Trabzon - Bakanlar Geldı Kapaklar Açıldı Haberıne Ek Doğu Karadeniz Turizm Odaklı Kalkınma Planı Toplantısı

Trabzon - Bakanlar Geldı Kapaklar Açıldı Haberıne Ek
Doğu Karadeniz Turizm Odaklı Kalkınma Planı Toplantısı
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Bakan Demir;sağlıklı Gelışen Bır Turızm Master Planı Hem Verımlılığı Artırır, Hem de Hedefe Daha Verımlı ve Etkın Bır Şekılde Ulaştırır" Dedı.

BAKAN DEMİR;SAĞLIKLI GELIŞEN BIR TURIZM MASTER PLANI HEM VERIMLILIĞI ARTIRIR, HEM DE HEDEFE DAHA VERIMLI VE ETKIN BIR ŞEKILDE ULAŞTIRIR" DEDI.

DEVLET BAKANI FARUK ÖZAK: "SORUMLULUK DUYGUSU ILE HERKES ELINDEN GELENI YAPIYOR. BU PROJE ILE ILK ETAPTA 100 BIN KIŞIYE IŞ IMKANI SAĞLAMAK AMAÇLANIYOR.

BAKAN GÜNAY:DOĞAYI MÜMKÜN OLDUĞU KADAR KORUYARAK, PARÇALAMADAN SUNABILIRSEK DÜNYA INSANININ DIKKATINE, O ZAMAN TÜRKIYE'NIN ÖNÜNE FARKLI BIR DESTISANSOYU SUNABILIYORUZ DEMEKTIR.

Doğu Karadeniz Turizm Odaklı Kalkınma Planı toplantısında konuşan Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, bu tür planların bölgenin her alanıyla ilgili iyileştirmeyi kapsadığını söyledi. Bölgenin dünyanın en özel coğrafyalarından biri olduğunu anlatan Demir, turizm açısından en önemli dönemin yaz mevsimi olduğunu ve bu dönemde genelde bir sorun yaşanmadığını belirterek, Doğu Karadeniz'e son dönemde Ortadoğu'dan ziyaretçilerin gelmeye başladığını hatırlattı. Demir, "Altyapı yetersizlikleri, dolayısıyla sıkıntılar başladı. Master planlar, bunlara çözüm üretmek zorunda. Çok entegre olarak düşünmek gerekiyor. Yerel yönetim, STÖ' ler, yetişmiş iş gücü ve turizm altyapısını geliştirecek argümanları hemen başlatmalı. Sağlıklı gelişen bir turizm master planı hem verimliliği artırır, hem de hedefe daha verimli ve etkin bir şekilde ulaştırır" dedi.

Devlet Bakanı Faruk Özak da, plan kapsamında beş ayda 5 toplantı yaptıklarını belirterek, "Sorumluluk duygusu ile herkes elinden geleni yapıyor. Bu proje ile ilk etapta 100 bin kişiye iş imkanı sağlamak amaçlanıyor. Bu son derece önemli. Devre mülk ve pansiyon işine geçmemiz lazım. Hizmet sektöründe iyi değiliz. Bu insanları yetiştirmemiz gerekli. Plan kapsamında çok güzel bir yere geldik. Başbakan'ın, 'One Minute' çıkışı ile gündeme gelen Davos, kayak tesisleri ile dünyanın en önemli kentlerinden biri. Davos'a en büyük rakip olarak bu anlamda Ayder'i görüyoruz" diye konuştu. Özak, Mastır Plan kapsamı içerisine kış sporlarını da ekleyeceklerini sözlerine ekledi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de, bakanlık olarak gereken desteği vereceklerini belirterek, "Bu proje henüz olgunlaşma aşamasındadır. Dolayısıyla bu süreci çok kısa bir şekilde tamamlanması önemli. Fakat tamamlanmadan da yapacak çok şey var. Özel İdare'ye önemli imkanlar sunuyoruz. Bu işin finansman ayağı itibariyle, 'Her şey bitsin, Maliye Bakanlığı'ndan şu kadar para gelsin' diye bakılmamalıdır. Çünkü KÖYDES çerçevesinde yılın ortasında önemli miktar para gönderdik" dedi. Şimşek, "Bu projeye ulaştırma alt yapısı olarak bakarsak hata yaparız. Burayı Ortadoğu'ya pazarlayacaksak veya hangi bölgelere pazarlayacaksak, o ülkelerin dillerinin mutlaka iyi bir şekilde öğretilmesi gerekiyor. Bunun için bu projenin bitmesi şart değil" diye konuştu.

Bölgedeki çarpık yapılaşmaya da dikkat çeken Şimşek, şunları söyledi: "Yerel yöneticiler bunu engelliyemiyorlarsa o zaman bunun düzenlemesini yapalım. Bu dağlarda o kadar uyduruk yapılar var ki, bunun için bu projenin bitmesi gerekmiyor. Sonra bunu düzeltmek için bir sürü kaynağa ihtiyacımız olacak. Kentsel dönüşüm adı altında çok ciddi paralar harcanıyor. Ama işin başında bu çarpık yapılaşmaya izin vermemek gerekiyor. Maliye Bakanlığı olarak bu projeyi çok heyecan verici buluyoruz. Dünyanın en gelişmiş ülkelerine baktığınız zaman, örneğin ABD, Japonya ve İngiltere, istihdamın yüzde 75-80'i hizmet sektöründedir. İddia edildiği gibi sanayi ve tarımda değildir. Bugün ABD 'de tarımın istihdamdaki payı yüzde 1.5 'dur. Sanayinin payı cüzidir. Esas olan burada hizmetler sektörüdür. 1800'lü yıllarda ABD' ye gittiğinizde istihdamın yüzde 90'ı tarımdaydı. Muhtemelen bu yüzyılın sonunda hizmetler sektörünün ABD' deki istihdamdaki payı yüzde 90 olacaktır. Türkiye'ye baktığımızda hizmetler sektörü öne çıkıyor. Doğal avantajımız olduğu, rekabet üçgenimizin olduğu tek bir alan varsa o da turizmdir."

