CHP Genel Başkanı Baykal'ın Basın Toplantısı

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın Odasının Dinlenmesinin Derin Devlet Olayının En Olumsuz Örneklerinden Birisi Olduğunu Söyleyerek, "İktidar Dışında Bu Ülkede Bu İleri Teknolojiyle CHP Genel Merkezi'nin İçini Dinlemeye Muktedir Hangi Kadro Var. Bu İktidarın, Resmi Kadroların Yaptığı İş" Dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın odasının dinlenmesinin derin devlet olayının en olumsuz örneklerinden birisi olduğunu söyleyerek, "İktidar dışında bu ülkede bu ileri teknolojiyle CHP Genel Merkezi'nin içini dinlemeye muktedir hangi kadro var. Bu iktidarın, resmi kadroların yaptığı iş" dedi.

Baykal, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın odasının dinlenmesi, CHP milletvekiline rüşvet teklif edilmesiyle ilgili yargı kararı ve ATV-Sabah satışlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin siyasal yaşamında bugüne kadar örneği görülmemiş bir olayın yaşandığını ifade eden Baykal, Sav'ın odasının devletin güvenlik güçleri tarafından dinlenmesi ve konuşmaların dinci bir gazeteye servis edilmesinin çok vahim bir olay olduğunu söyledi. Dinleme için gerekli teknolojik imkanların milletin parasıyla ve Türkiye'nin ulusal bütünlüğünün savunulması ve vatandaşların huzuru için verildiğini ifade eden Baykal, "Öyle anlaşılıyor ki, hiç umursanmadan bu teknolojik olanaklar devlet içine yerleşmiş çeteler aracılığıyla bir kısım vatandaşa karşı sistematik olarak kullanılmaktadır" dedi. Anayasa'daki hakların CHP için de geçerli olup olmadığını soran Baykal, "Bu dinlemenin meşruiyeti yoktur. Bu dinleme gayrimeşrudur. Bu dinlemenin arkasında kimler varsa onların da meşruiyeti yoktur" dedi.

Baykal, Başbakan'ın en yakın aile dostu olan bir kişinin cumhurbaşkanlığı seçiminde Abdullah Gül'ün seçilmesine destek vermesi için CHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'a rüşvet teklif edildiğinin mahkeme kararı ile tespit edildiğini de dile getirerek, cezanın 4 yıldan 10 aya indiğini söyledi. Baykal, "Rüşvetin artık mahkumiyet ilanı var, mahkeme ilamı var. Bu olay hiçbir şekilde izah edilemez. Yapan kim? Başbakanın yakın dostu. Sorulması gereken soru şu. Bu zat acaba bu rüşveti bireysel takdiriyle, vatana millete yararlı olsun diye mi planlamıştır, yoksa arkasında bu girişimi biler, destekleyen birileri var mıdır? Teklif AK Parti Grup Başkan Vekili'nin odasından yapılmıştır. Bu mahkeme kaydına da geçmiştir. Grup Başkan Vekili de bu konuşmayı dinlediğini söylemiştir. Sadece o mu? Başbakan'ın acaba bilgisi yok mu?" diye konuştu. Başbakan'ın bu konuda hesap vermesi gerektiğini savunan Baykal, "Başbakan'ın bilgisi, onayı ve desteği ile bu yöntemlerle sonuç alınmaya çalışılmıştır" dedi. CHP'li Yıldırım'ın bu teklif karşısında onurlu şekilde 'kaya gibi' durduğunu belirten Baykal, "Değerli arkadaşımızı yürekten kutluyorum. Ama karşı taraftaki çürüme, anlatılır gibi değil, vahim bir tablo" dedi.

Meclis Genel Kurulu'nda ATV-Sabah satışıyla ilgili Başbakan Erdoğan hakkında verdikleri gensorunun görüşmelerinde, Erdoğan'a havaalanında bir işadamıyla ihaleden çekilmesi ile ilgili görüşüp görüşmediğini sorduğunu hatırlatan Baykal, "8 gün geçti Başbakan'dan cevap yok. Eğer biri bana bu soruyu sorsa, dünyayı başına yıkardım. 8 gündür Başbakan'dan tık yok" dedi. İşadamının bir açıklama yaptığını ve bu açıklamayı saygıyla karşıladığını da bildiren Baykal, "Ama ben o soruyu ona sormadım. Ben soruyu Başbakana sordum. 'Hayır ne münasebet, bu olay olmamıştır' demesini bekliyorum. Ben olsam bana bunu söyleyeni mahkemeye verirdim. Türkiye, tarihinin en karışık günlerini yaşıyor. Devlet vatandaşlarının bir kısmının karşısına geçiyor. Başbakan'ın iktidarında Türkiye çok tehlikeli bir ayrışma sürecine girmiştir" şeklinde konuştu.

Daha sonra gazetecilerin sorularını cevaplandıran Baykal, 'Siz de dinlenmiş olabilir misiniz?' sorusu üzerine, "Bilmiyorum, elimde somut belge yok' yanıtını verdi. Baykal, bu konuda gensoru verip vermeyeceklerinin sorulması üzerine de, "Aynen öyle yapacağız. Biz bu konuda görevimizi yapacağız. Görevimiz konuyu parlamento gündemine getirmektir. Gensoru vereceğiz. Bu konuda gensoru verilmezse nerede verilir? Kabul edilip edilmemesi iktidarın takdirinde ama bizim görevimiz feryat etmektir. Bunu zabıtlara, tutanaklara, tarihe taşıyacağız. Herkesin duymasını sağlayacağız" dedi.

