Suriye'deki Sivil Ölümlerine Tepki: Yüzlerce Kişi Hatay'da Toplandı
Çukurova Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay’dan yüzlerce kişi, Suriye’de yaşanan sivil ölümlerine tepki gösterdi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde yaşananları “demokrasi ve barış sürecine sıkılan bir kurşun” olarak niteleyerek, “Asla kabul etmiyoruz. Kürt halkı yalnız değildir” dedi.
HABER: Burcu Özkaya Günaydın
Çukurova Emek ve Demokrasi Güçleri'nin çağrısıyla Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay'dan yüzlerce kişi, Suriye'de yaşanan sivil ölümlerine tepki gösterdi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Halep'in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde yaşananları "demokrasi ve barış sürecine sıkılan bir kurşun" olarak niteleyerek, "Asla kabul etmiyoruz. Kürt halkı yalnız değildir" dedi.
Çukurova Emek ve Demokrasi Güçleri'nin çağrısıyla Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay'dan yüzlerce kişi, Suriye'de yaşanan sivil ölümlerine dikkat çekmek için Hatay'ın Yayladağı ilçesinde bulunan Yayladağı Sınır Kapısı'nda bir araya geldi.
Sınır kapısında açılış konuşmasını Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Mert Aslanyürek, Reyhanlı'da katledilen vatandaşların ve yurttaşların yanında durduklarını, Suriye'de, Rojava'da, Kobane'de, İştabrak'ta, Keseb'te, hangi dil, din, ırk ve mezhebe mensup olursa olsun katledilenin, mazlum olanın, halkların yanında durduklarını belirterek, "Bugün Suriye sınırında Yayladağı'ndan, Lazkiye'nin, Halep'in yanından sesleniyoruz; Suriye'de Kürt, Türk, Alevi, Süryani, Hristiyan, Dürzi tüm halkların eşitliği, hakları ve yaşam güvenliği için buradan bir kez daha sesleniyoruz; bu katliama son verin" şeklinde konuştu.
"Halep'e Kürt halkına yapılan saldırı barış sürecine sıkılan bir kurşundur"
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları "Halep'e Kürt halkına yapılan saldırı barış sürecine sıkılan bir kurşundur" dedi. Hatimoğulları şunları söyledi:
"Şeyh Maksut'ta ve Eşrefiye'de Kürt halkına dönük bir katliam başlatıldı. Bu katliamı kabul etmek mümkün değildir. Suriye'de SDG güçleri ve Şam yönetimi arasında 10 Mart Mutabakatı görüşmeleri hala devam ederken ve Halep özelinde 1 Nisan Antlaşması gerçekleşmişken ve diyalog masasında hala oturuluyorken, Halep'te bu saldırıların başlatılması, Halep'teki yeni dönemin ve beklenen demokratik entegrasyonun önünde büyük engeller oluşturmayı hedeflemiştir. Halep'e Kürt halkına yapılan saldırı, demokrasi sürecine ve barış sürecine sıkılan bir kurşundur. Asla kabul etmiyoruz. Kürt halkı ne Şam'da ne Halep'te ne Rojava'da ne Suriye'nin tamamında ne de Türkiye'de yalnız değildir. Bugün Türkiye'deki bütün demokrasi güçleriyle buradayız ve dayanışmamızı buradan bir kez daha iletiyoruz.