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise, turizm rakamları ile ilgili bilgiler verdi ve şunları söyledi: "Mısır, Türkiye'ye gelen turistin iki katı turist elde ediyor desem buradakiler inanır. Halbuki Mısır'a gelen turist sayısı kadar şu anda Antalya'ya gelen turist var. Türkiye son yıllarda büyük mesafe aldı. 2003'te rakam 14 milyondu Geçen yıl 27 milyon oldu. 10 milyar dolardan geçen yıl 21.5 milyar dolara çıkardık. Bu yıl 30'lara doğru tırmanıp, 50 milyara çıkacağız. Sadece sayıyı artırmak değil kişi başına geliri artırmak gibi asıl temel düşüncemiz var. Binlerce yıl sapasağlam duran ören yerleri onlarca yıldan beri yıpranmaya başladı. Türkiye gibi iki kıtanın ortasında farklı iklimlere, doğal ve tarihsel özelliklere sahip olan ve 40 milyon nüfusu 30 yaşın altında olan bir ülke için son derece önemli bir potansiyel. 9 milyon sadece Antalya'ya geldi geçen yıl. Halbuki biz bunu içeriye taşıyabilirsek istihdam oranlarını artırmış olacağız. Bölgedeki barınma imkanlarını iyileştirmiş ve yaşam kalitesini yukarılara taşımış olacağız ve insanların doydukları yerde kalmalarını sağlayacağız."

"Deniz kıyısını öldürerek yayla turizmini canlandırmak gibi bir hayalimiz yok"

"Burada yanlış odaklanma yapmayalım. Bu proje fazlaca bir yayla projesine dönüştürüldü. Proje bundan ibaret değil" diyerek konuşmasını sürdüren Günay, "Bu Karadeniz'in turizm potansiyelinin bir boyutu. Yaylaların dışında şehirlerimizde farklı potansiyellerimiz, sivil mimarlık örneklerimiz, kültür ve turizm imkanlarımız var. Bunları gözardı etmeyelim.Sadece yaylaları birbirine bağlayan ve aşağıyla irtibatını kesen bir projenin doğru olmadığı, yanlış odaklandığı görüşündeyim. Çünkü bir süre sonra kopukluk olabilir. Deniz kıyısını öldürerek yayla turizmini canlandırmak gibi bir hayalimiz yok. Yayla turizmi bunun boyutlarından birisi. Onun için bölgede turizm varlıklarını sahiplenmek, kültür varlıkları ile yayla varlıkları arasında bağ kurmak gerekiyor. Biz bu projede mümkün olduğu kadar yeni yol yapmaktan kaçınalım. Var olanı iyileştirmeye çalışalım" dedi.

Proje kapsamında yapılacak yol konusunda uyarılarda bulunan Günay, "Yaylalarda yeşilin ortasından uçak ve helikopterden görünecek şekilde bir kara çizgiyi çizip gitmeyelim. Mümkün olduğu kadar ağaç kesmeden, yeni bir güzergahı kesip parçalamadan yolu yapmaya çalışalım. Gece geç saatlerde Rize'ye geldim. Belki de isabet oldu. Erken saatte gelsem ve oradaki tahribatları görsem belki daha yüksek sesle başka konuda konuşma ihtiyacı hissederdim. İkizdere nerede, İkizdere Vadisi nerede? Dün gece gelirken yol boyu yıkımlar gördüm. Bir takım duvarların açıldığını, derelerin yıkıldığını gördüm. Bana gördüğüm bir Bursa fotoğrafını hatırlattı. Fotoğrafın altında, 'Rahmetli Bursa Ovası' yazıyordu. Böyle olmaması lazım. Karadeniz'de yaptığımız her şeyi, doğasını, emsalsiz yeşilini koruyarak yapıyoruz. Kalkınmaya karşı bakış açısı sergilemek istemiyorum. Büyük barajlar yapılacaksa amenna ama bir iki megavat elektrikten dolayı da her dereyi deleceksek, her dağı parçalayacak, her ağacı keseceksek biz burada turizm yapamayız. Doğayı mümkün olduğu kadar koruyarak, parçalamadan sunabilirsek dünya insanının dikkatine, o zaman Türkiye'nin önüne farklı bir destisansoyu sunabiliyoruz demektir. Bazı resimlerde gördüm. Yaylalara gökdelen gibi apartmanlar yapılmış. Böyle şey olmaz, Böyle olunca özel bir Doğu Karadeniz turizmi sunamayız. Yaylayı hissedebileceğim bir konaklama tesisinde kalmak isterim. Burada gördüğüm resimler korkunçtu. Yeni bir imar anlayışı geliştirmeye çalışarak ağaç evleri, onları hissedebileceğimiz aynı zamanda hijyenik bir ortamda yaratabilirsek ilgi çekici olabiliriz"diye konuştu.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı ise, projenin 2011 yılı yatırım programında yer almasını umduğunu söyledi ve "Coğrafyanın güzelliği yetmez. Yeşil var, su var. Hava var. Bütün bunlar güzel ama bunların yanında elbette ki yeme içme bakımından da yöresel doğallık bu projenin içinde yer almalı. Bu anlamda organik tarıma büyük görev düşüyor. Bu proje, bölgenin hem değerlendirilmesine hem de Türk ekonomisine büyük katkı sağlayacak" dedi.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı