Yemen Sağlık Bakanlığı, Taiz için 90 günlük acil sağlık ve salgın planı istedi
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekleYemen Sağlık Bakanlığı, Husilerin kuşatması altındaki Taiz için 90 günlük acil sağlık ve salgın planının uygulanmasını istedi. Açıklamada, 345 sağlık tesisinden 256'sının Husilerce ele geçirildiği, yaklaşık 246 bin 711 kişinin sağlık hizmetlerine erişimini kaybettiği belirtildi.
Yemen Sağlık Bakanlığı, ülkenin güneybatısındaki İran destekli Husilerin kuşatması altındaki Taiz vilayeti için 90 günlük acil sağlık ve salgın müdahale planının uygulanmasını talep etti.
Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Taiz vilayetindeki 345 sağlık tesisinden 256'sının Husiler tarafından ele geçirildiği ve kontrol altına alındığı belirtildi.
Husilerin Taiz'e yönelik saldırıları nedeniyle kentte kalan sağlık tesislerinin de kısmen zarar gördüğüne işaret edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Taiz vilayetinde yaklaşık 246 bin 711 kişi temel sağlık hizmetlerine erişimini kaybetti. Bu kişilerin 186 bin 415'i 5 yaş altı çocuklardan, 22 bin 986'sı ise hamile kadınlardan oluşuyor. Husilerin saldırılarının yol açtığı tahribat nedeniyle 44 tesiste aşılama, 44 tesiste beslenme ve 74 tesiste doğum hizmetleri durdu."
Taiz vilayetinde bir yaşın altındaki yaklaşık 9 bin 454 bebeğin aşı hizmetlerinden mahrum kaldığı vurgulanan açıklamada, ağır akut yetersiz beslenme yaşayan 5 bin 57 çocuk ile orta derecede akut yetersiz beslenme yaşayan 27 bin 752 çocuğun tedavisinin de aksadığı aktarıldı.
Yakıt ve oksijen stokları kritik seviyede
Kentteki sağlık tesislerinin temel ihtiyaçlarının karşılanmasında ciddi sıkıntılar yaşandığına dikkat çekilen açıklamada, mevcut yakıt stokunun ihtiyacın yüzde 5'ini, oksijen stokunun yüzde 2'sini, acil durum ilaçları ve tıbbi malzemelerin ise ihtiyacın yüzde 30'unu karşılayabildiği belirtildi.
Yakıt sıkıntısı nedeniyle Taiz vilayetindeki 12 hastanede hizmetlerin sürekliliğinin tehlikeye girdiği aktarılan açıklamada, söz konusu hastanelerde günlük 201 oksijen tüpü açığı bulunduğuna dikkat çekildi.
Kuşatma ve tıbbi malzemelere yönelik kısıtlamaların sağlık hizmetlerinin sürdürülmesini zorlaştırdığı belirtilen açıklamada, mevcut durumun özellikle çocuklar, hamile kadınlar ve acil tedaviye ihtiyaç duyan hastalar açısından ciddi risk oluşturduğu uyarısında bulunuldu.
Vilayetteki sağlık ihtiyaçları kapsamında 127 kalem ilaca ihtiyaç duyulduğu belirtilen açıklamada, bunlardan 115 temel ilaç kaleminin tükenme riskiyle karşı karşıya olduğu kaydedildi.
Taiz'de uzmanlık gerektiren sağlık hizmetlerine erişimin de ciddi biçimde etkilendiğine işaret edilen açıklamada, "Bu kapsamda 7 bin 527 kişi ameliyat hizmetlerine erişimde sorun yaşarken, 10 bin 659 hasta kronik hastalık ilaçlarının eksikliğinden etkilendi. Ayrıca 2 bin 888 ruh ve sinir hastalıkları hastası, bin 369 kalp cerrahisi ve kateterizasyon hastası ile 656 kanser hastası da olumsuz etkilendi." ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, tıbbi malzeme eksikliğinin, 15 bin 360 seanslık ihtiyacı bulunan bin 110 diyaliz hastasına sunulan hizmetlerin yanı sıra 192 hastanın tedavi gördüğü yoğun bakım ünitelerini ve 154 bebeğin bulunduğu kuvözleri de tehdit ettiği uyarısında bulunuldu.
BM, Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF ve ICRC'ye çağrı
Açıklamada, İran destekli Husilerden Taiz'e yönelik saldırılarını durdurmaları ve kent üzerindeki kuşatmayı kaldırmaları istenerek, bölgeye ilaç, gıda ve yakıtın serbestçe girişine izin verilmesi ve insani faaliyetlerin yeniden başlatılması çağrısında bulunuldu.
Yemen Sağlık Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ve bağışçılara da çağrıda bulunarak yakıt, oksijen, ilaç, solüsyon ve tıbbi malzemelerin bölgeye güvenli ve kesintisiz biçimde ulaştırılmasını talep etti.
Açıklamada ayrıca, Taiz vilayetindeki yerel yönetimin Sağlık Bakanlığı ve ilgili paydaşlarla koordinasyon içinde 90 günlük acil sağlık ve salgın müdahale planını uygulamaya koyması istendi.
Planın hastanelere malzeme tedarikini, sürveyans ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesini ve açık bir takip mekanizmasının oluşturulmasını içermesi gerektiği kaydedildi.