"Halep'te paramiliter güçler operasyonlarda yer almaktadır"
Bugün Suriye'de gerçekleşen bu katliamlar, Kürt halkının orada kanını döken bu anlayış, bütün dünyanın gözü önünde IŞİD armalarıyla oraya gelenlerin de olduğunu gösteriyor. Suriye Milli Ordusu, HTŞ, El Kaide ve El Nusra'ya bağlı paramiliter güçlerin de bu operasyonlarda yer aldığı bilgisi bütün dünya tarafından bilinmektedir. Bizler bunu kabul etmiyoruz. Hele de bir kadın savaşçıyı herkes izledi, o videoları değil mi? İşkence ederek binadan aşağı atılması ne bir dinde ne bir vicdanda ne bir mezhepte ne de 'kendine insanım diyen' hiçbir canlının kabul edebileceği bir şey değildir. Bakın böyle bir uygulama savaş hukukunda dahi yoktur. Savaş hukuku dahi bunu reddeder. Buradan bir kez daha biz kadınlar olarak; Rojava'da, Halep'te direnen bütün kadınlara binlerce kez selam olsun. Binlerce kez selam olsun oradaki kadınlara…"
MHP Genel Başkanı grup toplantısında bu konuyu gündeme alarak, bugünkü konuşmasında DEM Parti'ye dönük eleştiriler sunduğunu kaydeden Tülay Hatimoğulları, Türkiye'nin iç barışını mevcut olan bütün siyasi partilerden daha fazla önemsediklerini, Türkiye'nin iç barışını Hatay Yayladağı Sınır Kapısı'ndan Edirne Sınır Kapısı'na kadar önemsediklerinin altını çizerek şöyle devam etti:
"Orada Kürt kanı akmadı" diyorlar. Yanlış. Orada Kürt'ün de kanı aktı. Alevi'nin de kanı aktı. Arap'ın da Sünni'nin de Hristiyan'ın da Dürzi'nin de kanı aktı. Keşke akmasaydı. Keşke biz bu konuşmaları yapmak zorunda kalmasaydık. ve bizler parti olarak sürecin onurlu bir barışla taçlanması için kim ne derse desin çizgimizden asla vazgeçmedik, asla vazgeçmeyeceğiz. Bu yaşanan provokasyonlara, hükümetin sözcülerinin adeta mevcut olan katliamın önünü açan kışkırtan, destekleyen, dayanışan mesajlarına 'Eyvallah, baş göz üstüne mi' diyelim? Demeyeceğiz. Bu mesajlara karşı çıkıyoruz. Yanlış buluyoruz. ve her fırsatta Suriye politikasının nasıl olması gerektiği ile ilgili bizler ağzımızı açtığımız her an ifade ettik. Tertemiz, yalın, düzgün bir dille ifade ettik. Burada bir kez daha ifade ediyoruz; Suriye'deki çatışmalara, oradaki ateşe kimse körükle yaklaşmamalıdır.
Türkiye'de mevcut olan iktidar sözcülerini, oradaki savaşı ve çatışmayı kışkırtan değil, tam tersi oradaki ateşi soğutacak, barışa ve diyaloğa hizmet edecek bir dil kullanmaya davet ediyoruz. ve biz buradan soruyoruz: Bu dilin neresi sorunlu acaba? Bizler "barışa hizmet edin" diyoruz. Gelin barışa hep beraber hizmet edelim diyoruz. Suriye'de yanan ateşe körükle gitmek yerine bir damla su olalım, o ateşi söndürelim diyoruz. Bunun neresi iç barışa karşı yapılmış bir konuşmadır?"
Türkiye'deki bütün siyasi güçleri ve bütün devlet bürokrasisini bu süreçte barış ve diyaloğu tesis etmek üzere bir pratik ve bir dil kullanmaya davet ettiğini söyleyen Hatimoğulları, Halep'te yaşananları asla kabul etmediklerini, orada yaşamını yitiren bütün Kürt yurttaşların ailelerine, Kürt halkına ve Suriye halklarına başsağlığı dileyerek, yaralılara acil şifalar dilediklerini belirtti ve "Bir gün bu sınır kapısından Suriye topraklarına güle oynaya geçmeyi ve Suriye'ye savaşı konuşmak için değil, barışın nasıl tesis edildiğini görmek üzere ziyaretlerimizi gerçekleştirmeyi ümit ediyoruz" dedi.
Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da "Halep'teki kuşatma ve katliam bir etnik temizlik girişimidir" ifadesini kullandı. Beştaş şöyle dedi:
" Halep'teki kuşatma ve katliam bir etnik temizlik girişimidir "
"Kürt halkını Halep'le, Amed'i ayırabileceklerini düşünüyorlar. Mardin'le Kamışlı'yı ayırabileceklerini düşünüyorlar. Orada size bomba atıldığında Halep'te 'Buradan ses çıkmasın' diyorlar. Bu çağrıları yapıyorlar. Ama biz de diyoruz ki Halep ötede durmuyor. Yayladağı Sınır Kapısı'ndayız. Oradaki her can yitimi, her ateş bizim yüreğimize düşüyor. Bize atılmış kabul ediyoruz. Bu kardeşlik söylemleriyle yüz binlerce insanın yaşadığı halka, Kürt halkına yönelik Halep'teki kuşatma ve katliam bir etnik temizlik girişimidir. Cenevre Savaş Hukuku başta olmak üzere hiçbir hukuk, hiçbir vicdan, hiçbir insanlık değeri bunu kabul edemez. Biz de kabul etmiyoruz. Daha dün Alevilere, Dürzilere, Suriye halklarına IŞİD çetelerinin, Şam iktidarının saldırılarını, işledikleri cinayetleri gördük. Bu göz göre göre geldi ve bilinçli bir şekilde yayılıyor ve yayılmasına müsaade ediliyor. Bu destekleniyor. Eğer bu sözlerinde samimilerse; Kürt halkının uzattığı barış, eşitlik ve kardeşlik eline bombalarla yanıt verilmez.
