Küresel Terörizm ve Uluslararası İşbirliği Sempozyumu Sona Erdi

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, Pek Çok Terörist Grubun, Kendisini Tehdit Olarak Görmeyen, Koruyan ve Himaye Eden Halkları ve Devletleri Er ya da Geç Hedef Aldıklarını Belirterek, "Terörün Geri Dönüş Darbesi, Teröristleri Saklarken Suç Üstü Yakalanmanın Doğurduğu Uluslararası Mahcubiyetten, Korudukları Terör Örgütünün Eylemlerine Maruz Kalmaya Kadar Değişen Bir Yelpazede Er ya Da...

Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun, pek çok terörist grubun, kendisini tehdit olarak görmeyen, koruyan ve himaye eden halkları ve devletleri er ya da geç hedef aldıklarını belirterek, "Terörün geri dönüş darbesi, teröristleri saklarken suç üstü yakalanmanın doğurduğu uluslararası mahcubiyetten, korudukları terör örgütünün eylemlerine maruz kalmaya kadar değişen bir yelpazede er ya da geç ortaya çıkmaktadır" dedi. Orgeneral Saygun ayrıca, Türkiye'nin terörist ile halk ayrımını çok kesin çizgilerle yaptığını da belirterek, "Ancak hem ülkemizdeki bazılarının, hem de Avrupa'daki bir takım ülke ve çevrelerin, Kürt kökenli herkesi PKK/KONGRA-GEL terör örgütü ile irtibatlandırma gayreti içinde oldukları görülmektedir" dedi.

Orgeneral Saygun, 'Küresel Terörizm ve Uluslararası İşbirliği Sempozyumu'nda yaptığı kapanış konuşmasında, küresel bir boyut kazanmış olan terörizmle mücadelede uluslararası işbirliğinin şart olduğundan kimsenin şüphesi olmadığını söyledi. Ancak bugün gelinen noktada, terörizmle mücadele konusundaki en üst düzey seviyede sergilenmiş olan uluslararası siyasi iradenin, sahada arzu edilen boyutta ve uygulamaya tam olarak imkan veren bir karşılığının olmadığını ifade eden Saygun, bunun doğal sonucu olarak terörizmin küresel ölçekte yükseler bir problem olmaya devam ettiğini söyledi. Sempozyumda 'söylenecek her şeyin söylendiğini ama herkes tarafından söylenmediğini' belirterek, bazı değerlendirmelerde bulunan Orgeneral Saygun, BM, NATO, AB, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere birçok önemli uluslararası kuruluşun, bu mücadelede ayrı ayrı düzenlemeler yaptıklarını, çeşitli belgeler ve deklarasyonlar yayımladıklarını söyledi. Saygun, BM'nin terörizme destek verenlerin cezalandırılması, NATO'nun terörizme karşı istihbarat paylaşımı, AB'nin teröristlere yardımın önlenmesi ve teröristlerin adalet önüne çıkartılması gibi konularda kararları olduğunu anlattı. Dünyadaki bu etkin uluslararası güvenlik ve işbirliği organizasyonlarının aldıkları bu ve benzeri ifadeler içeren karar örneklerinin çoğaltılabileceğini ifade eden Saygun, sempozyumda gündeme gelen 11 Eylül saldırısına da değindi. Saygun, "11 Eylül'ü terörün miladı ya da başlangıcı olarak kabul etmek doğru değildir. 11 Eylül, teröristlerin imkan ve kabiliyetlerini sergilediği açık ve net bir meydan okumadır. Bu darbe ile terör, dünyadaki tek süper gücün, Atlantik ötesindeki topraklarında bulunan ekonomik ve askeri merkezlerini vurma imkan ve kabiliyetinde olduğunu gözler önüne sermiş, bu suretle, dünyanın herhangi bir yerini, istediği zaman vurabileceğini göstermiştir. Terörün o zamana kadar çok fazla dikkate alınmayan muazzam tahrip gücünü bütün dünya dehşetle izlemiştir" diye konuştu. 11 Eylül saldırısından çıkartılacak mesajları da sıralayan Orgeneral Saygun, "Mesajlar, dünyada hiçbir ülkenin terörden masun olmadığı, terörün herhangi bir ülke ve bölge ile sınırlanamayacak bir boyuta, yani uluslararası boyuta tırmanmış olduğu, bu nedenle de uluslararası işbirliğinin şart olduğudur" dedi. Bu tarihten sonra, dünyanın terörün ne anlama geldiğini anladığını belirten Orgeneral Saygun, bunun sonunda terör tehdidinin farkına varan ülkeler anasında belirli bir anlayış birliği oluştuğunu söyledi. Saygun, "Herkes terörle mücadelede işbirliği yapılmasında hemfikir ise o zaman mesele nedir? Neden işbirliği arzu edilen seviyede değildir?" diye sordu. Bugün Avrupa'nın, artan bir şekilde uluslararası terörün barınma ve yayılma merkezi haline geldiği ve terör tehdidinin üslendiği bir platform teşkil etmeye başladığı yolunda ciddi endişelerin ifade edildiğini kaydeden Saygun, gerçekten de aranan teröristlerin, demokratik düzenin sağladığı serbestiyi, azınlık hakları, kişi hak ve özgürlükleri, ifade özgürlüğü gibi medeni dünyanın temel ortak değerlerinin arkasına saklanarak, bu değerleri kendi amaçları için kullanabildiğini söyledi.

