Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş
Adnan Ateş
Yazarın Profili
09.10.2026 13:02

Ümmü Mûsâ'dan fon çağına: Makamın gölgesinde servet

Haber Detay Image

Bin yıl önce Bağdat'ta bir kadın vardı. Adı Ümmü Mûsâ.

Abbâsî sarayında görevliydi. Zamanla öyle bir nüfuz kazandı ki devletin üst düzey yöneticileri üzerinde söz sahibi olmaya başladı. Sarayın kapıları ona açılıyor, devlet hazinesinden yapılan ödemelerde etkisi hissediliyordu.

Tarihçi Halil İbrahim Hançabay'ın Belleten dergisinde yayımlanan araştırmasına göre Ümmü Mûsâ'ya bir dönem günlük bin dinar teslim ediliyordu. Kardeşi Ahmed b. Abbâs ise herhangi bir resmî görevi bulunmadığı hâlde aylık 7 bin dinar alıyordu. Dönemin veziri bu ödemeleri sorgulamıştı.

Dikkat edin, mesele yalnızca bir kadının sarayda güç kazanması değildi. Asıl mesele, devlet makamıyla aile ilişkilerinin birbirine karışması ve kamu kaynaklarının kimlere, hangi gerekçeyle aktarıldığıydı.

Aradan yaklaşık 1.100 yıl geçti.

Saraylar değişti. Makamlar değişti. Dinarın yerini lira, altın keselerinin yerini banka hesapları, saray defterlerinin yerini yatırım fonları aldı.

Ama insanın güçle, makamla ve servetle kurduğu ilişki pek değişmedi.

Bugün de devletin çeşitli kademelerinde görev almış bazı yöneticilerin, makamlarının sağladığı çevre ve ilişkiler üzerinden kendilerine ya da ailelerine ekonomik avantaj sağlayıp sağlamadığı tartışılıyor.

Üstelik bu tartışmaların odağında zaman zaman kadın yöneticiler de bulunuyor.

Burada sorun kadınların yönetici olması değil. Tam tersine, kadınların kamusal hayatta ve devlet yönetiminde daha fazla yer alması toplumsal gelişmenin önemli bir göstergesidir.

Sorun, kadın ya da erkek fark etmeksizin, kamu makamını aile şirketinin yönetim kurulu koltuğu gibi gören anlayıştır.

Devletin makamı kişisel mülk değildir.

Kamu kurumları aile şirketi değildir.

Devlet hazinesi de kimsenin mirası değildir.

Bir yöneticinin ailesinin ticaret yapması, yatırım fonu alması, şirket kurması elbette suç değildir. Fakat bu faaliyetlerde kamu gücünden kaynaklanan bir ayrıcalık, içeriden bilgi veya nüfuz kullanılıp kullanılmadığı sorusu ortaya çıktığında, cevap yalnızca kişisel açıklamalarla sınırlı kalmamalıdır.

Çünkü vatandaşın hakkı olan şey, yalnızca dürüst yönetilmek değil, dürüst yönetildiğini görebilmektir.

Bugün sıradan bir vatandaş kredi bulmakta zorlanırken, bazı insanların kısa sürede nasıl büyük servetlere ulaştığı merak ediliyorsa, bu soruyu sormak gazeteciliğin görevidir.

Elbette büyük servet tek başına suç kanıtı değildir. Soruşturma da mahkûmiyet anlamına gelmez. Ancak kamu görevi üstlenmiş kişilerin mal varlıkları ve çıkar ilişkileri konusunda daha yüksek bir şeffaflık beklentisi olması doğaldır.

Ümmü Mûsâ'nın hikâyesinde dikkatimi çeken, onun kadın olması değil; kardeşinin resmî bir görevi bulunmadan devlet kaynaklarından ödeme alabilmesidir.

İşte tarihin bugüne bıraktığı asıl soru budur:

Bir insan devlet makamına geldiğinde yalnızca kendisi mi yükselir, yoksa bütün ailesinin ekonomik kaderi de birdenbire değişir mi?

Makam geçicidir. Yetki geçicidir. Siyasi nüfuz geçicidir.

Ama kamu kaynakları üzerinde kurulan haksız ayrıcalıkların bedelini toplum uzun yıllar ödeyebilir.

Bin yıl önce sarayın kapısından giren nüfuz, bugün başka kapılardan geçebilir. Dün dinar konuşuluyordu, bugün fon. Dün saray görevlileri vardı, bugün bakanlar, bürokratlar ve kurum yöneticileri.

Her dönemin kendine özgü kurumları, yasaları ve denetim mekanizmaları var. Fakat temel ilke değişmiyor:

Devletin kapısından görevli olarak giren hiç kimse, o kapıyı ailesinin servetine açılan özel bir geçide dönüştürmemeli.

Ümmü Mûsâ'nın yaşadığı çağdan bugüne kadar değişmesi gereken asıl şey isimler değil, kamu malına bakışımızdır.

Çünkü devletin hazinesi ne sarayın sandığıdır ne de makam sahiplerinin aile kasası.

O hazine, milletindir.

Kaynak ve tarihî not: Halil İbrahim Hançabay, “Abbâsî Sarayının Kadın Görevlileri: Kahramâneler”, Belleten (2025). Ümmü Mûsâ hakkındaki ödemeler tarihî rivayetlere dayanmaktadır; bunlar hakkında kesinleşmiş bir hırsızlık hükmü bulunduğu anlamına gelmez.

Adnan Ateş

Yazarın Yazıları