Tunuslu yönetmen Nacer Khemir, "Çöl İşaretçileri" filminin perde arkasını anlattı Açıklaması

Tunuslu yönetmen Nacer Khemir, 'Çöl İşaretleri' filmiyle SufiCorner İstanbul Sinema Kulübü'nde düzenlenen etkinlikte izleyicilere sinema yolculuğundan ve tasavvuf düşüncesinin sanatına etkilerinden bahsetti.
Tunuslu yönetmen Nacer Khemir'in "Çöl İşaretleri" filmi, SufiCorner İstanbul Sinema Kulübü tarafından düzenlenen etkinlikle izleyiciyle buluştu.
Khemir'in de katıldığı film gösteriminde, usta yönetmen sinema yolculuğunun köşe taşlarını ve tasavvuf düşüncesinin sanatına olan etkilerini anlattı.
Sufi Corner'ın Üsküdar'daki merkezinde geçekleştirilen programda, yaklaşık 44 yıl önce çekimlerine başladığı "Çöl İşaretçileri" filminden yola çıkarak sinema anlayışını tanımlayan Khemir, metaforların sadece birer araç değil, "dayanamadığı adaletsizliklerin bir yansıması" olduğunu söyledi.
"anlattığım kişisel bir hikaye değil, bütün bir halkın kendisini feda edişidir"
Mağrip ve Arap dünyasında birçok insanın adaletsizliklerle mücadele ederken hayatını kaybettiğini aktaran Khemir, "Ben bu durumu bir MİT üzerinden anlatmayı tercih ettim. Burada anlattığım kişisel bir hikaye değil, bütün bir halkın kendisini feda edişidir." dedi.
Khemir, ABD'nin Irak'ı işgali sürecinde çektiği acıyı ifade edebilmek için "Bab'Aziz" filmindeki "İştar" karakterini oluşturduğunu belirterek, "Bu konuda bir şeyler yapmak istedim. Çok büyük bir şey yapamıyordum. Bu yaşananlara dair hisleri ifade edebilmek için küçük bir kız miti oluşturdum. Ama bu gerçekten bir sembol değildi. Beni aşan ve artık onları taşımaya dayanamadığım şeylerin ortaya çıkmasıydı." ifadelerini kullandı.
Modern dünyada ve özellikle sömürge geçmişi olan coğrafyalarda gençliğin durumunu "sosyal bir yetimlik" olarak tanımlayan Nacer Khemir, bu kavramın politik ve kültürel bir köksüzlüğü ifade ettiğine işaret ederek, şunları kaydetti:
"Filmimin Paris gösteriminde Mağripli gençler, 'Biz onlardan biri miyiz, bir çöl işaretçisi miyiz?' diye sordular. Ben de onlara, 'Aslında hepimiz o işaretçileriz' dedim. Neden böyle söyledim? Çünkü gerçek ülkemize asla varamıyorduk ve artık kendi gökyüzümüzde yaşamıyorduk. Bizim gençliğimiz aslında bir yetimlik hali taşıyordu. Burada sözünü ettiğim yetim ifadesi gerçek anlamda anne ya da babasını kaybetmiş birini anlatmıyor. Sosyal bir yetimliği, politika, gelenek ve medeniyet anlamında yetimliği anlatıyor. Kendini ifade edebileceği bir alanın kalmadığını söylüyor."
Khemir, bu durumdan çıkmak için gençlere bir form önererek, "(Gençler) artık var olmak için özgür değiller. Benim önerdiğim form, kendini başkalarının temsilinde bulan değil, tekrar var eden, farklı bir şekilde yaşayabilecek bir form." görüşlerini paylaştı.
Filmlerinde Batı ile arasına bir mesafe koymaya çalıştığını söyleyen Khemir, "Çünkü kendi evime dönmek, evimde olmak istiyorum." dedi.
"Sufi bir sinema anlayışı sizin ruhunuzu almaz"
Nacer Khemir, Kovid-19 salgını ile birlikte toplumdaki bir değişimin yaşandığına dikkati çekerek, "İnsanlar büyük şehirleri terk ettiler. Daha küçük ölçekli yerleşim alanlarına geçmesi önemliydi. Yani kendi hayatlarını tekrar yakalamak istediler. Sadece kolonize olan biz değiliz. Batı da kolonize. Bir gösteri toplumu tarafından işgal edilmiş durumdalar. Netflix ile birlikte diziler de hızlanmaya başladı. Bu diziler, hızlı bir dışavurum yeri haline geldi. Bu aslında bir çeşit uyuşturucu." değerlendirmesini yaptı.
Sufi bir sinemanın insanları iyileştirici bir yönü olduğundan bahseden Khemir, "Sufi bir sinema anlayışı sizin ruhunuzu almaz, kendinizi yeniden bulmanız için size bir şeyler sunar. Sufizm küçük bir iş değildir. Aslında dünyanın ruhudur. Aynı zamanda maddeyi de işleyebilecek bir değerdir." ifadelerini kullandı.
Khemir, Sufizmin sinemaya nasıl aktarılacağı konusunda "Göz Sineması" başlıklı bir kitap yazdığı bilgisini vererek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kitapta üç gözden ve üç bakıştan bahsediyorum. İlk olarak sinema temel olarak ışığın fiziksel konumlandırılması üzerinedir. İkincisi, sinema fikir, düşünce, dil, dilin yapısı ve doğasıdır. Üçüncüsü ise göz, yani gözün kendisi. Arapçada kaynak anlamına da gelir. Sinema fiziki bir tecrübedir. İlk olarak İbnü'l Heysem tarafından tecrübe edilmiştir. Doğu da sinemanın başlangıcı olan yerdir."
"Çöl İşaretçileri" (1984), "Güvercinin Kayıp Gerdanlığı" (1991) ve "Bab'Aziz: Dünyayı Gezen Ruh" (2005) filmlerinden oluşan "Çöl Üçlemesi" ile tanınan usta yönetmen, 8 hafta boyunca İstanbul'da sinemaseverlerle buluşacak."
SufiCorner'da 14 Mart'a kadar gerçekleştirilecek "Dünyaya Dervişane Bakmak: Nacer Khemir ile Sinema Atölyesi" programında Khemir, katılımcılara klasik bir sinema eğitiminden ziyade görme biçimlerinde dönüşümün nasıl gerçekleşeceğini ve sinemada tasavvufun yerine dair görüşlerini aktaracak.