AVRUPA'YA TEPKİ Bazı Avrupa ülkelerinin PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün basın ve yayın organlarının ülkelerinde barınmasına ve terörü desteklemenin de ötesinde, teşvik eden faaliyetlerine göz yummaya ve himaye etmeye devam ettiklerini belirten Orgeneral Saygun, kırmızı bültenle aranan teröristlere Avrupa ülkelerinde sığınma veya vatandaşlık hakkı tanındığını, diplomatik himaye sağlandığını, yakalanan teröristlerin yargılanmadığını veya yargılanmadan serbest bırakıldığını, önceden terörist ilan edilen örgütlerin daha sonra terörist olmadığına hükmedildiğini, aranan teröristlere Schengen vizeleri verilerek Avrupa'da serbestçe dolaşmalarına imkan sağlandığını, bazı ülkelerce topraklarında yıllarca terör örgütü kampları bulunmasına göz yumulduğunu anlattı. Uluslararası terörle mücadeleye ilişkin belgelere imza atmış ülkelerin bu tutumlarının Türkiye'nin terörle mücadelesinde karşı karşıya bırakıldığı durum hakkında yeterli bir fikir sağlayabildiğini belirten Saygun, "Son zamanlarda görmeye başladığımız fevkalade mütevazı bazı kıpırdanışların, yakın bir gelecekte, teröre karşı topyekun bir mücadeleye dönüşmesini ümit etmekteyim" dedi. Pek çok terörist grubun, kendisini tehdit olarak görmeyen, koruyan ve himaye eden halkları ve devletleri er ya da geç hedef aldıklarını belirten Saygun, "Terörün geri dönüş darbesi, teröristleri saklarken suç üstü yakalanmanın doğurduğu uluslararası mahcubiyetten, korudukları terör örgütünün eylemlerine maruz kalmaya kadar değişen bir yelpazede er ya da geç ortaya çıkmaktadır" dedi.

