Londra: İngiliz Basınında Bugün

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İngiliz basınında bugün, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin haber ve yorumlar, Kıbrıslı bir Rum'un Kuzey Kıbrıs'ta 1974'ten önce sahip olduğu arsasına ev yapan bir İngiliz çift aleyhine açtığı dava, Türkiye ile ABD arasında PKK'ya karşı operasyon düzenlenmesi konusunda yaşanan görüş ayrılıkları ve İngiltere'de artan hava sıcaklıkları başlıkları öne çıktı.

İngiliz basınında bugün, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin haber ve yorumlar, Kıbrıslı bir Rum'un Kuzey Kıbrıs'ta 1974'ten önce sahip olduğu arsasına ev yapan bir İngiliz çift aleyhine açtığı dava, Türkiye ile ABD arasında PKK'ya karşı operasyon düzenlenmesi konusunda yaşanan görüş ayrılıkları ve İngiltere'de artan hava sıcaklıkları başlıkları öne çıktı.

BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, Guardian manşetten duyurduğu haberinde, ABD "İsrail'e, Hizbullah'ı maksimum hasarı vermesi" için 1 haftası olduğu mesajını verdiğini belirterek, "Amerika'nın İsrail'e sınırlı bir süre de olsa bu özgürlüğü sağlamasının stratejik amaçlarından biri de, Hizbullah'ı ve Hamas'ı perde arkasından yönettiklerini öne sürdüğü İran ve Suriye'ye darbe vurmak. Üst düzey bir Avrupalı yetkili, 'Amerikalılar'ın yeşil ışık yaktıkları açık. Saldırıların devam etmesine, muhtemelen 1 hafta izin verilecek' diyor. Diplomatik kaynaklara göre, net süre sınırlamasının nedeni ise, uzaması durumunda çatışmaların kontrolden çıkması korkusu" ifadelerine yer verdi. Financial Times gazetesi de, bölgeye gitmesi beklenen Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın durakları arasında, Amerikan yönetiminin Hizbullah'ı desteklemekle suçladığı Şam'ın da bulunabileceğini yazdı.

"Eğer Rice giderse, Şam'da Suriye'yi Lübnan'daki çatışmalara kalıcı bir siyasi çözüme zorlayacak. Ancak bu, İsrail'e Hizbullah ve Lübnan ordusunun içindeki bazı unsurlara yönelik hava saldırılarını ilerletmesi için daha fazla süre verdikten sonra olacak."

Financial Times'ta bir makalesi yayımlanan Amerikalı stratejist Antony Cordesman'a göre ise, Ortadoğu'da gerçekçi bir umudun ortaya çıkmasının 2 ön koşulu var. Cordesman yazısında ön koşulları şöyle sıraladı:

"Birincisi BM, Hizbullah'ın silahsızlandırılması, İran ve Suriye'den silah almasını durdurulması konusunda Lübnan ordusuna yardımcı olmalı. Bir ateşkes sağlamak ve içi boş bir barış gücü en iyi ihtimalle makyajdan öte bir etki meydana getirmeyecektir. İkincisi ise, Ortadoğu dörtlüsü İsrail ve Filistin üzerinde ciddi bir baskı kurmalı. İsrail'e Batı Şeria'daki tek taraflı genişleme çalışmalarını durdurması ve ılımlı Filistinliler'e yardım etmesi; Filistinlilere ise, yardım ve desteğin Hamas'ın değişmesi ya da gitmesine bağlı olduğunu anlamaları baskısı gerekir. Bu adımları, her iki tarafı 'gerçek bir barış planı'yla yüzleştirecek bir yol haritası izlemeli. Bu planda, nihai anlaşma teklifleri ve takvim de yer almalı. Sıradan diplomasi ve yarım önlemler, bir makyaj girişiminden daha değerli olmayacaktır."

"ANKARA-WASHİNGTON GERİLİMİ"

Independent gazetesinin iç sayfalarındaki bir haberde, Türkiye ile ABD arasında terör örgütü PKK'ya karşı operasyon düzenlenmesi konusunda yaşanan görüş ayrılıklarına yer verildi. Habere göre, Türkiye, "Kürtler'e karşı saldırı planlarıyla Amerika'yı öfkelendirme riskiyle karşı karşıya." Yetkililerin, terör örgütü PKK militanlarının şiddet eylemlerinin sürmesi durumunda Türk Ordusu'nun Kuzey Irak'a girebileceği yönündeki açıklamalar yaptıkları anımsatılan haberde, "böyle bir hareketin Türkiye'yi Amerika ile 'çarpışma yoluna' sokabileceğine" dikkat çekerek, Washington yönetiminin Irak'ta tek taraflı bir eyleme karşı uyarılarını sık sık yinelediğini kaydetti. Hükümetin, iç kamuoyunun artan baskısıyla karşı karşıya olduğu vurgulanan haberde, diplomatların Türkiye'den gelen sert açıklamaların kamuoyundaki öfkeyi yatıştırmayı amaçlamış olabileceği görüşleri de aktarıldı. Haberde, olası bir askeri operasyonun ise, Ağustos ayında ordunun komutasında görev değişimi yaşanmadan gerçekleşmesinin mümkün görülmediğine de işaret ediliyor. Yine Independent'te yer alan Elizabeth Davies imzalı Kuzey Kıbrıs mahreçli haberde ise, Kıbrıslı bir Rum'un Kuzey Kıbrıs'ta 1974'ten önce sahip olduğu arsasına ev yapan bir İngiliz çift aleyhine açtığı davanın dün Londra'da başladığı anımsatılarak, "Son bir kaç yılda, özellikle bölgede çok ucuz fiyatlara ev alan yaklaşık 6 bin İngiliz sayesinde Kuzey'e daha önce benzeri görülmedik bir şekilde para akıyor. Yerel halk, yabancıların gelişinden memnun. Zira yabancıların yatırımları küçük ekonomi için hayati öneme sahip. Ama eğer İngiltere'deki mahkeme, İngiliz çift aleyhine karar verirse, bu ekonomiye büyük bir darbe olacak, inşaat patlamasından başka dayanacakları çok az şey var" ifadelerine yer verdi.

