Terör Saldırısında Ölmekten Korkmuyorum"

Terör Saldırısında Ölmekten Korkmuyorum"

Terör Saldırısında Ölmekten Korkmuyorum'
Anadolu Ajansı - Haberler | Kültür Sanat

İstiklal Caddesi'nde meydana gelen terör saldırısı sırasında Kadıköy'deki okulunda ders çalıştığını belirten Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencisi 21 yaşındaki Ali Demirbaş, saldırıyı sosyal medyadan öğrendiğini söyledi.

SALİHA ÖZDEMİR - İstiklal Caddesi'nde meydana gelen terör saldırısı sırasında Kadıköy'deki okulunda ders çalıştığını belirten Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencisi 21 yaşındaki Ali Demirbaş, saldırıyı sosyal medyadan öğrendiğini söyledi.

Demirbaş, saldırı sonrası Beylikdüzü'ndeki evine gitmek için yola çıktığını belirterek, şunları dile getirdi:

"Saldırıya üzüldüm, ders çalışamadım. Eve gitmeye karar verdim. Kadıköy'den ayrılırken yollar bomboştu. Beylikdüzü'ne doğru yoldayken yazar Yıldıray Oğur'un etkinliğiyle ilgili 'İptal olmadı, yollar açıksa orada olacağım' tweetini gördüm ve baktım ki etkinlik tam da saldırının olduğu Taksim'de. Siyaset Bilimi okuduğum için olayın sadece insan öldürmek olmadığı düşüncesindeydim. Saldırı esasında, bildiğimiz psikolojik terörün uygulandığını fark ettim yolda. 'İnsanlar korkudan sokağa çıkamayacaklar' diye düşündüm ve eve gitmekten vazgeçip Taksim'e gitmeye karar verdim."

"Gerekirse teröre karşı tek başıma eylem yaparım"

Etkinliğe katılmaya karar verdiği sırada cep telefonundan okuldaki farklı görüşlerden kişilerin bulunduğu arkadaşlarıyla iletişim kurduğunu paylaşan Demirbaş, "Patlama oldu şu kadar ölü, yaralı filan bir iki haber girdim WhatsApp grubumuza. Ondan sonra arkadaşlarıma Taksim'e gideceğimi yazdım, onları da davet ettim. 'Delirme' dediler. 'Dışarı niye çıkmıyorsunuz? Teröristler sokağa çıkmamanızı istiyorlar zaten' gibi şeyler söyledim. Kararımı çoktan vermiştim, kimse yoksa da gerekirse tek başıma Taksim'de teröre karşı eylem yaparım diye düşündüğümü söyledim" diye konuştu.

Demirbaş, yolda annesini arayarak Taksim'e gideceğini söylediğini, annesinin önce "Ne işin var Taksim'de?" dedikten sonra, nedenini dinleyince "Dikkat et, eve geç kalma" sözleriyle kendisine güven duyduğunu ifade etti.

"Terör saldırısında ölmekten korkmuyorum" diyen Demirbaş, şunları anlattı:

"Ben kadere inanıyorum, ölümden de kaçış yok. Taksim'e gittiğimde sokaklar bomboştu. Atatürk Kitaplığı'na ulaştığımda kapıdaki güvenlik 'Her şey iptal oldu' dedi. Ben görevliyle konuşurken Yıldıray Oğur geldi ve 'Etkinlik iptal değil, ben geldim, hayatımıza devam etmemiz gerekiyor' dedi ve birlikte içeri girdik. Benden başka kimse yoktu. Yıldıray Bey resmimi çekti, twitter hesabından "Taksim Atatürk Kitaplığı'ndayız. Ali geldi, siz de gelebilirsiniz. Yollar açık..." diye yazarak paylaştı."

Etkinliğin başlaması için bir süre beklediklerini dile getiren Demirbaş, birkaç kişinin daha gelmesi üzerine Yıldıray Oğur'un dinleyicilerine terör olayını, şiddeti değerlendiren bir konuşma yaptığını aktardı.