"PKK'NIN YILLIK GELİRİ 500 MİLYON EURO" PKK/KONGRA-GEL'in küresel bir terörist örgüt ve mafya tipi yapılanmasıyla da aynı zamanda organize bir suç örgütü olduğunu ifade eden Saygun, terör örgütünün, başta uyuşturucu olmak üzere, insan, sigara, akaryakıt ve silah kaçakçılığı, haraç toplama, sahtecilik ve kara para aklama gibi yasa dışı faaliyetler yoluşla mali kaynak temin ettiğini bildirdi. Ayrıca, paravan şirket, dernek ve vakıflar aracılığıyla, yasal görünüm altında ticaret ve bağış gibi yollarla da kaynak temin ettiğini belirten Saygun, "Terör örgütünün bu şekilde elde ettiği yıllık gelirin 400-500 milyon Euro civarında olduğu, bunun 200-250 milyon Euro'sunun uyuşturucudan, 100-150 milyon Euro'sunun akaryakıt, sigara, insan kaçakçılığından, 15-20 milyon Euro'sunun toplanan yardımlardan ve 20-25 milyon Euro'sunun da diğer faaliyetlerden sağlandığı değerlendirilmektedir" dedi.

Günümüzde terörle mücadeleyi olumsuz etkileyen bir diğer hususun da, teröristlerin gelişmiş iletişim imkanlarını yaygın olarak kullanabilmeleri olduğunu belirten Orgeneral Saygun, internet, uydu muhaberesi gibi iletişim ortamlarının, ulaştığı seviyenin bu alanda teröristlere her türlü kolaylığı sağladığını ve özellikle alternatif iletişim, propaganda ve hatta eğitim kanalları olarak terör örgütlerine büyük imkanlar verdiğini belirtti. Saygun, bu konuda da uluslararası işbirliğinin kesin gerekli olduğunu vurguladı.

TERÖRİST VE HALK AYRIMI Orgeneral Saygun, terör örgütlerinin büyük inanç gruplarını veya etnik grupları temsil ettiklerini iddia ederek, faaliyetlerini 'cihat, İslam, halkların bağımsızlığı, azınlık hakları, demokratik hak ve hürriyetler' gibi kavramlarla özdeşleştirerek haklı bir davanın peşinde olduklarını ve hareketlerinin geniş kitlelerce desteklendiği görüşünü kabul ettirmeye ve terör eylemlerini meşru göstermeye çalıştıklarını söyledi. Saygun şunları kaydetti:

"Bu tuzağa düşülmemesi önem arz etmektedir. Bu noktada, tekrar ülkemize dönersek; Türkiye yıllardır yürüttüğü terör ile mücadelesinin her safhasında, terörist ile halk ayrımını çok kesin çizgilerle yapmış ve farklı yorumlara yol açabilecek her türlü uygulama, tavır ve ifadeden kaçınmış, hiç kimseye potansiyel terörist gözü ile bakmamıştır. Ancak maalesef günümüzde giderek artan bir şekilde, hem ülkemizdeki bazılarının, hem de Avrupa'daki bir takım ülke ve çevrelerin, Kürt kökenli herkesi PKK/KONGRA-GEL terör örgütü ile irtibatlandırma gayreti içinde oldukları görülmektedir. Nitekim Avrupa Parlamentosu ile değişik Avrupa ülkeleri parlamentolarının çatıları altında yapılan konferanslara terör örgütüne mensup ve aranan teröristlerin katılmalarında veya üst düzey yetkilileri ziyaret etmelerinde bir beis görülmemektedir. Aynı şekilde Avrupa Parlamentosu çatısı altında düzenlenen 'Avrupa Birliği, Türkiye ve Kürtler' konulu uluslararası konferansa Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan bir terörist de katılmış ve konferansta Kürt kökenli vatandaşlarımızın temsilcisi gibi bazı açıklamalarda bulunabilmiştir. Kürt kökenli vatandaşlarımızı terör örgütüne malzeme yapan bu anlayışın tehlikesini tüm ilgililerin dikkatine sunuyorum." Saygun, konuşmasının sonunda, terörle on yıllardır mücadele etmekte olan Türkiye'nin, terörizmle uluslararası mücadelede yaşanan sıkıntılardın en çok zarar gören ülkelerden olduğunu kaydetti.

(MÜG-OK-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı