Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş
Adnan Ateş
Yazarın Profili
22.10.2026 11:31

İran, Gebze, Nusaybin: Bitcoin madenciliğinde bitmeyen umut

Haber Detay Image

Ekonomik belirsizliklerin, yükselen işletme giderlerinin ve geleneksel yatırım araçlarındaki risklerin arttığı dönemlerde insanlar yeni gelir kapıları arıyor. Kimi ticarete, kimi borsaya, kimi de dijital ekonominin sunduğu fırsatlara yöneliyor. Kripto para madenciliği de bu arayışın yıllardır en dikkat çekici alanlarından biri.

Bu arayışı anlıyorum. Ancak kazanç beklentisiyle ekonomik gerçekliği birbirinden ayırmak gerekiyor. Bitcoin madenciliği, evin bir köşesine yerleştirilen bilgisayarla gelir elde edilen yıllardan çok uzaklaştı. Bugün mesele yalnızca makine satın almak değil; enerjiyi hangi bedelle temin ettiğiniz ve dünyanın geri kalanıyla nasıl rekabet ettiğiniz.

Bitcoin’in ilk yıllarını hatırlıyorum. 2010’ların başında bilgisayar işlemcileriyle, ardından ekran kartlarıyla üretim yapılabiliyordu. Zorluk seviyesi o gün de vardı ama rekabet sınırlıydı. Özel madencilik cihazlarının yaygınlaşmasıyla oyun değişti. Artık beş, on, hatta yirmi makine sahibi olmak bile düzenli kazanç garantisi vermiyor.

Üstelik 21 milyonla sınırlandırılmış Bitcoin arzının yaklaşık 20,1 milyonu üretilmiş durumda. Geriye yaklaşık 900 bin Bitcoin kaldı. İşte tüm yarış kalan 900 bin adet Bitcoin için. Ve bu yarış 2140 yılına kadar devam edecek. Çünkü Nakamoto, Genesis bloğunun enter tuşuna basmadan önce üretimi yani madenden son Bitcoinin indirileceği tarihi 2140 olarak proğramlamıştı.

2024’te blok başına ödül 3,125 Bitcoin’e düşmüştü. Madenciler artık azalan ödüller, işlem ücretleri ve giderek sertleşen küresel rekabetler içinde yarışıyor.

Yıllardır şunu söylüyorum: Madencilikte en ağır gider kalemi çoğu zaman elektriktir. Daha doğrusu her zaman ki en fazla gider kalemi demek daha doğru olur. Makine yatırımı bir defaya mahsus. Ama elektrik faturası her ay gelir.

Bir ekonomik faaliyetin kârlılığını ölçmenin dürüst yolu, bütün maliyetlerini hesaba katmaktır. Bedeli ödenmeyen elektrik, verimlilik başarısı değildir; faturayı başkasına göndermektir.

2018’de Ekovizyon’da yazdığım gibi, kripto para alıp satmakla madencilik yapmak da aynı iş değil. İlki fiyat hareketlerinden kazanç arar; ikincisi makine, enerji, bakım ve işletme disiplinine dayanır. Birkaç cihazı çalıştırabilmek, sağlam bir iş modeli kurduğunuz anlamına gelmez.

Ucuz enerji bu nedenle madenciliğin coğrafyasını belirliyor. Çin’in dağlık bölgelerinde hidroelektrik üretiminden, İzlanda’da jeotermal enerji ve doğal soğutma avantajından yararlanılması tesadüf değil. Burada akılcı olan, enerjiyi yasal ve sürdürülebilir biçimde uygun maliyetle sağlamak. Fakat herkes bu yolu seçmiyor.

İran’ın camileri, Gebze’nin fabrikası

2019’da İran’da bazı okulların ve camilerin ücretsiz ya da sübvansiyonlu elektrik imkânlarının madencilikte kullanıldığına ilişkin haberler gündeme gelmişti. İranlı enerji yetkilileri de bu tür kullanımlara dikkat çekmişti. Cami elektriğinden bedelsiz yararlanma iddiaları, madencilerin maliyeti sıfıra indirme arayışının ne kadar ileri gidebildiğini gösteriyordu. Bütün iddiaları doğrulanmış kabul etmek doğru değil; fakat sorunun yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığı açık.

İran örneğindeki asıl mesele ibadethaneler değil, onlara sağlanan enerji imkânının özel kazanca dönüştürülmesi. Kamu hizmetleri için sunulan düşük maliyetli veya ücretsiz elektriği birilerinin ticari faaliyetine aktarmak, görünürde cazip bir kazanç yaratabilir. Oysa maliyet yok olmaz, yalnızca başkasına devredilir. Türkiye’de aynı yöntemin bir sanayi tesisinde ya da kırsaldaki bir yapıda karşımıza çıkması da bu gerçeği değiştirmiyor.

Üstelik bunu yalnızca Güneydoğu Anadolu’ya ait bir meseleymiş gibi anlatmak da yanlış. 13 Ekim 2021’de Kocaeli’nin Gebze ilçesinde, Tavşanlı Mahallesi’ndeki mühürlü bir fabrikada 650 kripto para madenciliği cihazı ele geçirildi. Jandarmanın tespitlerine göre cihazlar, yasa dışı elektrik bağlantısıyla çalıştırılıyordu. Sanayi üretimiyle tanınan Gebze’deki bu örnek, meselenin bölgesel kalıplara sığmadığını ortaya koydu.

Benzer bir olay Aralık 2025’te Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde yaşandı. Ahır görünümü verilen bir yapıda 281 madencilik cihazı tespit edildi. Bir yanda Gebze’nin fabrikası, diğer yanda Hilvan’ın kırsalındaki tesis… Aynı ekonomik dürtü, farklı mekânlar: Yüksek enerji maliyetinden kaçarken başkasının ödediği elektriği kullanmak.

Burada bir yanlış anlamayı da önleyelim. Bulunan her cihazın Bitcoin ürettiğini bilmiyoruz. Litecoin, Dogecoin ve Monero gibi başka madenciliğe uygun kripto varlıklar da var. Ethereum 2022’den beri madencilikle üretilmiyor; XRP ise zaten bu yöntemle çıkarılmıyor. Kullanılan makineler incelenmeden hangi varlığın üretildiğini kesin biçimde söyleyemeyiz.

Son adres Nusaybin

Şimdi bu zincirin son halkasında Mardin’in Nusaybin ilçesi var. Polis ekiplerinin bir binanın bodrum katına düzenlediği operasyonda kripto para üretim cihazları bulundu. Dicle Elektrik’in teknik incelemesine göre cihazların enerjisi yasa dışı bir bağlantıdan sağlanıyordu; aylık tüketim yaklaşık 200 hanenin tüketimine eşdeğerdi. Savcılık kararıyla cihazlara el konuldu, adli süreç başlatıldı.

Yeni gelir arayışını yadırgamıyorum; hukuka aykırı biçimde bedeli topluma yüklemeyi ise kabul etmiyorum. Madencilik yapmak başka, şebekeden karşılıksız enerji almak başka. Nusaybin’deki adli vaka, İran’ın camilerinden Gebze’nin fabrikasına uzanan küresel sorunun yeni bir örneği. Bitcoin’de kolay kazanç dönemi geride kaldı. Ama o eski zenginleşme hayalinin peşinden gidenler hâlâ var.

Yatırım tavsiyesi değildir (YTD).

Adnan Ateş

Ekovizyon Dergisi

Yazarın Yazıları