"Dik durarak bunu da atlatacağımızı düşünüyorum"

Demirbaş, etkinlik sonrası Taksim'de dolaştığını dile getirerek, şu gözlemini paylaştı:

"Hayatımda ilk defa Taksim'i o kadar boş gördüm. Normalde metro çıkışlarında merdivenlerdeki kalabalık yüzünden zar zor çıkarız. Patlama sonrası iki üç kişi vardı. Çok garibime gitti. İnsanların korkmalarını da doğal karşılıyorum ama siyasi bilinçli insanların evlerine kapanmamaları gerekiyor. Dik durmamız gerekiyor. Dik durmadıkça başımıza vuracaklar. İnsanımızın bu konuda gittikçe bilinçlendiğini de düşünüyorum. Dik durarak bunu da atlatacağımızı düşünüyorum çünkü biz son 4 senedir neler atlattık neler."

Terör saldırısının ardından Taksim'e giderken farklı düşünceler içinde olduğunu vurgulayan Demirbaş, şunları ifade etti:

"Yolda esas düşündüğüm, insanların kitleler halinde oraya gitmesiydi. Bir kişi, iki kişi derken yüzlerce kişi gitmeli diye düşünüyordum. Böylece kimse korkmaz çünkü sokaklar boşken insanlar daha çok korkuyor. Sokağa bilinçli olan insanlar çıksın ki diğer insanlar bizi görünce cesaret alsınlar, çocuklar haklı desinler. Bunu yapacak bir gençlik düşüncede var, sosyal medyada bu düşüncelerini dillendiriyorlar ama yeterli değil, gençler sokağa inmeli. Bunu militanca bir şey olarak söylemiyorum. Bütün Türkiye'yi etkileyen bir olayda korkmadıklarını göstermek için olayın olduğu yere gidilmesi çok önemli."

Paris'te yaşanan terör olayları sırasında Fransa'daki birlik duygusuna dikkati çeken Demirbaş, "Paris'te de terör olayı yaşandı geçen sene. Sağcısı, solcusu birlik olup orada sokaklarda, sosyal medyada, basında, her yerde terörü lanetlediler. Bizim de bugün Türkiye'de önceliğimiz bu olmalı. Sağmış, solmuş, o partiymiş, bu partiymiş, başka bir şeymiş, bunları bırakıp terörü lanetlemeliyiz hep birlikte. Dik durmak için elimizden geleni yapmalıyız. Mesela iktidara karşı olan bir nefretin varsa oturur onu da konuşuruz sonra ama şu an önümüzde ortak bir düşman var, terör. Bu düşmanı birlik olmadığımız sürece def edemeyiz" şeklinde konuştu.

"Gençler olarak terörle aramıza mesafe koymalı, hiç açık bırakmamalıyız"

Demirbaş, kendi yaşıtlarının "korku görmeden büyüyen" bir kuşak olduğu yorumunu yaparak, ailesinden ve okuduğu kitaplardan Türkiye'de daha önce yaşanan terör olayları hakkında bilgi edindiğini söyledi.

7 Haziran 2015 seçimleri öncesi bir arkadaşının "Biz Ak Parti ile büyüdük. Hep iyiyi gördük ve daha iyisini görmediğimiz için Ak Parti reform yapmalı" dediğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Teröre dair hiçbir şey görmeden büyüdük. Kitaplarda 90'ların çok kötü olduğu dönemleri okuyoruz ama yaşamadığımız için empati kurmamız biraz sıkıntılı oluyor. 80'lerde sağ, sol çatışmasının oluşturduğu şiddetin boyutu çok yüksek göründüğü için o dönemki terörün seviyesini tam olarak fark edemiyoruz. Okuduğumuz kitaplara da yansımıyor. Çünkü insanlar için daha büyük sorunlar varmış. O büyük sorunları olduğu için terörün şiddetini daha az düşünmüş insanlar. O dönemleri okurken terörün ikinci sıradaki bir mesele olduğunu fark ediyorum. Bugün bu sorunlar olmadığı için esas meselenin, herkesin ortak düşmanı terörün daha belirgin olduğunu düşünüyorum."

