Uluabat Gölü İçin Tehlike Çanları Çalıyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Marmara Denizi ile bağlantısı genişletilerek Nil Nehri'ne benzetilmek istenen Uluabat Gölü'nde tehlike çanları çalıyor.
Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Marmara Denizi ile bağlantısı genişletilerek Nil Nehri'ne benzetilmek istenen Uluabat Gölü'nde tehlike çanları çalıyor. Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Bursa Şube Başkanı Doç. Dr. Ertuğrul Aksoy, ormanlık ve fundalık alanların yok edilerek tarım alanı haline getirilmesi, evsel atıklar ve çevresinde bulunan maden ocaklarının sayısının artmasının gölün dolmasını hızlandırdığına dikkat çekti. Doç. Dr. Aksoy, "Daha önce bazı maden ocaklarının yıkama sularını buraya boşalttıkları tespit edildi. Bu gölün de bir dayanma kapasitesi var. Sürekli doluyor. Ama göl artık imdat çığlığı veriyor. Önlem alınmazsa 3 metre olan minimum derinliğinin 88 yılda dolacak" dedi.
Dünyada 38 gölün sahip olduğu 'Yaşayan göl' unvanına sahip olan ve 1998 yılında Ramsar Uluslararası Sulak Alanlar Sözleşmesi kapsamında koruma altına alınan Uluabat Gölü'nün kirlilik sorunu hala çözüm beklerken, göl ve çevresindeki kuş popülasyonunun yok olma tehlikesi İstanbul- Bursa- İzmir otoyol projesi ile tekrar gündeme geldi.
Bursa Büyükşehir Belediyesi ise gölün Marmara Denizi ile bağlantısını genişleterek doğal bir marina haline getirmeyi planlıyor. Proje ile Marmara Denizi ve göl arasındaki 30 kilometrelik alanda Nil Nehri'ndeki gibi nehir turları yapılabilecek.
Projeyle ilgili çalışmalar devam ederken ZMO Bursa Şube Başkanı Doç. Dr. Ertuğrul Aksoy, gölün geleceğiyle ilgili uyarılarda bulundu. Uluabat çevresindeki ilçelerde açılan maden ve taş ocağı sayısının yıldan yıla arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Aksoy, Bursa'da 2009 verilerine göre 670'i arama, 372'si işletme ruhsatlı olmak üzere bin 62 mermer, taş ve kum ocağı bulunduğunu bu ocakların yüzde 50'sinin ise göl çevresindeki Mustafakemalpaşa, Orhaneli, Nilüfer ve Karacabey ilçelerinde bulunduğunu söyledi.
'GÖL 30 YILDA 19 KİLOMETREKARE KÜÇÜLDÜ'
Uludağ Üniversitesi ile birlikte 'Mermer ve Taş Ocaklarının Tarım Arazileri Üzerine Olumsuz Etkileri' konulu bir araştırma yaptıklarını belirten Doç. Dr. Aksoy, Devlet Su İşleri'nin (DSİ) 1965 ve 1995 yıları arasında yaptığı yüzey ve hacim çalışmalarından yararlanarak Uluabat Gölü'ndeki değişimleri incelediklerini ifade etti.
Uluabat Gölü'nün 1974 yılındaki topografik harita çalışmalarında 135 kilometrekarelik bir su yüzeyine sahip olduğunu kaydeden Doç. Dr. Aksoy, sazlık ve bataklık alanların 19 kilometrelik bir alanı kapladığını söyledi. Doç. Dr. Aksoy, şunları söyledi:
"1998 yılında bu alan azalarak 116 kilometrekare su yüzeyi, 27 kilometrekare sazlık bataklık alanına ulaşmış. Göl sürekli olarak küçülüyor. 2004 yılında yapılan en son uydu görüntülerine göre su yüzeyi 115 kilometrekareye düşmüş. Gölün 1974'ten itibaren 30 yıl içinde yüzeyi 19 kilometrekare küçülmüş. Hacim ise 30 yılda 50 milyon metreküp azalmış. Gölün yılda 1. 7 milyon metreküp su depolama kapasitesi kaybı var. DSİ verilerine göre hesapladığımızda. Minimum 3 metrelik su seviyesi 88 yılda dolacak. Maksimum su seviyesi olan 4. 25 metrelik alan ise 203 yılda tamamen dolarak sazlık bataklık olacak. "
'GÖL İMDAT ÇIĞLIĞI VERİYOR'
Uluabat Gölü'nün su toplama havzasının 10 bin 500 metrekare olduğunu belirten ZMO Bursa Şube Başkanı Doç. Dr. Ertuğrul Aksoy, ormanlık ve fundalık alanların yok edilerek tarım alanı haline getirilmesi, evsel atıklar ve çevresinde bulunan maden ocaklarının sayısının artmasının gölün dolmasını hızlandırdığına dikkat çekti.
Özellikle maden ocaklarından çıkan çamur ve balçığın ne şekilde yok ettiğinin bilinmediğini vurgulayan Doç. Dr. Aksoy, "Daha önce bazı maden ocaklarının yıkama sularını buraya boşalttıkları tespit edildi. Bunlar ne kadar önlendi bilmiyoruz. Uluabat Gölü tüm bunların kumbarası. Bu gölün de bir dayanma kapasitesi var. Sürekli doluyor. Ama göl artık imdat çığlığı veriyor. Gölün dolma hızını daha da arttırmak istiyorsak Mustafakemalpaşa'daki mermer ve taş ocakları sayısını arttırmamız yeterli" diye konuştu. - Bursa












