Londra: Avrupa Basınında Bugün
Avrupa basınında bugün, İsrail'in, bir askerinin 25 Haziran'da Filistinli gruplarca esir alınması üzerine Gazze'de başlattığı geniş çaplı operasyonla sivil hedefleri vurması ve bunun muhtemel etkileri, 2 İngiliz askerinin Afganistan'ın güneyinde Taliban milisleriyle girdikleri çatışmada ölmesi ve Finlandiya'nın Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını devralması başlıkları öne çıktı.
Avrupa basınında bugün, İsrail'in, bir askerinin 25 Haziran'da Filistinli gruplarca esir alınması üzerine Gazze'de başlattığı geniş çaplı operasyonla sivil hedefleri vurması ve bunun muhtemel etkileri, 2 İngiliz askerinin Afganistan'ın güneyinde Taliban milisleriyle girdikleri çatışmada ölmesi ve Finlandiya'nın Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını devralması başlıkları öne çıktı.
BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, Almanya'dan Süddeutsche Zeitung gazetesi İsrail Ordusu'nu, Gazze'ye yönelik muhtemel bir kara harekatına karşı uyardı. Bu durumda Filistinliler'in Hamas etrafında kenetleneceğini belirten gazete, barış planlarının da çöpe gideceğini vurguladı. Ayrıca gazeteye göre, bölgeye yönelik saldırıların resmi gerekçesi esir alınan asker olsa da, İsrail'in Hamas ile ödeşmek niyetinde olduğu da açık. Benzer görüşlere yer veren Der Tagesspiegel de, "Gazze'deki harekatın amacı askeri kurtarmak değil, bölgenin altyapısına zarar vermek. İsrail'in her eylemi Ortadoğu'yu, Irak'taki duruma bir adım daha yaklaştırıyor" ifadelerine yer verdi. Yine Almanya'dan Berliner Zeitung ise, İsrail'e yönelik eleştirisinde bir adım ileri giderek, Filistin Başbakanı İsmail Haniye'nin Gazze'deki bürosunun bombalanmasını kınadı ve bunu "uluslararası hukukun ihlali" ve "terörizm" olarak niteledi. İngiliz Independent gazetesi, İsrail'in birkaç kişinin eylemi nedeniyle tüm Filistin halkını cezalandırdığını vurguladı.
"OLMERT YANLIŞ YOLDA"
Independent gazetesinin başyazısında dikkat çeken satırlar şöyle:
"İsrailli yetkililere göre Başbakan Ehud Olmert silahlı kuvvetlere, hafta sonu Gazze'de kimsenin rahat uyku uyumaması için ellerinden geleni yapmaları emri verdi. Eğer doğruysa, Batılı bir demokrasinin lideri için son derece yakışıksız bir beyan bu. İsrailliler'in, Onbaşı Gilad Şalit'in kaçırılmasından öfkeye kapılmaları anlaşılabilir. Oysa çoğunluğun uzun vadeli çıkarlarını korumak adına kitlelerin 'bir şeyler yapılması' talebine direnmek, bir devlet adamının görevidir. Ancak Olmert bu hissiyata boyun eğmek konusunda, selefi Ariel Şaron'dan da ileri gitti ve Gazze'nin enerji santralini vurarak, köprüleri havaya uçurdu. Olaylar, Hamas'ı seçtikleri için İsrail'in Filistinliler'i affedemediği şüphesini doğuruyor. Hamas'ın devrilmesini istemek için meşru gerekçeleri olabilir. Ancak bunu yapmanın doğru yolu bu değildir. Olmert'in eylemleri tam tersine, Filistin halkının Hamas'a desteğini arttıracak, üstelik kaçırılan İsrailli askerin hayatını da tehlikeye atacaktır."
İngiliz 2 askerin dün Afganistan'ın güneyindeki Helmand eyaletinde, Taliban milisleriyle girdikleri çatışmada ölmesi de İngiliz basınında geniş yer bulan konular arasında. Bölgede 1 ay içinde ölen İngiliz askeri sayısı 5'e çıkarken, gazeteler durumun vehametine ilişkin haberlerle dolu. Guardian gazetesi, yeniden imar için bölgeye giden İngiliz askerlerinin kendilerini bir savaşın içinde bulduğunu belirtti. Manşetten verilen haberde ayrıca, İngiltere'nin bu durum karşısında Helmand eyaletindeki asker sayısını arttırabileceği belirtildi. Gazetenin, Taliban'ın yükselişine ilişkin analizi ise şöyle:
"Batılı generaller yakın zamana kadar örgütten 'Taliban artıkları' diye söz ederdi. Ancak bu tabir artık buharlaşmış durumda. Son 6 aydaki çatışmalar, iyi silahlanmış ve örgütlenmiş, morali yüksek, ölmekten korkmayan bir güç izlenimi doğurdu. Öldürdükleri her bir Afgan ya da yabancı asker için, onlardan da 20 kişi gidiyor. Ancak gelmeye devam ediyorlar. Amerikan Ordusu bölgeyi Taliban'dan temizlemek üzere 4 eyalette 10 bin askerin katılımıyla büyük bir operasyon düzenledi. Yazın çok kanlı geçeceğini tahmin ediyor, ancak başarıya ulaşacaklarını umuyorlar. Ne var ki bu operasyon, Amerikalılar'dan farklı bir tutum sergileyerek, bölgede halkın güvenini kazanmaya hazırlanan İngilizler'in planlarını bozmuşa benziyor."
"FİNLANDİYA'NIN AB DÖNEM BAŞKANLIĞI"
İngiliz basınında öne çıkan konulardan biri de, 6 aylık AB dönem başkanlığını Cumartesi günü devralan Finlandiya'nın öncelikleri. Guardian başyazısında, Türkiye'nin sorunlarının Finlandiya'nın başını ağrıtmaya aday olduğunu hatırlattıktan sonra, bu ülkenin AB'ye yapabileceği 3 temel katkıyı şöyle sıraladı:
"Finlandiya'nın gelenekleri şeffaflığa son derece bağlı olduğunun göstergesi ki bu, birliğin büyüsünden uzaklaşmış Avrupa vatandaşlarıyla AB kurumları arasındaki kopukluğu gidermenin önemli bir aracı olabilir. Rekabet ve eğitime verilen öneme dayanan başarılı ekonomisi, performansı zayıflamış bazı Batı Avrupa ekonomilerine örnek olacaktır. Nokia'nın anavatanı olan bu ülke, yeni buluşlar ve cömert araştırma-geliştirme bütçeleriyle tanınıyor. Son olarak da coğrafi konumu ve tarihsel deneyimi, Moskova ile ilişkileri yürütme gibi zor bir görevin altından kalkabileceğini gösteriyor."
Guardian'ın dile getirdiği bu son noktayı, Times gazetesi biraz daha geniş ele alarak Finlandiya'nın, AB ile Rusya arasındaki buzları kırma görevini üstleneceğini yazdı. Habere göre Finlandiya bu amaçla, AB'ye bir çağrı yapacak ve Moskova'yı kredi, bilgi transferi ve daha yoğun siyasi diyalog ile kucaklamayı önerecek. Gazete, "Finlandiya, İskandinav ülkeleri ile Rusya arasındaki 'Kuzey Boyutu' adlı oluşumu, AB'nin komşularıyla ilişkisinde bir model haline getirmek istiyor. Kremlin'e daha pragmatik bir şekilde yaklaşılmasını savunan Helsinki, örnek olarak Rusya'nın nükleer atıklarıyla, Baltık Denizi'ni temizlemesine yardımcı olmaktan bahsediyor. Finlandiya'ya göre bunlar, Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'e demokrasi dersi vermekten daha etkili olacaktır. Ancak bu politikanın Polonya, Baltık ülkeleri ve Rusya'nın yörüngesinden yeni kurtulmuş ülkelerden destek görmesi zor. Finlandiya da bunun farkında. Umudu, AB'nin bölgesel bir strateji geliştirmesi gerektiğini savunan İspanya gibi güney ülkelerinden destek görmek. Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen, Avrupa Anayasası tartışmasını da tekrar başlatmak istiyor. Anayasa'nın Fransa ve Hollanda'daki referandumlarda reddedilmesi ardından başlayan 'durup düşünme' sürecinin biraz fazla uzadığı inancında. Bu nedenle de örnek olmak açısından, Anayasa'yı Finlandiya Parlamentosu'nun onayına sunacak."
Times'ın bu satırlarla anlattığı Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen'e, Financial Times biraz daha geniş yer ayırdı. Alçak gönüllü bir lider olarak tanıtılan Vanhanen ile ilgili olarak eski bir gazeteci olduğu, kendi evini inşa ettiği, bahçeyle uğraşmaktan hoşlandığı, heavy metal dinlediği ve ülkesinde son derece popüler olduğu gibi bilgilere yer verilmiş.
Üstelik geçenlerde Finlandiya'daki bir dergi tarafından yapılan ankette de, ülkenin en seksi erkeği seçilmiş.













