15 TEMMUZ DEMOKRASİ ZAFERİNİN 10. YILI - Müzisyen Selçuk Küpçük, 15 Temmuz'un müzik dünyasında bıraktığı etkileri anlattı Açıklaması

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Müzisyen, şair ve yazar Selçuk Küpçük, 15 Temmuz darbe girişimi ve diğer darbelerin müzik dünyasına etkilerini değerlendirdi. Sanatçıların toplumsal olaylar karşısında duruşlarının önemine vurgu yaparak, demokrasi dışı süreçlere karşı olmaları gerektiğini belirtti. Ayrıca 15 Temmuz'un sanatçısı olarak Mustafa Yıldızdoğan ve 'Türkiyem' türküsünü işaret etti.

Müzisyen, şair ve araştırmacı yazar Selçuk Küpçük, 15 Temmuz gibi toplumsal olaylar karşısında şarkı üretiminden ziyade sanatçıların nerede durduklarının artık öne çıktığını belirterek, "Kim yaparsa yapsın, bir sanatçı demokrasi dışı bütün süreçlerin karşısında durmalı. Ama merkezi sanat çevresinde hala 27 Mayıs'tan kalan gerici tutumlar mevcut." dedi.

Küpçük, 15 Temmuz 2016'da yaşanan Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin müzik dünyasında nasıl bir etki bıraktığına dair AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

15 Temmuz sonrası Türkiye'de müzik dünyasında yaşanan değişimlerin, Gezi Parkı olaylarından itibaren ele alınması gerektiğini kaydeden sanatçı, internet ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla müziğin geçmişte üstlendiği toplumsal ve siyasal işlevlerin önemli ölçüde dijital mecralara taşındığını dile getirdi.

Sanatçı, 15 Temmuz'un müzik dünyasına doğrudan yansımalarından birinin, darbe girişiminde bulunan yapıyla organik bağı olduğu belirtilen sanatçıların ve devlet kurumlarında görev yapan bazı isimlerin tasfiye edilmesi olduğunu aktardı.

O dönemde söz konusu yapının müzik sektörü üzerinde dolaylı bir etki kurmaya çalıştığına işaret eden Küpçük, bu kapsamda hazırlanan bazı albüm çalışmalarının ise o yıllarda sektördeki ticari faaliyetler olarak değerlendirildiğini söyledi.

"15 Temmuz'un Türk halkından yana sanatçısı Yıldızdoğan, türküsü ise 'Türkiyem'dir"

Selçuk Küpçük, Türkiye'de gerçekleştirilen darbelerin müzik dünyasında bıraktığı ize dair şunları anlattı:

"27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül'de bu etki çok berrak. Halkın oylarıyla iş başına gelen Demokratik Parti'yi zorla yerinden etmek için işbirliği yapan o günkü asker, üniversite, aydınlar ve siyasal örgütlenmenin adeta resmi marşı, sözleri değiştirilerek okunan 'Gazi Osman Paşa Marşı' idi. Ama halk da Menderes ırmağına atıflar yapan plaklar çıkardı. 12 Mart sürecinde keza Cem Karaca'nın 'Parka' şarkısı başta olmak üzere Türk solunun farklı mahfillerince şarkılar, ağıtlar üretildi. 12 Eylül için, darbeyi yapanların şarkısı ise 'Türkiyem, Türkiyem cennetim' sözleri ile başlayan şarkı hiç kuşkusuz. Ama onun karşısında darbenin muhatap aldığı sol çevreler için Ahmet Kaya'nın, ülkücüler için ise Hasan Sağındık'ın ilk albümlerini anmak gerekli."

15 Temmuz'un önceki darbelerden çok farklı olduğunu vurgulayan Küpçük, "Çünkü Türk halkı, darbeciler karşısında ilk kez tarihsel bir rol alarak, sokağa çıktı. Darbe girişiminin ardından ülkenin her tarafında, demokrasi meydanlarında belki bazı şarkılar daha çok çalınmak istendi. Ama benim çözümlemem şöyle, netice itibarıyla muhafazakar ve siyasal olarak İslamcı bir geçmişe sahip kitleye karşı darbe yapılmaya çalışılmasına rağmen, meydanlarda 'İslamcı müzik' olarak adlandırılan türün yerine ülkücü bir ismin öne çıktığı açık. O da geleneksel türkü formunu çağın ihtiyaçlarına göre güncelleyen Mustafa Yıldızdoğan ve onun 'Türkiyem' türküsüdür." diye konuştu.

Küpçük, 15 Temmuz sonrası sanat alanında yaşanan değişimlere de işaret ederek, o dönemde devletin sanat kurumlarının imkanlarıyla müzik üreten isimler karşısında sanatçı Mustafa Yıldızdoğan'ın toplum nezdindeki karşılığının daha görünür hale geldiğini ifade etti.

Yıldızdoğan'ın müzikal yaklaşımının Anadolu'nun türkü geleneğinden ve halk edebiyatından beslendiğinin altını çizen Küpçük, marş formundan ziyade türkülerin Türk halkının estetik belleğine daha güçlü şekilde hitap ettiğini belirterek, bu çerçevede "15 Temmuz'un Türk halkından yana sanatçısı Yıldızdoğan, türküsü ise 'Türkiyem'dir." dedi.

"Müzik, bireysel ve toplumsal hafızada kendisine özel bir yer ediniyordu"

Sanatçı Küpçük, müziğin gerek otobiyografik hafızada gerekse toplumsal bellekte etkisi olduğunun altını çizerek, sözlerine şöyle devam etti:

"Ama bugün artık her bir bireyin elindeki cep telefonu üzerinden dünyada olup bitene müdahil olabildiği bir süreçte sosyal medyanın, paylaşılan görsellerin, görüntünün daha etkili olduğunu düşünüyorum. Müzik tek başına plaklarla, kasetlerle görselliğin bu denli ön plana çıkmadığı yıllarda direkt bireysel ve toplumsal hafızada kendisine özel bir yer ediniyordu. Şimdi ise salt müziğin böyle bir etkisi yok. Görüntüyle iç içe geçen bir etkiden ancak bahsedebiliriz."

Sanatçıların 15 Temmuz gibi toplumsal olaylar karşısında şarkı üretiminden ziyade nerede durduklarının artık öne çıktığını dile getiren Küpçük, "Halkın oylarıyla seçilerek gelen bir iktidara yönelik kapatma davalarının açıldığı, provokatif bayrak yürüyüşlerinin falan yapıldığı dönemlerde kimi rock sanatçılarının darbe çağrısı yapanlara balkondan destek verdiğini de gördük maalesef. Kim yaparsa yapsın, bir sanatçı demokrasi dışı bütün süreçlerin karşısında durmalı. Ama merkezi sanat çevresinde hala 27 Mayıs'tan kalan gerici tutumlar mevcut." dedi.

Kaynak: AA / Aişe Hümeyra Akgün
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.