Genel Merkez'deki makamında dinleme cihazı araması yapıldığının hatırlatılması ve evinde de arama yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine Baykal, evinde arama yapılmadığını söyledi. Olayın yargıya taşınması için suç duyurusunda bulunup bulunmayacağının sorulması üzerine de Baykal, "Ben herkesin sorumluluk duygularının harekete geçip geçmediğini görmek istiyorum. Bizim bir kişisel talebimiz yok, kişisel bir şikayet içinde değiliz. Türkiye'nin tablosu ortada, hukuku, manzarası ortada, devletin organlarının yetkileri ortada. Yani daha ne yapacağız. İlan ediyoruz, feryat ediyoruz" dedi.

Dünkü grup konuşmasında 'hakim alımlarında listelerin kim tarafından verildiğini bildikleri' yönündeki açıklamasının hatırlatılması ve kişilerle dinlemeyi yapanların aynı kişiler olup olamayacağının sorulması üzerine ise Baykal, "Olabilir, niye olmasın? Dün konuşmamda watergate demiştim. Amerika'da bir iktidar muhalefet partisini izlediği tespit edilince, cumhurbaşkanlığı sona ererek, devrildi. Yani bir iktidar devrildi. Demokrasi bu. Demokrasi sadece, 'Ben şu kadar oy aldım, herşeyi ben kararlaştıracağım, ben ne söylersem o olacak. Anayasa dinlemem, hukuk dinlemem' demek değil ki" diye konuştu.

Güvenlik güçlerinin dinlediğine ilişkin kanıtlarının ne olduğunun sorulması üzerine ise Baykal, şunları kaydetti:

"Çok açık durum ortada. Bu çok ince teknolojik bir çalışmayı gerektiriyor. Güvenlik güçlerinin niteliği ile ilgili, zaafı ile ilgili tespitler uzun süredir biliniyor. Yayını yapan organın bunlarla ilişkisi ortada. Yani çok açık, sağduyu, açık istihbarat özel bir çalışmaya gerek yok." Bir gazetecinin "Genel başkan olarak dinlenmekten korkuyor musunuz?" şeklindeki sorusuna ise Baykal, "Benim kişisel hissiyatım önemli değil. Ben toplumsal görev yapıyorum. Ben Türkiye'nin çok tehlikeli bir sürükleniş içinde olduğunu görüyorum. Devletin güvenlik güçlerinin işgal edilmekte olduğunu, çok kötü bir biçimde, hukuka aykırı olarak kullanılmakta olduğunu ve Türkiye'yi bunun ciddi biçimde tahrip etmekte olduğunu görüyorum ve söylüyorum. Kısa bir süre önce Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili ile ilgili ortaya atılan şikayet de aynı manzaranın bir görüntüsü. Bu bir süreç. Bizim bunun tedbirini almamız lazım. Kendi kişiliğimiz içinde bu mücadele içinde değilim. Türkiye'de herkes o güvenliği taşıyabilmelidir" dedi.

Bir gazetecinin daha önce 'AK Parti kendi derin devletini kuruyor' demiştiniz, bu da derin devletin işi olabilir mi?' sorusu üzerine Baykal, "Bu, derin devlet olayının en olumsuz örneklerinden birisi. AK Parti'nin bu uygulamalarını devlet kavramıyla uzlaştırmak da çok güç. Bu bir artık çeteleşme anlayışının devlet düzeninin içine yerleştirilmesi anlamına geliyor. O tespitin ne kadar yerinde olduğu gelişmelerle ortaya çıkıyor. Hiç kuşku yok; bu da o doğrultudaki bir yetki tırmandırmasının parçası. Artık daha yukarı düzeyden, daha tehlikeli işler yaparak, daha ciddi tehditler oluşturarak, belli hedeflere karşı, hukukun içinde dışında, Anayasaya, demokrasiye sığar sığmaz hiç mühim değil, baldırılar yapılıyor. Bu çok ciddi bir parçalanma" yanıtını verdi.

Baykal, dinlemenin direkt iktidarın direktifiyle olup olmadığının sorulması üzerine, "Bu iktidarın kontrolü altındaki insanlar, hiç birbirimizi aldatmayalım, çok açık. Yani iktidar dışında bu ülkede bu ileri teknolojiyle CHP Genel Merkezi'nin içini dinlemeye muktedir hangi kadro var. Bu iktidarın, resmi kadroların yaptığı iş" dedi.

Genel Merkez'de özel bir güvenlik oluşturup oluşturmayacakları sorusu üzerine de Baykal, "Biz devletin kurallarının bizi güvence altına almaktan çıkıp çıkmadığını görmek istiyoruz. Bu tablo tabi çok umut kırıcı bir tablo. Yani devletin güvencesi CHP'li vatandaşlara karşı da işliyor mu işlemiyor mu? Devlet bu ölçüde bölündü mü bölünmedi mi? Bizim de demokratik haklarımız var mı yok mu? Bunu görmek istiyoruz. Bu konuda şimdi tereddüt çıkmıştır. Bizim ne yapacağımız önemli değil. Şu saat itibariyle iktidarın bu olayla ilgili kılı kıpırdamamıştır. Bu feryattan sonra göstermelik telefonları bekleriz ama olayın iç yüzü ortada" dedi.

(MÜG-NÇ-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı