Nagehan Alçı, Uzungöl'deki Kürdistan bayrağı krizi sonrası neler yaşandığını anlattı

Nagehan Alçı, Uzungöl'deki Kürdistan bayrağı krizi sonrası neler yaşandığını anlattı

Habertürk yazarı Nagehan Alçı, Uzungöl'de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin renklerini taşıyan atkıyla fotoğraf çektirmek isteyen Iraklı turistlerin elindeki atkının PKK'nın sözde bayrağı zannedilmesi üzerine başlayan olayların detaylarını köşesine taşıdı.

Nagehan Alçı, Uzungöl'deki Kürdistan bayrağı krizi sonrası neler yaşandığını anlattı

Habertürk yazarı Nagehan Alçı, Kuzey Iraklı kafilede yer alan bir kişinin Uzungöl'de IKBY bayrağı ile fotoğraf çektirmek istemesi ile başlayan olayları değerlendirdi. Alçı, linç edilenlerle ve turistleri Türkiye'ye getiren tur şirketinin sahibi Husni Doski'ye görüşmesini aktardı.

Nagehan Alçı, Habertürk'te "Trabzon'da faşist saldırıya uğrayan o turistler anlatıyor" başlığıyla yayımlanan yazısında, turistik amaçlı Uzungöl'e gelen Kuzey Iraklı kafilenin içerisinde bulunan bir kişinin göl kenarında açarak fotoğraf çektirmek istediği atkının PKK bayrağı sanılmasının ardından başlayan olayları değerlendirdi.

"Peki kimdi bu saldırıya uğrayanlar? Başlarına gelen hadise karşısında ne hissettiler? Sonrasında neler yaşadılar? Bu soruların peşine düştüm ve hem o grubu Türkiye'ye getiren tur şirketinin sahibi Husni Doski'ye hem de gözaltına alınanlar arasında olan Dilan Salah'a ulaştım. İkisi de sorularımı Duhok'tan yanıtladılar." diyen Alçı şu ifadeleri kullandı.

60 KİŞİLİK GRUBUN 40'I KADIN 5'İ ÇOCUKMUŞ

"Olayı bizzat yaşayan, gözaltına alınıp Kayseri'ye götürülen bu iki isimden aldığım bilgiler şöyle:

Linç girişiminin olduğu günden 2 gün önce bir tur şirketinin organizasyonu ile Türkiye'ye gelmişler. 5 günlük bir seyahatmiş. Grup 60 kişi, 40'ı kadın, 5'i çocuk. Yani kadın ve çocuk ağırlıklı, şen şakrak bir ekip. Tümü Duhok'lu. Bir çoğu daha önce de defalarca Türkiye'ye gelmiş, akrabaları, dostları var…Hatta turun sahibi Husni Doski'nin Türkiye'de ikameti bile var.

Seyahatlerinin ikinci gününde Uzungöl'e gitmişler ve gerisini zaten görüntülerden izledik. Ancak Hüsni Bey görüntülerdeki provokatörün saldırdığı o anı şöyle anlatıyor:

'Yaşlı ama çok saygısız bir adamdı. Bir anda bağırmaya, bize çirkin ifadeler kullanmaya başladı. Ben özür bile diledim ama dinlemedi. Çok kültürsüzdü.'

O provokatörün bağırması ve saldırı girişiminden sonra çevre de hareketlenmiş ve grup kendini bir anda bir öfke bulutunun içinde bulmuş. Husni Doski'nin anlatımına göre dövüldükten sonra polis müdahalesi ulaşmış ancak müdahale olmasa öldürülebileceklerini söyledi Dosni."

LİNÇ GİRİŞİMİ SONRASI SORGUDA 26 SAAT

Alçı yazısına şöyle devam etti:

"Sonrasında grubu araçlara bindirerekT rabzon Emniyetine götürmüşler. Tam 26 saat karakolda tutulmuşlar. Esas problem o karakolda yaşananlar. Düşünün, turist olarak geldiğiniz ülkede bir saldırı ile burun buruna geliyorsunuz, şiddete uğruyorsunuz, bir de üzerine karakola atılıp 26 saat sorgulanıyor, bir takım polislerin hakaret ve suçlayıcı ifadelerine maruz kalıyorsunuz.

Daha sonra çok şükür Ankara'dan müdahale edilmiş. Dilan Hanım ve Husni Bey'in söylediğine göre kötü muamele için özür dilenmiş. Çaykara Belediye Başkanı bizzat özür dilemiş. Kayseri'ye nakledilmişler."

"BU İNSANLAR SINIR DIŞI EDİLMEMİŞLER"

"Kayseri çok uzak, neden Kayseri? diye soruşturunca 'provokasyon tehlikesine karşı uzaklaştırmak için' yanıtına ulaştım. Ancak yine de Trabzon'dan Kayseri'ye kadar bu insanların telefonlarının bile ellerinden hangi gerekçe ile alındığını anlayamadım…" diyen Alçı, yazısında şu ifadeleri kullandı:

"Burada bir yanlış bilgiyi düzelteyim: Bu insanlar sınır dışı edilmemişler. Kayseri'de Türkiye'de mi kalmak, yoksa ülkelerine mi dönmek istedikleri sorulmuş, dilerlerse dönüşlerinin ayarlanacağı söylenmiş… Onlar ise kendi araçları ile dönmek istediklerini ifade etmişler.

Ancak bu asla yeterli değil. Çağrımı tekrarlıyorum: Meşhur misafirperverliğimizi esas bu çirkin hadisenin mağduru olmuş bu insanlara göstermemiz, onların gönlünü almamız şart."