Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş
Adnan Ateş
Yazarın Profili
04.11.2026 01:18

LinkedIn’i de kendimize benzettik

Haber Detay Image

LinkedIn’e mesleğimle ilgili bir şey öğrenmek için giriyorum. Karşıma önce bir bulmaca çıkıyor. Ardından kaynağı belirsiz bir başarı hikâyesi. Biraz aşağıda siyasi hesaplaşma, onun altında üçüncü sayfa haberi.

İş dünyasının sosyal ağına gelmiştik. Mahallenin bütün WhatsApp grupları aynı salonda toplanmış.

LinkedIn’in bir işlevi vardı, hâlâ da var: Mesleki bağlantılar kurmak, bilgi paylaşmak, iş birliği geliştirmek. İnsanların deneyimlerinden yararlanmak, doğru kişiye ulaşmak. Elbette iş ve çalışan bulmak da bunun içinde.

Fakat Türkiye’den benim gördüğüm akışta mesleki paylaşımın yerini sık sık başka bir faaliyet alıyor: Her konuda görünür olma gayreti.

Mesleğiniz ne olursa olsun, gündemdeki her olay için kürsü hazır. Uzmanlık şartı aranmıyor. Bir kanaatiniz, mümkünse de karşı tarafı kızdıracak bir cümleniz olsun yeter.

İnanç üzerinden üstünlük taslayan da var, inançla alay ederek kendisini üstün sayan da. Siyasi görüşünü her paylaşımın içine yerleştiren de var, tanımadığı insanları görüşlerine göre mesleki ehliyet sınavına sokan da.

Kendi çevresinin alkışını alıp aynı fikirleri birbirine tekrar etmek. Ortada öğrenme niyeti bulunmuyor; konuşmanın sonunda herkes başladığı yerde, yalnız biraz daha öfkeli.

İş hayatının siyasetten bağımsız olduğunu söylemiyorum. Ücret konuşulur, sendika konuşulur, ayrımcılık konuşulur. Ekonomi politikalarının işletmelere etkisi tartışılır. Bunların mesleki karşılığı vardır.

Ama her konuyu kendi mahallesinin sloganına bağlamak, tartışma sayılmaz.

Bir de etkileşim esnafı var.

“Bu işlemi sadece üstün zekâlılar çözebilir.”

Çözünce ne oluyor? Takipçiler finans direktörlüğüne mi atanıyorlar?

Arkasından bağlamından koparılmış bir kavga videosu geliyor. Sonra doğruluğu belli olmayan bir olay, üzerine aceleyle iliştirilmiş liderlik dersi..

Mizaha itirazım yok. İnsanların kişisel deneyim anlatmasına da. Sürekli ciddi suratla dolaşmayı profesyonellik sanmıyorum. Fakat bir iş ağında mesleki bilgiye ulaşmak için bu kadar alakasız içeriğin arasından geçmek oldukça yorucu.

Üstelik gürültü arttıkça söyleyecek sözü olanların görünmesi zorlaşıyor. Deneyimini anlatan mühendis, sektörünü değerlendiren ihracatçı, araştırmasını paylaşan akademisyen aynı dikkat yarışına sokuluyor. Bulmacanın cevabını merak eden kalabalık, uzmanlığın önüne geçebiliyor.

İş ilanları da bu vitrin düzeninden payını alıyor. Aylarca tekrarlanan ilanlar, şirketin gerçekten çalışan mı aradığı yoksa “Biz büyüyoruz” görüntüsü mü verdiği sorusunu doğuruyor. Her tekrarın göstermelik olduğunu söyleyemeyiz. Ama belirsizliğin maliyetini başvuran taşıyor.

LinkedIn’in sorumluluğu burada başlıyor.

Platform, yapay etkileşimi sınırladığını ve otomatik yorumlarla mücadele ettiğini açıklıyor. O hâlde kullanıcıya mesleki bakımdan daha anlamlı bir akış sunmasını da bekleyebiliriz. İçerik üretimini teşvik ederken ortaya çıkan kalabalığın niteliğinden sorumlu olmadığını söyleyemez.

Çözüm, beğenmediğimiz görüşlerin sahiplerini silmek değil. Mesleki ilgiyi gözeten öneriler, yanıltıcı içeriklere müdahale ve etkileşim avcılığına karşı tutarlı uygulama gerekiyor.

Bizim de biraz ölçü öğrenmemiz lazım. Her platforma aynı içeriği taşıyıp sonra platformların birbirine benzemesinden şikâyet edemeyiz.

Yazarın Yazıları