"Diplomasiye de müzakereye de mücadeleye de varız' diyoruz"
Birileri barış adı altında boynumuzu uzatmamızı, başımızı eğmemizi mi bekliyorlar? Bunu görmeyecekler. Biz her zaman alnımız açık, başımız dik; 'diplomasiye de müzakereye de mücadeleye de varız' diyoruz. Hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmedik. Ama bizler bu ülkede daha fazla kan dökülmesinden asla yana değiliz. Baştan beri ölümlerin durmasını, bu topraklarda barışın hakim olmasını, herkesin, bütün halkların, bütün inançların özgürlüğünü savunduk ve bugün de savunuyoruz. Bu konuda birileri gibi perde önünde ayrı, perde arkasında ayrı konuşmuyoruz. Samimiyiz ve bu konuda Sayın Öcalan'ın 27 Şubat Çağrısı bir manevradır. Sayın Öcalan hala İmralı özel güvenlikli, yüksek güvenlikli cezaevinde büyük bir sabırla, büyük bir direnç ve çalışmayla halkların bir arada yaşamını, demokratik bir yaşamı ve özgürlüğü örmeye çalışıyor ve bunu öneriyor.
"Barış , somut adımlar, güven vermekten ve bu katliamların son bulmasından geçer"
İşte şunu son olarak ifade etmek istiyorum; Halep'e yönelik saldırıya karşı biz birileri gibi savaşı savunmayacağız. Kimse bunu bizden beklemesin. Ama kimse buna sessiz kalmamızı da beklemesin. İtiraz etmeden oturup izlememizi de beklemesin. Kürt halkı orada katliamla yüz yüzeyken tabii ki buna karşı çıkacağız. Tabii ki mücadeleyi büyüteceğiz. Tabii ki bu siyasetin iki yüzünü ortaya koyacağız. ve şunu söyleyeyim; barış ve demokrasi samimiyetten, dürüstlükten, somut adımlardan ve güven vermekten geçer. ve bu katliamların son bulmasından geçer. Biz Rojava halkının, Suriye halklarının; Alevi'sinden, Dürzi'sinden, Arap'ından, Süryani'sinden, Kürt halkının yanındayız. Onlara yönelen her kurşun bize yönelmiştir diyoruz. ve onlarla birlikte olmaya devam edeceğiz."
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni de "Türkiye işçilerine, emekçilerine çağrı yapıyoruz: Bu katliama ortak olmayın diyoruz. Emek ve demokrasi güçlerine çağrı yapıyoruz: Bu zulme ortak olmayın diyoruz. Kürt halkının katliamından hiç kimseye ekmek de çıkmaz, barış da çıkmaz. Gelecek de çıkmaz. Alevilerin katliamından ancak ve ancak zulüm çıkar, acı çıkar. Gelin hep birlikte omuz omuza verelim. Bu katliamın sorumlularından medet beklemiyoruz. Adalet beklemiyoruz. Tüm dünya halklarına çağrımızdır: Artık halklar yan yana gelmeliyiz. Faşizme karşı, sömürgeciliğe karşı, zulme karşı, soykırıma karşı kendimizden başka dayanacağımız hiçbir kuvvet yoktur. Yaşasın Rojava direnişimiz. Yaşasın Halep direnişimiz. Yaşasın tüm Suriye halklarının özgür, demokratik birliği." ifadelerini kullandı.
EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak ise Halep'te, Lazkiye'de, Tartus'ta, Süveyde'de, Serekaniye'de halkların üzerine bombalar yağdırarak, halkları katleden Heyet Tahrir-ü Şam'ın (HTŞ) nasıl bir iktidar olduğunun; bütün dünya açısından tekrar tekrar ortaya çıktığının anlaşıldığını söyledi.

