"KIBRISLI TÜRKLER, AVRUPA'NIN UNUTULMUŞ İNSANLARI"

AB üyeliği sayesinde Rumlar için yaşamın giderek iyileştiğini aktaran Independent muhabiri, "Kıbrıslı Türkler, Avrupa'nın unutulmuş insanları. Türk Ordusu'nun, Yunanistan destekli darbeye karşılık olarak Kıbrıs'ı işgal edip, 167 bin Rum'u güneye kaçmaya zorlamasından 32 yıl sonra, resmen tanınmayan KKTC'de yaşayanlar, hala bir hukuki ve siyasi boşlukta. Adanın kuzeyi, 2004'te BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın uzlaşma planına ezici çoğunlukla 'evet' derken, güneyi planı reddetti. Kuzey Kıbrıs'ın bu kararla, uluslararası toplumun kendi sorunlarına daha sempatiyle bakacaklarına ilişkin yaygın bir beklentisi vardı. Ama çok az şey değişti. Kıbrıslı Rumlar, kuzeydeki duruma kayıtsız kaldıkları suçlamalarına karşı hassaslar. Lefkoşa'dan bir gazeteci, 'kibirli, zengin, daha üstün olduklarını düşündüğümüz çözüm istemediğimiz doğru değil. Korkuyoruz. Bu standartlara, ekonomik güce ulaşmak için çok mücadele verdik. Bunların bizden alınmasından korkuyoruz' diyor. Kuzey'de de benzer bir hissiyat var. 'Kıbrıslılar'ın kalplerinin ve zihinlerinin bir olduğunu düşünürdüm' diyen bir Kuzey Kıbrıslı, 'Ama görüşlerim değişiyor. Son referandumda 'evet' demiştim. Ama bir daha yapılırsa 'hayır' diyeceğim' görüşünü dile getiriyor" ifadelerini kullandı. Rus yetkililer, bundan bir kaç hafta önce Çeçen lider Şamil Basayev'in öldürüldüğünü açıklamış, bu haber Çeçenler'e yakın bir internet sitesinde de doğrulanmıştı. Ancak Guardian'ın haberine göre, Rus güvenlik birimleri, Basayev'in kimliğini kesinleştirmek konusunda bir sorunla karşı karşıya.

"Rus yetkililer, Basayev'in kimliğini tespit edemedi, çünkü polis arşivlerinde Çeçen liderin parmak izi yok. Bu nedenle öldürülen kişinin parmaklarından alınan izleri karşılaştıramıyorlar. Basayev'in bir yakınından alınacak örneklerle DNA testi yapılabilir, ama Çeçen liderin bütün yakınları ya öldürülmüş, ya da firarda. Savunma Bakanı'na göre Basayev'in öldürüldüğü konusunda en küçük tereddüt bile yok. Ancak, Basayev'in cesedinde kimlik tespiti yapılamaması, ölümü konusundaki spekülasyonları arttıracak."

İngiltere, yakın tarihinin en sıcak günlerini yaşıyor. Independent, bugün hava sıcaklığının rekor düzeylere ulaşmasının beklendiğini, Londra'nın bazı bölgelerinde sıcaklığın 38 dereceğin üzerine çıkabileceği uyarılarının yapıldığını aktardı. Mesela dün otobüslerin içinde hava sıcaklığı 52 dereceyi, metro trenlerinde ise 47 dereceyi bulduğunu yazan gazete, "Peki karşılaşılan aşırı sıcakların nedenini merak ediyor musunuz?" diye soruyor. Gazetenin haberine göre cevap, Küresel ısınma. Gazete konuyla ilgili olarak, "İngiltere'de son 3 yıl içinde tarihinin en sıcak ikinci gününü yaşamasını, araştırmacılar küresel ısınmaya bağlıyor. Bilimadamları, normal olmayan aşırı sıcakların sera etkisi oluşturan, özellikle enerji tesisleri, kara taşıtları ve son dönemde giderek artan bir şekilde uçaklardan salınan karbondioksit gazlarının atmosfere yayılmasının neden olduğu küresel ısınmaya ilişkin tahminlerle örtüştüğünü aktarıyor" ifadelerine yer verdi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı