Ronaldo 1-0 Ibrahimovic

Zlatan Ibrahimovic futbol dünyasının en renkli karakterlerinden biri. İddialı açıklamalarının altını doldurmayı başarabilen bir oyuncu ve Portekiz maçından önce yaptığı “futbolseverler Ronaldo’yu değil beni izlemek istemeyi tercih ederler” diyerek maçın kısmen önüne geçmeyi başarmıştı.
Gecenin sonunda kendi açtığı ankette geriye düşen yıldız oyuncunun, söylediklerinin altını doldurabilmesi için İsveç'te fazla mesai yapması gerekiyor.
Paulo Bento'nun sahaya sürdüğü takım ve uygulamak istedikleri felsefe ile iç saha performanslarının örtüştüğünü söylemek pek mümkün değil. Rakibi hataya zorlayan önde baskıları, savunmadan hızlı çıkışları ve kanatlar üzerinden gelişen ataklarla kurgulanan oyun kağıt üzerinde iç sahada yapılması gerekenler gibi görünüyor. Bu organizasyon 2012 Avrupa Şampiyonası öncesinde ciddi şekilde eleştirilmişti ancak iyi futbol oynayarak yarı finale kadar çıkan Bento'nun takımı bu eleştirilerin tamamını çöpe atmayı başarmıştı. Maçın ilk yarısındaki görüntüleri problemlerinin oyun planlarından ziyade süreklilikleri ile ilgili olduğunu işaret ediyor. İlk beş dakikadaki oyun üstünlüklerini, 10 dakikalık orta saha kavgası alırken, 35-40 arasındaki bölüm dışında kalan kısımlarda İsveç'in üstünlüğünü kabul ettiler ya da orta sahayı alma savaşı verdiler. Kısacası ilk 45'in 10 dakikalık bölümü hariç, her şeyin İsveç'in istediği gibi gittiğini söylemek yanlış olmaz.
İsveç ise hatları çok belirgin bir 4-4-2 ile sahaya çıkarken, blokların hiç bozulmayan görüntüsü başlarını ağrıtabilirdi. Devre boyunca sadece açılışta rakip savunma ile orta sahanın arasına yerleşen orta saha oyuncuları üzerinden hücumlar kurgulayan Portekiz, uzun boylu İsveç savunmasına sürekli havadan toplar atmak gibi bir gaflete düşmeseydi, golü de erken bulabilirdi. İsveç çözümü çabuk bularak presi arttırdı ve rakibini enine çok geniş bir alanda oynamaya itti. Zlatan Ibrahimovic'in top saklama, sahayı enine kat etme, servis yapma becerileri İsveç'in tempoyu kontrol etmesini ve Portekiz'i uyutmasını sağladı. Bir ara topla oynama oranı %63 Portekiz lehineydi ancak bu oranın üretkenliğe etki ettiğini söylemek zor. Agresif İsveç presini, savunmadan diyagonal paslarla Ronaldo-Nani ikilisinin açtığı alanlara koşu yapan Coentrao-Elmander'i bularak kırmayı sık sık deneyen ev sahibi, ceza sahasına neredeyse hiç yanaşmayan orta sahası nedeniyle hızlı kaleye inilen pozisyonların bir çoğunu yana-geriye paslarla set şeklinde oynamak zorunda kaldı.
İsveç elemelerin en ilginç takımlarından biri. İyi hücum eden ve durdurulması zor bir takıma karşı onları da beşinci viteste hücum ederken; temposu düşük, hücumda zorlanan takımlara karşı düşük tempoda, ağır aksak oynarken görmek mümkün. Rakibi bir şekilde bozuyorlar, fizik kaliteleri yüksek ve oyun disiplinleri bir hayli yüksek. İkinci yarının büyük bölümünde Portekiz'in üstünlüğünü kabul ettiler ve savunma yolunu seçtiler. Savunma çizgisi ceza sahasına kadar geriledi ama temel planda bir değişiklik olmadı. Portekiz'in kanatları kullanmasına büyük ölçüde izin verdiler. Topun genel olarak havadan kullanılması Portekiz'de bir reflekse dönüştü ve bu topları karşılamak, özellikle de savunma pozisyonunu almışken İsveç için hiç de zor olmadı. Ancak ilk yarıda zaman zaman topu kontrol eden ve oyunun temposunu ayarlamayı başaran İsveç'in bu kadar gömülmesi Portekiz'in istediği tempoyu yapmasına izin verdi. Bir dakikadan sonra Portekiz'de bek oyuncuları İsveç ceza sahasının kenar çizgisine kadar baskı görmeden gelip ortalamaya başladı. Bu şekilde giden bir karşılaşmada oyunu tutabilmenize, gol yemeden devam edebilmenize imkan yok. Bir yerde hata yapacaklardı, ilk yanlış yerleşimdeki doğru pasta cezayı kesen Ronaldo oldu.
Portekiz'in maç boyunca uygulamaya çalıştığı ters toplar ve kanat ağırlık hücum üzerine kurulu düzeni mekanik bir hal aldığında keyif verecek gibi görünüyor ve bunu Avrupa Şampiyonası'nda izleme şansı bulmuştuk. İsveç ise savaşan karakterinden çok uzaktı ve tamamen gol yemeyerek, eşleşmeyi ülkesine taşımak niyetindeydi. Hücum planları tamamen Ibrahimovic'in yapacaklarına ve duran toplara kalmış bu oyun yapısı ile maçı hak ettiklerini söylemek zor. Orta saha ve hücum hattı arasındaki çok geniş mesafeyi evlerinde kapatmazlarsa Brezilya'yı unutmak zorunda kalabilirler.
Portekiz sahasında İsveç'i ilk kez mağlup etmeyi başardı ve tarihlerinde İsveç'e karşı aldıkları galibiyetlerin belki de en değerlisi bu. Salı günü için avantajı aldılar ve oyun karakterleri, oyuncu tipleri deplasmanda çok daha fazla sorun çıkaracak tipte. İsveç'te ise teknik direktör Erik Hamren bu sefer rakibe göre şekil almayarak, takımının güçlü olan yönlerini sahaya koymak zorunda. Portekiz kazanarak, bir değil birkaç adım attı ve İsveç'in grup aşamasındaki mucizelerinden birine ihtiyacı olacak gibi görünüyor…