Sosyal medya ve basında terör olayları sırasında farklı yaklaşımlar gördüğüne değinen Demirbaş, "Başkalarının kullandığı korku yayan çığırtkanlık ifadeleri bizi engellememeli. Gençler olarak bu terör olaylarının çözülebilmesi için öncelikle bizim terörle aramıza mesafe koymamız ve hiç açık bırakmamamız gerekiyor. Şunu diyor bence teröristler bize, 'Bizi savunan birileri varsa biz onurluyuz, o yüzden yapmaya devam edelim'. Buna fırsat vermemeliyiz" ifadelerini kullandı.

"Hem siyaset yapıp hem de şiddeti savunamazsınız"

Gazeteci yazar Yıldıray Oğur, Atatürk Kitaplığı'nda "Solun Şiddet Tarihi" konulu panelde sözün bitmemesi gereken bir noktaya gelindiğini belirterek, "Aynı anda hem siyaset yapıp hem şiddeti savunamazsınız. Siyaset ve şiddet birbirini dışlayan iki şeydir" dedi.

Şiddet devreye girdiğinde siyasetin bittiğine vurgu yapan Oğur şunları söyledi:

"Eğer sen bu ülkede seçimlere girebiliyorsan, belediye başkanlıkları kazanabiliyorsan, Türk milliyetçisi partiden daha çok milletvekili çıkarıp, diğer partilerin kendini kötü hissetmesini sağlıyorsan, mecliste, medyada, derneklerde ve meydanlarda her türlü şeyi ifade etme hakkın varsa, seçimlerden hemen sonra kendi belediyelerine darbe yapıp sokaklarda hendekler açıyorsan, silahlı milislerle o şehirleri terörize ediyorsan ve bunu ilk defa seninle masaya oturmuş, sorunu siyasetle çözmeye çalışan bir iktidara karşı yapıyorsan artık seninle konuşacak bir şey kalmamıştır."

"Onları cesaretlendirenler bu cinayetlerden sorumludur"

Oğur, teröre başvuran veya terörü eleştirmeyenelerin samimi bir şekilde kendileriyle sözleşmeleri gerektiğinin altını çizerek, "Ankara'da kendini patlatan militanın arkasından hükümetin suçlanmasından, PKK'nın adının geçmemesinden, 'Ama siz Kürtlere böyle yaparsanız' içerikli yazıları okuduktan sonra, son canlı bomba kendi yaptığının büyük bir hata olmadığını düşündü. Bundan vazgeçebilirdi. Ankara'da olan biten karşısında herkesin ayağa kalkması gerekirdi. Bir kaç entelektüel, bir kaç rektör, bir kaç dernek, bir kaç sol parti bile kalkmazsa bu teröre zemini ortaya çıkarır yine. Sırf AK Parti ve Erdoğan'la olan iktidar mücadelelerinde, HDP ile çevresini kaybetmemek, onları küstürmemek için sessiz kaldılar" ifadelerini kullandı.

Terörü mazur görmenin canlı bombaya motivasyon sağladığını aktaran Oğur şöyle konuştu:

"Kendi davası uğruna kendini feda edip, masum insanları öldürmeyi göze almış canilere bir şey yapamayız. Onlarla oturup konuşamayız. Onları ikna etmemiz çok zor. Onları cesaretlendiren, yaptıklarının yanlış olmadığını hissettiren herkes bu cinayetlerden sorumludur. Ankara saldırısından sonra böyle bir eylemin karşısında sert bir şekilde durmayan, ahlaken bunun karşısında durmayan herkes, bence bugün Taksim'de, Ankara'da bu saldırıları yapan caniyi desteklemiştir."

Kaynak: Anadolu Ajansı

Manşet Haberler

title