler ve yaşlı çiftçinin naylonu

Haber Detay Image

27 Kasım 2019, Paris.

Paris'e her gidişimde kendimi başka bir hikâyenin içinde bulurum. Avrupa seyahatlerimin vazgeçilmez durağıdır bu şehir. Genellikle Pantin'de mütevazı bir hostelde kalır, fırsat buldukça sokaklarında dolaşırım.

O gün ise Paris bambaşkaydı.

Sarı Yelekliler hareketinin etkileri henüz sürerken Fransız çiftçiler de ayaktaydı. Traktörler başkente girmiş, Champs-Élysées samanlarla dolmuştu. Çiftçi örgütleri düşük gelirlerini ve tarım politikalarını protesto ediyordu.

Ben de tesadüfen oradaydım.

Hava soğuktu. Akşam saatlerinde sokakları dolaşırken eyleme katılan yaşlı bir Fransız çiftçiyle sohbet etmeye başladım. Bir süre konuştuktan sonra yakındaki banka oturmak istedim. Ancak bank hem ıslak hem de buz gibiydi.

Yaşlı çiftçinin arka cebinde rulo hâlinde bir naylon parçası gördüm.

“Amca, cebindeki naylonu bana verir misin?” dedim.

Şaşırdı.

“Ne yapacaksın?”

“Bankın üzerine serip oturacağım. Sonra sana geri veririm.”

Hiç düşünmeden cevap verdi:

“Hayır, veremem.”

Açıkçası şaşırmıştım. Alt tarafı bir naylon parçasıydı. Üstelik geri verecektim.

“Neden?” diye sordum.

Verdiği cevap, yıllar geçmesine rağmen hafızamdan hiç silinmedi.

“Bu benim seramın naylonu. Buraya gelmişken üniversitenin laboratuvarına götürüp test ettireceğim. Önümüzdeki kışın soğuğuna bir yıl daha dayanabilir mi, öğrenmek istiyorum. Dayanamayacaksa yenisini alacağım.”

Bir an sustum.

Karşımda hakkını aramak için başkente gelmiş bir çiftçi vardı. Ürününden yeterince kazanamadığını düşünüyordu. Bunun için kilometrelerce yol katetmiş, demokratik hakkını kullanıyordu. Ama bütün bu mücadelenin arasında cebinde taşıdığı küçük bir naylon parçasının ömrünü bilimsel yöntemlerle ölçtürmeyi de düşünüyordu.

İşte o an Fransa ile Türkiye'nin tarım kültürü arasındaki farkı düşündüm.

Mesele yalnızca traktörün büyüklüğü, seranın modernliği ya da kullanılan teknolojinin gelişmişliği değildi. Asıl mesele, çiftçinin bilgiyle, bilimle ve üniversiteyle kurduğu ilişkiydi.

Türkiye'de de toprağını çok iyi tanıyan, yılların deneyimine sahip üreticilerimiz var. Peki, onların kaçı böyle bir laboratuvara kolayca ulaşabiliyor? Kaçı basit bir malzemeyi değiştirmeden önce bilimsel test yaptırmayı düşünüyor?

O çiftçi bana naylonunu vermedi. Ben de ısrar etmedim. Oturmak için başka bir çözüm buldum.

Aradan yıllar geçti. O yaşlı adamın adını hatırlamıyorum. Ama sözünü hiç unutmadım.

Paris'te o akşam bir naylon parçasına oturamadım. Fakat bir çiftçinin bilincinden çok şey öğrendim.

Adnan Ateş

Ekovizyon Dergisi

Gen. Yay. Yön.

Yazarın Yazıları