MİA'dan NATO Zirvesi Paneli: İstihbarat ve Dayanıklılık
Milli İstihbarat Akademisi, 36. NATO Zirvesi öncesi panel düzenledi. Büyükelçi Kılıç ve Erhan, istihbarat paylaşımı ve Türkiye'nin önemini vurguladı. MİT Başkanı Kalın, NATO yetkilisine hediye takdim etti.
Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" paneli düzenlendi.
Ankara'nın 7-8 Temmuz'da ev sahipliği yapacağı 36. NATO Liderler Zirvesi öncesinde MİA tarafından başkentte bir otelde düzenlenen panelde, NATO'nun karşı karşıya bulunduğu temel sınamalar ve ortaya çıkan fırsatlar istihbarat ve dayanıklılık ekseninde ele alındı.
Küresel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği, jeopolitik rekabetin derinleştiği ve çok boyutlu tehditlerin giderek daha karmaşık hale geldiği bir dönemde düzenlenen panele, politika yapıcılar, akademisyenler, güvenlik uzmanları ve alanın öne çıkan isimleri katıldı.
Panelde, günümüzde güvenliğin yalnızca askeri kapasiteyle değil, etkin istihbarat paylaşımı, ortak durumsal farkındalık, stratejik dayanıklılık ve müttefikler arasındaki güçlü işbirliğiyle şekillendiği anlayışından hareketle, NATO'nun geleceği açısından kritik öneme sahip konular çok boyutlu biçimde değerlendirildi.
"Biz haklı çıktık"
Panelin ilk oturumunda konuşan Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, istihbaratın NATO'nun kilit aktörlerinden biri olduğuna dikkati çekti.
Kılıç, dünyada her şeyin çok hızlı değişip dönüştüğüne dikkati çekerek, İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan algıların artık çok geçerli olmadığını ifade etti.
Türkiye'nin bölgesinde önemli bir güç olduğuna dikkati çeken Kılıç, Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle binlerce insanın hayatını kaybettiğini hatırlattı. Kılıç, şöyle konuştu:
"Bizler kötü ülkeler olarak anıldık. 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017... Türkiye kötü olarak anılıyordu o yıllarda. Bazı ülkelere göre, ' Suriye'ye müdahale ediyorsunuz' diyorlardı. Neden? Çünkü onların kullandığı gruplar bizimle çatışma içerisindeydi. Bugün ne oldu? Görüyoruz ki İran'daki çatışma da bir şekilde çözülüyor. Ukrayna, İsrail'in Gazze'de yaptıkları, Lübnan gerçeği var. Ayrıca bölgedeki farklı pozisyonlar arasındaki durumlara baktığımızda Suriye de bunun tam ortasında bugünün tek istikrarlı ülkesi olarak kaldı. 'Suriye beşe, ona bölünecek' deniyordu. Sonuçta kim haklı çıktı? Biz haklı çıktık. Ancak biz bunları söylerken pek çok kişi de bize kulak vermedi. İşte burada çok ciddi istihbarat da söz konusuydu. Biz sosyal gerçeklikleri basite indirgeyerek değerlendiremeyiz."
NATO ile Türkiye ilişkilerine de değinen Kılıç, "NATO'da yıllardır birlikte çalışıyoruz. Karşılıklı güven öyle bir noktaya gelmiş ki, işi yapan kişiler de sınırını, limitini, gri alanda ne kadar gezinebileceğini biliyor." ifadesini kullandı.
"NATO birçok sorunla yüzleşti ve bu sorunların hepsini çözdü"
Panelin son oturumunda konuşan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili, Büyükelçi Çağrı Erhan ise NATO'nun geleceğine dair karamsar olunmaması gerektiğini söyledi.
Erhan, NATO'nun dünya tarihindeki en başarılı ittifak olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ilk kuruluştan bu yana 1952'de Türkiye'nin ve diğer ülkelerin katılımıyla beraber çok başarılı işler yaptı. NATO yalnızca bugün zorluklarla yüzleşmedi. NATO tarihine bakacak olursanız 1960'larda, 1970'lerde Soğuk Savaş'tan sonra... NATO birçok sorunla yüzleşti ve bu sorunların hepsini çözdü. NATO'daki en büyük sorun Soğuk Savaş'ın sonuydu. Çünkü NATO'nun ana kuruluş amacı Soğuk Savaş'ı yürütebilmekti. NATO'nun ilk genel sekreteri, 'NATO'yu neden kurdunuz' sorusuna şu yanıtı verdi, 'NATO'nun varoluşunun özü Amerika'yı içerde, Rusya'yı dışarıda, Almanya'yı ise kontrol altında tutmak diyebiliriz' dedi. Baktığımız zaman Soğuk Savaş bitti ve 1990'larda herkes o zaman 'NATO'ya ne olacak' demeye başladı."
