Soma'da 301 Madencinin Can Verdiği 45 Sanıklı Davada, Yedinci Duruşma (3)
Advertisement

Soma'da 301 Madencinin Can Verdiği 45 Sanıklı Davada, Yedinci Duruşma (3)

Soma'da 301 Madencinin Can Verdiği 45 Sanıklı Davada, Yedinci Duruşma (3)
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

Kamu GÖREVLİLERİ İÇİN İLGİNÇ ÇIKIŞ Manisa'nın Soma İlçesi'nde 301 madencinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili 8'i tutuklu 45 sanıklı davanın, Akhisar'da görülen yedinci oturumda tutuksuz sanıklardan Yalçın Erdoğan ve Fuat Ünal Aydın'ın avukatı Turgay Konyar'ın savunması güne damgasını vurdu.

Kamu GÖREVLİLERİ İÇİN İLGİNÇ ÇIKIŞ

Manisa'nın Soma İlçesi'nde 301 madencinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili 8'i tutuklu 45 sanıklı davanın, Akhisar'da görülen yedinci oturumda tutuksuz sanıklardan Yalçın Erdoğan ve Fuat Ünal Aydın'ın avukatı Turgay Konyar'ın savunması güne damgasını vurdu. Konyar, kamu görevlileri yargılanmadan, savunmaların eksik kalacağını söyledi. İki müvekkili içini ortak savunma yapan Konyar, "Burada bulunan tüm sanıklar gerek madendeki pozisyonları, gerekse de bulundukları yer bakımından bir birinden farklı insanlardır. Bunun gibi kamuya mal olmuş davalarda doğal olarak gerek yazılı, gerekse de görsel basında hep bir bilgi akışı vardır. 45 sanığın hepsinin suçlu anlamı çıkamaz. Bu kişilerin suçlu olup olmadıkları yargılama sonrasında ortaya çıkacaktır. Burada maç halinde değiliz. Üzerimizde forma yok. Müvekkillerimin yaptığı savunmalara aynen iştirak ediyorum. Maden alanı geniş bir alan içerisinde 6 üretim panosu var. Bu panolar arasındaki yürüyüş mesafesi yaklaşık 10 kilometredir. Her üretim panosunda bir üretim mühendisi ya da teknikeri görev yapar. Üç vardiya halinde çalışılır. Bir gün içinde üç vardiyede toplam 18 birim aktivite göstermektedir. Bir panoda bulunanların diğer panoda bulunanlardan haberdar olması mümkün değildir. Yalçın Erdoğan, vardiya emniyet mühendisi olarak görev yapar. Yalçın Erdoğan da Fuat Ünal Aydın da, 8 saat yeraltında aynı koşullarda çalışan insanlardır. Yalçın Erdoğan, sürekli bir panoda görev yapmaz, vardiya amiri nerede çalışmasını söylerse orada çalışır. Müvekkilim kendine zimmetlenmiş el sensörüyle gaz ölçümleri yapar. 12075 NS - 011 el sensörüdür bu. Sensör, ısı ölçer ama bunu mühendisleri göremez, cihaz kendi hafızasına kaydeder. Müvekkilim saat 16.00- 24.00 vardiyesinde çalışacaktı. Müvekkilimin vardiyası başlamadan kaza meydana geldi. Müvekkilim olaydan 18 saat önce madenden ayrılmıştır. 18 saate olan ihmal ve kusurlardan sorumlu tutulamaz. Fuat Ünal Aydın için, hiçbir işçi 'içeride hava alamıyorduk' 'boğuluyorduk' şeklinde ne şirkete ne de başka bir yere şikayete bulunmadı. Havalandırmayla ilgili hangi problemler çözülmedi de bu elim kaza meydana geldi belli değil. Kendisi gazlardan değil, havanın fiziksel dağılımından sorumludur" dedi.

KAMU GÖREVLİLERİ YARGILANMALI ÇIKIŞI

Turgay Konyar daha sonra madenler üzerinde hükümetin tasarrufunun halen devam ettiğini de savunarak, "Gerek sanıklar, gerekse bizler iddianamede isnat edilen suçlara ilişkin savunma yapıyoruz. Türkiye'de madenler her ne kadar özelleştirilmiş olsa da, hükümetin tasarrufu altıntadır. Hükümetin siyasi ve ekonomik nedenlerle. Bu madenlerde işletmeden çekilmiş olması, madenlere üzerinde devlete hakki ve otoritesinin sona erdiği anlamına gelmemektedir. Bu nedenle devletin, madenlerde insana onuruna yaraşır güvenli sağlama sorumluluğu devam eder. Madenler TKİ tarafından işletilirken, bir elini parmağını geçmeyecek şekilde ölüm meydana gelirken, 301 ölümlü böyle biri kazanın meydana gelmesi, bunun yanında 3-5 ölümlü çokta dikkati çekmeyene kazaların yaşanıyor oluşu göz önüne alınırsa, burada yargılanması gereken kamu görevlileri vardır. Dosyaları savcılıkta beklemektedir. Buna ilişkin iddia makamının bir girişimi olmuştur. Siz de Adalet Bakanlığı'na yazı gönderdiniz. Halen Danıştay'dan yanıt beklenmektedir. İş teftişine ilişkin bu dosyalar, dava dosyasına girmeden, bizim yaptığımız savunmalar eksiktir" dedi.

AVUKATLAR MÜVEKKİLLERİ ADINA TOPLU SAVUNMA DA YAPTI

Duruşmada söz alan sanıklardan Mehmet Ali Günay Çelik'in avukatı Mehmet Avcı, "Müvekkilim kazanın meydana geldiği ocakta maden teknikeridir. Tutuklular arasında tek tekniker müvekkilimdir. Kül basma soğutma gibi işçilerinin yaptıkları işlerin yönetmekle sorumludur. Karar alımında bir yetkisi yoktur. Emniyet biriminin işçiler kısmında görevlidir. İş güvenliği uzmanı olmamasına rağmen uzmanı gibi kusurlar atfedilmiştir, kabul etmiyoruz" dedi.

Sanıklardan Yasin Kurnaz ve Hilmi Kazık'ın avukatı Murat Balcı ikisi adına yaptığı ortak savunmasında, "Müvekkillerim maden şehitleri gibi maden içinde çalışan kişilerdir. Atılı kusurlar dikkate alındığında, madendeki sorunları dikkate almasalar, kendi can güvenliklerini de tehlikeye atmış olurlar. İddianamedeki kurgu yangının başladığı ve üretim derdiyle yangının görmezden gelindiği senaryosu üzerine kurulu. Gerçekten bu kazanın sebebi ortaya konulmadan sorumlular tespit edilemez. Kasıt iddiasını kabul etmiyoruz" dedi.

Serkan Kocaman, Harun Güneş, Ergün Yılmaz'ın Avukatı Aytaç Yüksel ise, "Tüm mühendislerin el sensörü vardı. Bu sensörler korbonmonoksit gazının yanı sıra sıcaklıkta ölçüyordu. Bilirkişiler el sensörlerini es geçmiştir. ya kasten ya da farklı düşüncelerle göz ardı ettiklerini düşünüyoruz. Bütün mühendislerin nerelerde gezdiği ölçüm yaptığı bellidir. Gerekli araştırma yapılsaydı mühendislerin nerelerde ölçümü yaptıkları ortaya çıkardı" dedi.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title