Gaziosmanpaşa eski başkanı Bahçetepe davasında savunmalar alındı
Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ve 8 sanığın yargılandığı davada sanıklar suçlamaları reddetti. Bahçetepe, kazı izni ve rüşvet iddialarını yalanlarken, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan sanık Aktaş, rüşvetin ödeme detaylarını anlattı.
Tutuklanmasının ardından Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Hakan Bahçetepe ile 8 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında, sanıkların savunmaları alındı.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Hakan Bahçetepe, Baki Aydöner ve Erdal Celal Aksoy getirilirken, tutuksuz sanıklar Aziz İhsan Aktaş, Gürkan Dölekli, Özer Ayık, Seza Büyükçulha, Gözde Bahçetepe, Aziz Lal ve taraf avukatları da salonda hazır bulundu.
Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Erdal Celal Aksoy, bu dosyaya kadar "rüşvet alma veya verme" gibi suçlamalara maruz kalmadığını öne sürerek, üzerine atılı suçlamalara yönelik iddianamede delil olmadığını savundu.
Görevi gereği sadece ruhsat verme belgesine imza atması nedeniyle suçlu konumuna düştüğünü öne süren Aksoy, ruhsat verme aşamasında görev almadığını, sadece imza yetki genelgesi doğrultusunda evraka imza attığını iddia etti.
Tutuklu sanık Baki Aydöner, Hakan Bahçetepe'yi belediye başkanı olmadan önce 2015-2018 yıllarında partinin farklı kademelerinde birlikte görev yaptıkları dönemde tanıdığını anlattı.
Aydöner, Bahçetepe ile birlikte İstanbul İl Başkanlığı döneminde çok sayıda il yöneticisiyle birlikte seçim çalışmalarına katıldıklarını kaydetti.
Tutuklu sanık Hakan Bahçetepe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iddianamesinin 7,5 ayda, Aziz İhsan Aktaş suç örgütü iddianamesinin de 8 ayda hazırlandığını, ancak bu dosyanın diğerlerine göre şüpheli ve eylem bakımından daha az sürede hazırlanması gerekirken 12 ayda tamamlandığını söyledi.
Dosyadaki tek suçunun, uzun süre sonra Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığını seçimlerde fark atarak kazanması olduğunu iddia eden Bahçetepe, evindeki kasasından "deste deste para çıktığı" yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını, kasanın eski belediye başkanına ait olduğunu, kasaya elini bile sürmediğini, içinden para değil mühür ve çeşitli belgeler çıktığını savundu.
Sanık Bahçetepe, Baki Aydöner'i parti çalışmaları nedeniyle tanıdığını, Özer Ayık'ı ise makamında iki defa gördüğünü savunarak, diğer bazı sanıkları ise ilk defa bu dosya nedeniyle emniyette gördüğünü iddia etti.
İddianameye konu olan kazı izin belgesine ilişkin bilgisinin olmadığını öne süren Bahçetepe, işlemlerin müdürlük ile BEDAŞ arasında gerçekleşen bir süreç olduğunu söyledi.
Bahçetepe, sanık Özer Ayık ile Kapalıçarşı'da ortak baz kaydı olduğu yönündeki iddialara ilişkin de kendisinin aynı gün ve tarihte Gaziosmanpaşa'da kurum müdürleriyle toplantı yaptığını belirterek, baz verilen dakikada pazar açılışında yer aldığına dair görselleri mahkeme başkanına gösterdi.
İddianamede kendisine yönelik suçlamayla ilgili somut bir ifade yer almadığını savunan Bahçetepe, eylemler bakımından da somut bir delil bulunmadığını öne sürdü.
Mahkeme başkanının kazı izninin belediye meclisinden çıkıp çıkmadığını sorması üzerine Bahçetepe, iznin meclisten çıkmadığını söyleyerek, "Kazı izni, BEDAŞ ve müdürlük arasındaki çalışanların yürüttüğü bir işlem. Bu evrakın belediye meclisiyle alakası yoktur." dedi.
Bahçetepe, Aziz İhsan Aktaş'ın şirketine ait aracın kullanılmasına ilişkin soruya da, "Ben bir belediyeye ve şahsa 'Bana araba gönder.' demedim. Parti toplantısında ilçedeki çalışmalarda kullanması için de sadece talepte bulundum. Aracın kime ait olduğunu da bilmiyordum. Emniyette öğrendim aracın kime ait olduğunu. Aracın kullanım bilgilerine bakarsanız partinin ilçe başkanlığınca kullanıldığını görürsünüz. Aracın nerden geldiğini de bilmiyordum. Aracın parti tarafından tahsis edildiğini biliyordum." yanıtını verdi.
"Gördüğümü, yaşadığımı bildiğimi anlattım"
Duruşmada, tutuklu sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından tutuksuz sanıklara geçildi.
Tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş, daha önce etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeleri aynen tekrar ettiğini belirterek, "Bildiğim hiçbir hususu gizlemedim, kimseyi haksız yere suçlamadım, gördüğümü, yaşadığımı bildiğimi anlattım. Aradan geçen zamana ve sürece rağmen söylediğim sözlerin arkasındayım." beyanında bulundu.