Dünyada yaşanan gelişim ve dönüşümlerin NATO'nun önemini gözler önüne serdiğini belirten Erhan, NATO'nun tarihsel akış içerisinde kendisini dönüştürmek adına birçok adım attığını ve yapısını değiştirdiğini söyledi.
Erhan, bugünün zorluklarının hafife alınmaması gerektiğine dikkati çekerek, "Müttefikler bir şekilde yolunu bulacak ve bu sorunların üstesinden gelecektir diye düşünüyorum." dedi.
Avrupa'da birçok müttefik için oluşan konfor alanının 360 derece bir yaklaşımı benimsemesini engellediğini belirten Erhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Batı'daki müttefiklerimiz konforlu bir alan içinde yaşarken, Türkiye sürekli problemlerle karşılaştı. Yine Orta Doğu'da, Suriye'de, Kafkaslar'da, bölücü terörle mücadele ederken... Yani Türkiye coğrafi konumundan dolayı Soğuk Savaş'ın konforlu gündeminde dahi kendini her zaman 360 derecelik yaklaşımı yaratma ve benimseme ihtiyacında buldu. Bizim için yeni bir durum değil. Ama mutluyuz. Avrupalı müttefiklerimizden de artık 360 derecelik yaklaşımdan bahsettiklerini duymak da bize keyif veriyor. Çünkü günümüzün dünyasında zorluklardan bahsettiğimizde, NATO'nun karşılaştığı zorluklardan bahsettiğimizde artık tek boyutlu veya düz, doğru bir zorluktan bahsedemeyiz. Her yönden gelen farklı ve çoklu zorluklardan bahsetmemiz gerekiyor."
Erhan, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın hemen ardından Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi kapsamındaki yaptırımları uygulamaya koyduğunu söyledi.
Türkiye'nin NATO'da istikrar sağlayıcı bir komuta rolü üstelenmeye devam ettiğine dikkati çeken Erhan, "NATO'nun direncini artırıp güçlendirmesinden bahsedeceksek o zaman güneyi de bu resme eklememiz gerekiyor. Mart ve Nisan aylarında hatta Mayıs ayında dahi ben de bir dizi konferansa katıldım. Büyük NATO kentlerinde düzenlendi bunlar ve güney ülkelerinde İtalya, İspanya, Portekiz'de asıl tehdit algısı çok daha farklı. Buradaki güney müttefiklerinin yegane gündem maddeleri güneyden gelen tehditler şeklindeydi. Bizim bunu da NATO'nun gündemine dahil etmemiz gerekiyor." şeklinde konuştu.
Erhan, NATO'nun 1949'da savunma amacıyla kurulduğunu hatırlatarak, "Son yıllarda kademeli olarak değişim oldu. Bugün NATO hem savunma hem de güvenlik teşkilatı. Hatta daha ziyade güvenlik teşkilatı." dedi.
Türkiye'nin büyük güvenlik algısının en önemli parçalarından biri olduğuna dikkati çeken Erhan, müttefik ülkelerin her konuda birbirini desteklemesi gerektiğini söyledi.
NATO Genel Sekreter Yardımcısı'na özel hediye
Panele Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott Bray katıldı.
Panelin açılış konuşmalarının ardından MİT Başkanı Kalın, Bray'e ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun 1960'ta NATO'ya armağan edilen mozaik panosunun yağlı boya resmini hediye etti.
Türk ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu tarafından yapılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından NATO'ya armağan edilen 14,5x3,6 metre ebadındaki mozaik pano, 1960'ta Paris'teki NATO Karargah binasına monte edildi. 1967'de NATO'nun genel merkezini Brüksel'e taşımasının ardından mozaik de büyük bir operasyon ile blok halinde Brüksel'e götürüldü.
Ressam Eyüboğlu, NATO için ürettiği ve Türkiye NATO ilişkilerinin estetik bir göstergesi olan "Turkish Mosaic" adlı eserini yağlı boya olarak da resmetti.
Eyüboğlu ailesi envanterinde kayıtlı olan resim, ailenin izniyle, MİA tarafından düzenlenen panelin hatırası olarak yeniden bastırıldı.
Eserin sanatsal baskısı doğal pigment mürekkepler kullanılarak yapıldı.















