"Günümüz Heykel Sanatı'nın Toplumsal Yansıması"

"Günümüz Heykel Sanatı'nın Toplumsal Yansıması"

"Günümüz Heykel Sanatı'nın Toplumsal Yansıması" konulu panel yapıldı.

Keşan Belediyesi'nce düzenlenen 1.Uluslararası Keşan Balkan Ruhu Taş Heykel Sempozyumu Galası etkinlikleri çerçevesinde "Günümüz Heykel Sanatı'nın Toplumsal Yansıması" konulu panel 14 Temmuz 2012 Cumartesi günü gerçekleştirildi.

Saat 14.00 Keşan Şoförler ve Otomobilciler Odası Derviş Günday Eğitim Salonu'nda gerçekleşen panele Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, Keşan Belediye Başkan Yardımcısı Cemil Kılavuz, Keşan Belediye Meclis Üyesi Erol Meyva, Keşan Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ayşegül Arslan Aydın ve az sayıda dinleyici katıldı.

Günümüz Heykel Sanatının Toplumsal Yansıması' konulu Panelde; Sanat tarihçi Ömer Faruk Şerifoğlu ile Heykeltraş Nilhan Sesalan (Türkiye), Nevzat Atalay(Türkiye), Saso Sazdovski (Makedonya), Florin Strejac (Romanya) , Kamen Tanev(Bulgaristan) ve Odysseas Tosounidis (Yunanistan) Konuşmacı olarak yer aldılar.

Nilhan Sesalan'ın moderatarlüğünde gerçekleşen panelde ilk olarak konuşa n Sesalan, öncelikle sanata ve sanatçıya değer veren Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan ve Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ayşegül Arslan Aydın'a teşekkür ederek "Bu organizasyon iki yıl öncesine dayanıyor. Başkanımız çok büyük destek verdi. Sanatçıya çok iyi bir zemin hazırladılar. Sanatçılar burada olmaktan çok mutluluklar işlerini keyifle yapıyorlar. Bu sempozyumun ana teması Sayın Belediye Başkanımız Mehmet Özcan'ın da önersiyle Balkanlarda dökülen gözyaşlarına sanatsal bir yolla iyi niyet gösterisinde bulunmak ve Balkan doğasından ve florasından etkilenildi. Sanatçılar bu yapıdaki eserlerini taşa dönüştürerek Keşan halkının beğenisine sunacaklar" dedi.

Sesalan'ın ardından Sanat Tarihçi Ömer Faruk Şerifoğlu, arkeolojik verilere göre insan eliyle biçimlendirilen figürün başlangıcının günümüzden 200 bin yıl öncesine ait olduğunu belirterek "Bunların doğadaki jeololjik olaylarla mı olduğu yoksa şüphesi de çözümlenememiştir. Ama insan elinden çıkmış üç boyutlu nesnenin geçmişini 40 bin yıl öncesine kadar götürebiliyoruz. Bunun ana figürü hep insan olmuş. Hep kutsallıkla ilişkilendirilmiş. 20.Yüzyıla kadar hep insan figürü olmuş ama 20.yüzyıla geldiğimizde tüm sanat dallarında olduğu heykel de de yeniden söz edebiliriz. Heykel sanatı hem içerik hem de biçim açısından ciddi bir gelişim ve değişim gösterir. Anıt mantığından ve tabu nesnesi olmaktan uzaklaşan heykel özgürlüğüne kavuşur. Cumhuriyetin kuruluşunda ülkemizde heykel bölümünden 4 mezun bulunmaktaydı. Mehmet İsa Özsoy, İsa Behzat ,Mehmet Tahir Tobruk ve Latif Tahir Acutoğlu. Heykel sanatındaki akademik anlayış 1925 yılından sonra gelişmiştir. Keşan Belediyesi'nin organizasyonuyla gerçekleşen heykel sempozyumuna katılan sanatçıların eserlerinin de muhakkak güzel olacağına inanıyorum. Heykel sanatına önem veren belediyelerin ve kurumlarda her zaman takdire şayandır diyorum" şeklinde konuştu.

Ardından sempozyuma katılan yabancı heykeltıraşlar Odysseas Tosounidis (Yunanistan) Florin Strejac (Romanya), Saso Sazdovski ve Kamen Tanev(Bulgaristan), eserleri hakkında kısaca bilgiler vererek, Keşan'da düzenlenen bu sempozyuma katılmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiler ve bu sempozyuma destek veren Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan ve tüm emeği geçenlere teşekkür ettiler.

Kocaeli Ünüversitesi Heykel Bölümü Başkanı Nevzat Atalay'da yaptığı konuşmada öncelikle bu heykel sempozyumu için Keşan Belediyesi'ne teşekkür ederek başladığı konuşmasında şunları söyledi"Benim mesleğim için dünyanın neresinde iyi bir şey yapılırsa çok mutlu olurum.Keşan'da böyle bir girişim ve irade ortaya konmasından dolayı sayın belediye başkanımızın nezdinde tüm Keşanlılara teşekkür ediyorum. Organizasyon mükemmel bir şekilde gidiyor söylenecek en ufak bir söz yok. Bütün arkadaşlarla birlikte çok iyi şartlarla çalışıyoruz. Bir ara sempozyunlar sayı olarak ülkemizde çok yaygınlaşmıştı. Belediyeler ve üniversiteler bu etkinlikleri gerçekleştiriyordu. Son yıllarda bunun hızla düştüğünü gördüm. Belediyelerde de sadece şunu gördüm ki sadece CHP'li belediyeler bu organizasyonları gerçekleştiriyor.

Bunun dışındakiler ne yazık jki belediyeler ve üniversiteler de vazgeçti. Bu olay bizi heykel sanatı adına kara kara düşündürüyor. Heykel sanatının yaygınlaştırılması açısından sempozyumların çok büyük önemi olduğunu düşünüyorum. Düzenlenen bu sempozyumlara dünyanın bir çok yerinde sanatçılar geliyor. Onlarla sanat alışverişinde bulunuyoruz, ülkemizi tanıtıyoruz, bizler onları ve onların ülkelerini tanıyoruz. Güzel sanatlara başvurularda ciddi düşüşleri olduğunu gözlemliyorum. Bunun siyasi bir arka planı olup olmadığını tam bilemiyorum ama bunun da olduğunu az çok tahmin ediyorum. Sanatın bir meslek olmadığı nedeniyle bu başvuruları düştüğüne inanıyorum. Ben iktidarların bir ç.ok alanda dorumlulukları olduğuna inanıyorum. Devletin sanatı, dili dini olmaz. Kars'taki heykel yıkılma kararı alındığında eğer bunun bir art niyet olmadığını düşünüyorsam. Orası bir hazine arazisiydi sit alanıydı gibi görüşlere inanmak istiyordum. Eğer ki öyleyse sayın başbakan heykel sergisini ziyaret etmeliydi."

Panel de son olarak konuşan Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan'da, bu panele katılan konukların kafasındaki görüşlerini dile getirdiğini belirterek, "Neden heykel sempozyumu düzenlemek istediğimi ifade etmek istiyorum. 2010 yılında ulusal bir heykel sempozyumu gerçekleştirdik. Nedeni şuydu; Ülkemizde bu insanların dinsel kimliğinden kaynaklanan sebeplerden resim ve heykel sanatı örselenmiş bir durumdaydı. Her ne kadar 1973 'ten sonra resimle ilgili gelişmeler bir derece arayı Batı'yla kapattıysa da heykelle ilgili gelişmeler o kadar da yüz güldürücü olmadığı kanaatindeyim. Çünkü toplum olarak günümüz için bahsediyorum heykel dediğimiz zaman meydanlarda gördüğümüz Atatürk ve İnönü heykelleri ve bazı devlet büyüklerinin heykellerinin dışında bir şey gelmiyor insanın aklına.

Bir takım şeyler de sanatsal açıdan bakışlarda bazı gelişmeler doğrultusunda yine bu iki sanat grubunun yine örseleneceği durumunu tahmin ediyorum. Burası batıda bulunan bir bölge insanların bunu daha iyi algılayabileceğine inandığım için bu sempozyumu yaptık. İkinci sempozyumu bazı şartlardan dolayı yapamadık. Daha sonra 250 yıldır çok savaşlara sahne olan ve acıların yaşandığı Balkan Coğrafyası'nın bu acılarını simgeleyen bir sempozyum düzenledik. Ben sanat adına basit bir şey olduğunu düşündüm ama ülkemdeki son dönemdeki gelişmeler çok önemli bir iş yaptığımı düşünmeye başladım şimdi. Belki birilerini korkutacağız ama veya tepki alacağız ama biz bu işi başaracağız" dedi.

Kaynak: Bültenler