"Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu" başladı
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Bursa Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen sempozyumda, seramik kültürünün tarihi ve önemi masaya yatırılıyor. 700. yıl dolayısıyla 'Topraktan Gelen Hafıza' temasıyla yapılan etkinlikte, seramiğin geçmiş toplumlar üzerindeki etkisi değerlendiriliyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve Bursa Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle Bursa'nın fethinin 700. yılı dolayısıyla "Topraktan Gelen Hafıza" temasıyla düzenlenen "Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu" başladı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki sempozyumun açılış töreninde, seramik kültürünün sadece bir sanat dalı değil, insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisi ve estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu söyledi.
Anadolu'da seramik üretiminin başladığı dönemi anlatan İnceciköz, "Özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemleri, seramik ve çini sanatının zirveye ulaştığı dönemlerdir. Bu süreçte başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli merkezlerde gelişen çinicilik yalnızca teknik mükemmeliyeti değil, renk, desen ve kompozisyon zenginliğiyle de dünya sanat tarihinde özgün bir yer edinmiştir." diye konuştu.
İnceciköz, dünyanın dört bir yanında hayranlıkla incelenen eserlerin Anadolu sanat hafızasının ne denli derin ve köklü olduğunu ortaya koyduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Topraktan gelen hafıza kavramı, tarihsel sürekliliği ifade etmektedir. Toprak, yalnızca bir ham madde değil, insanlığın kültürel belleğini taşıyan en kadim arşivlerden biridir. Seramik, bu belleğin okunabilir hale gelmiş biçimi olarak karşımıza çıkar. Her bir eser, üretildiği dönemin sosyal yapısını, teknolojisini ve estetik tercihlerini aktaran sessiz ama güçlü bir tanıktır. Bu sempozyum, söz konusu tanıklığın bilimsel yöntemlerle yeniden değerlendirilmesine ve geleceğe aktarılmasına önemli katkılar sunacaktır."
Kültürel mirasın korunmasını yalnızca fiziki muhafaza olarak değil, bilimsel araştırma, belgeleme, eğitim ve toplumsal farkındalık boyutlarıyla birlikte ele aldıklarını aktaran İnceciköz, sempozyumda emeği geçenlere teşekkür etti.
"Bir yerleşimin hafızasını taşıyan sessiz tanıklar"
Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba da Bursa'nın medeniyetin kök saldığı, gelişip büyüdüğü, şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirtti.
"Sempozyum, akademik buluşmadan ziyade köklü bir kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması adına çok kıymetli bir adım" diyen Biba, alanında uzman akademisyenler, araştırmacılar ve sanatçıların katkılarıyla yapılacak sempozyum sayesinde geçmişin birikimiyle günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacağına inandığını ifade etti.
Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de arkeoloji biliminin en temel veri gruplarından biri olan seramiğin geçmiş toplumları anlamada en güçlü araçlardan biri olduğunu söyledi.
Seramik parçalarını "bir yerleşimin hafızasını taşıyan sessiz tanıklar" olarak nitelendiren Şahin, "Seramik, geçmiş toplumların gündelik yaşamını, ekonomik yapısını, üretim ilişkilerini, kültürel etkileşimlerini, hatta sosyal hiyerarşilerini okuyabildiğimiz çok katmanlı bir veri alanıdır. Bunlar, bir yerleşimin hafızasını taşıyan sessiz tanıklardır." dedi.
Prof. Dr. Şahin, Anadolu'nun seramik kültürünü bütüncül bir yaklaşımla ele alınacağı sempozyumda sunulacak bildirilerin, Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını da sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından ilk oturumuyla başlayan sempozyum, 3 gün sürecek.









