Sanatçı Emre Zeytinoğlu, Akbank Sanat'ın "Çağdaş Sanat ve Küratörlük" programında konuştu Açıklaması

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Akbank Sanat ve Açık Diyalog İstanbul işbirliğiyle düzenlenen seminerde sanatçı Emre Zeytinoğlu, küratörlükte farklı yöntemler ve sanatçı-küratör ilişkilerinin önemini vurguladı. Zeytinoğlu, sanatın muhalif rolünü ve küratörlerin sorumluluklarını ele aldı.

Akbank Sanat ve Açık Diyalog İstanbul işbirliğiyle düzenlenen ve direktörlüğünü Billur Tansel'in gerçekleştirdiği "Çağdaş Sanat ve Küratörlük" başlıklı seminer programında, sanatçı Emre Zeytinoğlu "Küratörlükte Farklı Yöntemler ve Sergi Deneyimleri" başlıklı konuşma yaptı.

Çevrim içi bir platform üzerinden gerçekleştirilen programda Zeytinoğlu, farklı küratörlük yöntemlerinden ve çalışma biçimlerinden bahsederek, bir sergi oluşturma sırasında, küratör ile sanatçılar arasındaki olası işbirlikleri, konsept, sanatçı ilişkileri, küratörün bilgi toplama ve değerlendirme süreçlerini anlattı.

Sanat tarihçisi ve aynı zamanda akademisyen Zeytinoğlu, bir küratörün öncelikle yansıtmak istediği düşünce içerisinde olması gerektiğini ve ondan sonra sergi hazırlığında "bir araya getirme sürecini" yönetebileceğini söyledi.

"İdeal olarak aslında küratörlükte önemli husus, sanatçıları iyi tanımaktır"

Zeytinoğlu, daha öncelerde "sergi komiserliği" diye bir tabirin olduğunu belirterek, "Sergileri düzenleyen ve sanatçıları tespit edenlere 'sergi komiseri' denilirdi. Şimdi bu sözün yerini küratör aldı. İdeal olarak aslında küratörlükte önemli husus, sanatçıları iyi tanımaktır. Kim hangi konularla uğraşıyor, sanatçı olarak hangi düşünceleri ortaya koyuyor ve bunların küratörle kurduğu ortak alanlar hangileri? Bunu küratör olarak sanatçıları uzaktan takip ederek de anlayabiliyorsunuz." dedi.

Son dönemde küratörlüğün iki uç nokta arasında gezindiğine dikkati çeken Zeytinoğlu, şöyle devam etti:

"Bir yanda küratör ve sanatçıların kolektif çalışması. Diğer yanda da küratörün sanatçılar üzerindeki mutlak iktidarı. Açıkçası artık küratörlük, profesyonel bir meslek halini almış durumda. Yani bir küratör, sanatçıların ve onların yapıtlarını bir düşünce çerçevesinde bir araya toplamaktan daha fazla, organizasyonların nasıl gerçekleştirileceğini de düşünmek zorunda. Mesela sponsor nasıl bulunur gibi. Tabi hemen bu konuyu tartışmak yerine, dünyaya egemen olan ekonomik ve politik sistemi analiz etmek bence daha yerinde olabilir. Ayrıca iş adamı gibi çalışan küratörlerin yanı sıra bir düşünceyi yansıtmak için bir araya topladığı sanatçılarla entelektüel işbirliği yapan küratörler de var."

"Sanat başka gerçeklikler üretebildiği için muhaliftir"

Emre Zeytinoğlu, sanatsal gerçekliğin farklı durumlar sunabileceğini dile getirerek, "Bir sanat yapıtı, iktidar sistemin gerçeğine göre hareket etme gereğini duymaz. Sonuçta gerçek dediğimiz şeyin, yalnızca öğrendiklerimizden ibaret olmadığını anlatır ya da anlatılmalıdır. Bunun da bir formülü yoktur. Sanatçıya göre değişen bir taktikle ortaya çıkar. İşte sanatın muhalefeti de buradadır. Sanat başka gerçeklikler üretebildiği için muhaliftir ve aynı zamanda bir yaratıcılık alanıdır." görüşlerini paylaştı.

Sergi konseptleri hakkında da konuşan Zeytinoğlu, bazı küratörlerin sanatçıların gözü olduğunu iddia ettiğini aktararak, şunları kaydetti:

"Bir küratör, bir sanatçıya kötü duygular aşılıyorsa, ona baskı uyguluyor, onu üretim sırasında zor durumda bırakıyorsa onunla çalışmazsınız. Sonuç olarak ister bir sanatçı ister bir küratör olun, bir sergi her zaman entelektüel bir süreç, politik bir tavır gerektirir ve her şeyden önce bir keyif işi olmalıdır. Bunun dışındaki durumları ben bilmiyorum ve deneyimlemedim."

Zeytinoğlu, bir sergide sanatçı ile küratör arasındaki ilişkinin karşılıklı bir eğitim süreci gibi geçmesi gerektiği yorumunu yaparak, "Sanatçı ile küratör sözcüklerini birbirine karıştırmamak gerekir. Çalışma süreçlerini sonra toparlayamayız. Bir küratör entelektüel sürece ne kadar katılıyorsa, katılsın bir sanatçı gibi sergide çalışmaz. Bir sanatçı da küratör kafasıyla çalışmaz." ifadesini kullandı.

Tarih boyunca sanatın büyük çaplı bir yaptırım gücü olmadığına da dikkati çeken Zeytinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İktidarları yıkan sanata hiçbir zaman tarihte rastlanmadı. Devrim yapan bir sanat da yok. Ayrıca insanların refah ve özgürlük ihtiyaçlarını karşılayan bir sanata da hiçbir zaman rastlanmadı. Bu romantik takıntılardan uzaklaşmak lazım. Ama sanat denilen bir şeyin tek bir işlevi var. O da toplumun içinde özerk bir bireyi temsil etmesi. İnsan toplumsal bir varlıktır ama aynı zamanda özerk bir iradesi vardır. Sanat ise bu diyalektiğin içinde bir baş aktördür."

Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.