Etkin pişmanlık kapsamındaki ifadelerini özgür iradesiyle verdiğini söyleyen Aktaş, iddianameye konu kazı izin formunun bilinçli şekilde saklandığını öne sürdü.
Sanık Aktaş, "Bir yandan kazı izninde yaşadığımız sorunlar, diğer yandan ruhsatta yaşanan sorunlar. İki sorunda da ortak isim kimdir? Seza Büyükçulha. Etkin pişmanlıkta bu isimleri söylemiştim. İki eylemin başındaki en önemli aktör Seza Büyükçulha'dır. Hem Gaziosmanpaşa kazı iznini hem İBB ruhsat işini çözen Seza Büyükçulha'dır. Etkin pişmanlık ifademde paranın ödenme biçiminin her detayını verdim." şeklinde konuştu.
Rüşvet parasının ödemesinin ortağı sanık Gürkan Dölekli tarafından yapıldığını iddia eden Aktaş, belgeleri ortağının çeşitli kaygıları nedeniyle sunmadığını, ancak gerçeklerin ortaya çıkacağını savundu.
Sanık Aktaş, kazı izni konusunda sanık Bahçetepe'nin diğer sanıklar Seza, Gürkan ve Baki ile telefon görüşmelerinin incelendiğinde, konunun anlaşılacağını söyledi.
Aziz İhsan Aktaş, "300 bin doları ben verseydim bugün ortaya koyardım belgesini ama ortağım 'Ben verdim.' dedi. Para Ankara'daki kuyumcudan İstanbul'daki bir kuyumcuya aktarıldı. Kuyumcudan, 2 kişi üzerinden para Hakan Bahçetepe'ye ulaştırıldı." beyanında bulundu.
Akaryakıt istasyonunun faaliyete geçmesi için İBB'den çalışma ruhsatının alınması gerektiğini anlatan Aktaş, ancak ruhsat verecek komisyonun uzun bir süre toplanmadığını, ruhsat alınamadığı için iş yerinin faaliyete geçmediğini söyledi.
Sanık Aktaş, 4 ayın ardından komisyonun toplandığını ama ruhsatın verilmediğini ifade ederek, ortak arkadaşı vasıtasıyla sürece ilişkin İBB Genel Sekreter Yardımcısı sanık Erdal Celal Aksoy ile görüşme yaptığını anlattı.
Sanık Aksoy ile görüşmek için önce İBB'nin Merter'de bulunan binasına gittiğini, sonrasında makamının Saraçhane binasında olduğunu öğrendiğini belirten Aktaş, "Ben görüşme için Saraçhane binasına gittim, kamera kayıtları vardır, istenebilir kameraları bantlamamışlarsa. Benim için de kamera bantlamazlar herhalde." ifadesini kullandı.
"Parayı bizzat veren kişi ortağım olduğu için bunu ben ispatlayamıyorum"
Sanık Aktaş, diğer sanıklar Gürkan Dölekli ve Seza Büyükçulha ile bir araya gelerek, yapılan görüşmeden sonuç alınamadığını, sorunun çözüme kavuşturulmak yerine daha da yokuşa sürüldüğünü söylediğini öne sürdü.
Aktaş, "Bu görüşmeden 2 gün sonra 29 Ağustos'ta, Gürkan, Seza ve ben tekrar buluştuk ruhsat konusunu çözmek için. 3 Eylül de yapılan görüşmelerin sonucunda 200 bin dolar ödeme yapılıyor ve 13 Eylül'de ruhsat veriliyor. Parayı bizzat veren kişi ortağım olduğu için bunu ben ispatlayamıyorum. Ortağım da kaygılarından dolayı konuşmuyor." beyanında bulundu.
Suçlamalardan kurtulmak için başkasına suç atan biri olmadığını öne süren Aktaş, savcılığa senaryo sunmadığını savundu.
Söz verilen sanık Aziz İhsan Aktaş'ın avukatı da bu dosyadaki bazı sanıkların "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasında da sanık olduğunu ifade ederek, dosyanın bu davayla birleştirilmesini talep etti.
Tutuksuz sanık Gürkan Dölekli de savunmasında, "Bütün çıplaklığıyla, İhsan bey de konunun ne olduğunu biliyor. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için söylediklerinde ısrarcı olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.
Mahkeme başkanının, sanık Hakan Bahçetepe'ye 300 bin dolar, sanık Seza Büyükçulha'ya da rüşvet verdiği iddiasını sorması üzerine Dölekli, "Kesinlikle öyle bir şey olmamıştır." yanıtını verdi
Tutuksuz sanıklar Gözde Bahçetepe ve Aziz Lal de savunmalarında suçlamaları reddetti.
Mahkeme heyeti, yarın tutuksuz sanıklar Özer Ayık ve Seza Büyükçulha'nın savunmalarının alınacağını, ardından da tanıkların dinleneceğini belirterek, duruşmayı erteledi.















