KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu: Kıbrıs'ta Yaşanabilir, Kalıcı Bir Anlaşma Peşindeyiz
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs'ta İstedikleri Barışın "Nasıl Olursa Olsun" Anlayışında Değil, "Kıbrıs Türk Halkının Onuruyla Yaşayacağı, Anavatan Türkiye'nin de Menfaatine Halel Getirmeyecek" Nitelikte Olduğunu Vurgulayarak "Bizler Kıbrıs'ta Yaşabilir, Kalıcı Bir Anlaşma Peşindeyiz" Dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs'ta istedikleri barışın "nasıl olursa olsun" anlayışında değil, "Kıbrıs Türk halkının onuruyla yaşayacağı, Anavatan Türkiye'nin de menfaatine halel getirmeyecek" nitelikte olduğunu vurgulayarak "Bizler Kıbrıs'ta yaşabilir, kalıcı bir anlaşma peşindeyiz" dedi. Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının hep barıştan yana olan taraf olduğunu belirtti.
2010- 2011 Akademik Yılı Açılışı dolayısıyla Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde düzenlenen törene KKTC Cumhurbaşkanı Erdoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi'nin yanı sıra çok sayıda öğretim üyesi ve öğrenci katıldı.
Burada bir konuşma yapan KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, İstanbul'da Tıp Eğitimi gördüğünü, ihtisasını da Ankara Numune Hastanesi'nde yaptığını anımsatarak "Geriye dönüp baktığımda, benim eğitim gördüğüm yıllarda var olan imkanların bugün siz değerli öğrencilere sağlanan imkanlara nazaran ne kadar sınırlı olduğunu hatırlıyorum. Üniversitelerimizin bugün ulaşmış olduğu çağdaş imkanlar, bizim gibi geçmişi yaşamış nesiller için bir gurur tablosu oluşturmaktadır" dedi. Ankara Üniversitesi'nde birçok Kıbrıslı Türk öğrencinin de eğitim gördüğünü, mevcut KKTC Hükümeti'nde de Başbakan, İçişleri ve Dışişleri Bakanları ile müzakerelerdeki özel temsilcinin de Ankara Üniversitesi mezunu olduğunu ifade eden Eroğlu, Prof. Dr. Ahmet Şükrü Esmer, Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, Prof. Dr. Fahir Armaoğlu ve Prof. Dr. Oral Sander, Prof. Dr. Derviş Oral'ın de Ankara Üniversitesi mezunu olan Kıbrıslı Türklerden olduklarını anlattı. Eroğlu, Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel, Prof. Dr. Duygu Sezer ve Prof. Dr. Aysel Aziz'e de Kıbrıslı Türklerin haklarının korunması açısından yaptıkları katkılardan dolayı teşekkür etti.
-"BARIŞIN NE DEMEK OLDUĞUNU İYİ BİLİRİM"-
Kıbrıs davası bakımından kritik bir dönemden geçildiğini, müzakerelerden BM parametreleri çerçevesinde adil ve kalıcı yeni bir ortaklık devleti çıkması için ellerinden geleni yaptıklarını bildiren Eroğlu, kendisinin Cumhurbaşkanı seçilmesinden önce "Eroğlu gelirse müzakereler kesilir, Eroğlu barıştan yana değil" yorumlarının yapıldığını anımsatarak şöyle konuştu:
"Ben, özellikle temas ettiğim ve benim böyle özelliklerim olduğunu söyleyen topluluğa şunları sormuştum: Siz hiç ambargolar altında hükümet ettiniz mi, ambargolar altında hükümet etmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz. Siz savaşı gördünüz mü? Siz savaşta havan mermisiyle parçalanmış vücut gördünüz mü? Siz savaşta kurşun yarası almış, ölmek üzere gözlerinizin içine bakıp "Aman, yardım' ifadesi taşıyan gözlerle göz göze geldiniz mi? Siz hiç çok sevdiğiniz kişinin kucağınızda şehit olduğunu, can verdiğini yaşadınız mı? Siz hiç ölmek üzere bir hastaya doktor olarak yatıp kan verdiniz mi savaş esnasında? İşte ben hem savaş doktorluğu yaptım, hem Kıbrıs'ta yaşananları halkımla birlikte yaşadım. Onun için barışın ne demek olduğunu, anlaşmanın ne demek olduğunu ben sizden iyi bilirim ve sizden daha çok barış isterim."
-"KIBRIS TÜRK HALKI HEP BARIŞTAN YANA OLMUŞTUR"-
Eroğlu, barış istediğini ancak istediği barışın "nasıl olursa olsun" anlayışında değil, "Kıbrıs Türk halkının onuruyla yaşayacağı, Anavatan Türkiye'nin de menfaatine halel getirmeyecek" nitelikte olduğunu vurgularken Rum tarafının müzakere masasında zamana oynadığını ifade etti. Eroğlu, "Bizler Kıbrıs'ta yaşabilir kalıcı bir anlaşma peşindeyiz. Ama her zaman takdir edersiniz ki en az iki kişi lazım, iki taraf lazım anlaşma için. Ve yıllardan beri müzakereleri izleyen, 34 yıllık siyasi hayatımda onlarca yıllık mesleki hayatımda Kıbrıs'ta bütün olayları yaşamış, bütün müzakerelerin seyrini takip etmiş bir kişi olarak elbette gerçekleri gören, bilen ve bunu şimdi Cumhurbaşkanı olarak daha da net bir şekilde temas ettiğimiz yabancı misyonlara, yabancı siyasilere anlatmaya çalışıyoruz, dünya Kıbrıs'ta yaşanan gerçekleri görse, Kıbrıs'ta bugüne kadar devam eden çözümsüzlüğün nedenini iyice araştırsa görecektir ki Kıbrıs Türk halkı hep barıştan yana olmuştur, hep anlaşmadan yana olmuştur" diye konuştu.
Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün çok önemli iki nedeninin bulunduğunu, birincisinin, Kıbrıs'a barış gücü gönderilmesi gündeme geldiğinde 4 Mart 1964 tarihli BM Güvenlik Konseyi'nin 186 nolu kararıyla eşit ortaklığa dayanan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yönetiminin Rumlara teslim edilmesi, ikincisinin de 1990'da Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'ye adaylık başvurusunun kabul edilmesi olduğunu kaydeden Eroğlu, "İşte Rum'un uzlaşmazlığının çok nedenlerinden esaslı bu iki nedeni sayabilirim dediğim zaman bir şey söyleyemiyorlar. Ama gerçeği de bildiklerinden eminim" diye konuştu.(ANKA)
(HH/ÖMR)










