Haberler.comUygulamayı yükle! YÜKLE

Eğitim-Sen'den Irmak, 4 eğitimci soruşturmasında MEB'i sorumluluktan kaçmakla suçladı

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Eğitim-Sen'den Irmak, 4 eğitimci soruşturmasında MEB'i sorumluluktan kaçmakla suçladı Haber Videosunu İzle
Eğitim-Sen'den Irmak, 4 eğitimci soruşturmasında MEB'i sorumluluktan kaçmakla suçladı
Haberin Videosunu İzle
Haberin Videosunu İzle
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Kahramanmaraş'taki okul saldırısına ilişkin 4 eğitimci hakkında soruşturma izni verilmesini değerlendiren Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, MEB'i sorumluluktan kaçmakla eleştirdi. Irmak, okul idarecilerinin olay sırasında okulu terk ettiğini söyleyip liyakati vurguladı.

Haber : Mehmet OFLAZ - Kamera: Recep Tunahan GÜLER

(ANKARA) - Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Kahramanmaraş'taki okul saldırısına ilişkin 4 eğitimci hakkında soruşturma izni verilmesini değerlendirerek, Milli Eğitim Bakanlığı'nı sorumluluktan kaçmakla eleştirdi. Irmak, "Gemiyi en son kaptanlar terk eder. Okul idarecilerinin, okulda kalmaları, olayı takip etmeleri, önlemeleri, önüne geçmeleri konusunda bir çabalarının olması gerekirdi. Liyakat denilen şey de tam burada devreye giriyor" dedi.

Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 15 Nisan'da okulun 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ve 9 öğrenci hayatını kaybetti, 15 öğrenci yaralandı.

ANKA Haber Ajansı muhabirinin edindiği bilgiye göre, Onikişubat Kaymakamlığı, okul müdürü C.K, müdür yardımcısı F.B, öğretmen A.T. ve rehber öğretmen E.İ. hakkında "terk", "suçu bildirmeme" ve "görevi kötüye kullanma" suçlarından soruşturma izni verdi.

Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, soruşturma izni kararını ANKA Haber Ajansı'na değerlendirdi.

Irmak, şöyle konuştu:

"Anlaşıldığı kadarıyla okul idarecilerinin olay esnasında okulu terk etmesi söz konusu. Gemiyi biliyorsunuz, en son kaptanlar terk eder. Burada okul idarecilerinin aslında okulda olmaları, kalmaları, olayı takip etmeleri, önlemeleri, önüne geçmeleri konusunda bir çabalarının olması gerekirdi. Bir yanıyla işte insan hali, can diyoruz ama bir yanıyla da verilmiş görevlerin yerine getirilmesi, liyakat denilen şeyin de tam da buralarda aslında devreye girdiği; soğukkanlılıkla olayın çözülmesi konusunda, olayın önlenmesi konusunda okul yöneticilerinin, idarecilerinin görevinin diğer okuldaki görevlere göre daha ön sırada olduğu bir durum söz konusu. Bu problemli bir şey. Yani olayın sonuçlarına bakıldığında da belki daha soğukkanlı bir müdahale olunabilseydi bu kadar can kaybı olmayabilirdi.

Bunu konuşurken aslında okullarda, eğitimin tüm kademelerinde liyakati de konuşmak gerekiyor. Yeterince liyakatli, yeterince yetiştirilmiş, bu tür kriz durumlarında ne yapacağını, nasıl davranacağını bilmesi gereken liyakatli insanların buraya görevlendirilmemiş olması... Ki bu, Türkiye genelinde de bu liyakat sorunu hep konuşuluyor. Hep iktidara yakın insanların buralarda görevlendirilmiş olması da aslında olayın başka bir boyutuna işaret ediyor."

"BAKANLIK SORUMLULUKTAN KAÇIYOR"

Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumluluğunu okul yöneticilerine, öğretmenlere ve sendikalara yükleyerek sorumluluktan kaçmaya çalıştığını ileri süren Irmak, şunları kaydetti:

"Milli Eğitim Bakanlığı zaten bu tür olaylarda başından beri sendikaları da suçlu buluyor, suçlu buldular. O gün, eğer iş bırakma olmasaydı... Bir gün önce çünkü Siverek'te başka bir okulda benzer bir olay yaşandığı için sendikalar, toplumsal duyarlılığa ve olaya dikkati çekmek amacıyla iş bırakma kararı almıştı. Bakanlık burada da maalesef sendikaları suçladı. Hatta buralara kadar gelerek sorular sordular, soruşturmaları açtılar. Aslında birinci derecede sorumluluğu olan bakanlık yetkililerinin bu tür meseleler üzerinden sorunu üzerinden atması, işin içinden sıyrılmaya çalışması, daha başlı başına kabul edilemez bir şey.

Evet, okul idarecilerinin de liyakatli bir şekilde göreve gelmesi, kriz çözme yöntemlerini bilmesi, buna uygun davranması, davranıyor olması ya da bu olayda olduğu gibi bir kaçış yoluna yönelmesi bir problem. Ancak bütün o okul idarecilerinin oraya görevlendirilmesi, okullara şiddet elini kolunu sallayarak gelirken Bakanlığın buna uygun tedbirler almaması, bu alınmayan tedbirler sonucunda da yaşanan bu sorunlar karşısında sorunu okula, okul idarecilerine, rehber öğretmenlere, öğretmenlere, iş bırakan sendikalara atmak, aslında sorumluluktan çok hızlı bir şekilde kaçmak anlamına geliyor bizim için."

"ŞİDDETSİZ OKUL İÇİN YOKSULLUK VE EŞİTSİZLİKLER GİDERİLMELİ"

Kemal Irmak, okullarda şiddetin yalnızca kriz yönetimi eğitimiyle önlenemeyeceğini belirterek, rehber öğretmen sayısının artırılması ve sendikanın şiddetin önlenmesine yönelik deklarasyonunun dikkate alınması çağrısında bulundu.

Irmak, "Çocukların yeterince rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmeti almadığı yerlerde kriz gelmeden önlenmesi mümkün olmuyor. Bunları da dikkate alan bir yerden; şiddetsiz okulun nasıl olması gerektiği, yoksullukların, eşitsizliklerin ortadan kaldırıldığı, yeterince psikolojik danışman ve rehber öğretmenin okullara görevlendirildiği, liyakatin esas alındığı, her kademedeki çalışanların görevlendirildiği bir sistemde bunlar çok daha aza indirgenecek, hatta ortadan kalkacak olgulardır diye düşünüyorum" dedi.

Kaynak: ANKA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.