Davutoğlu: Başkalarının Acıları Üstüne Emperyalist Planlar Kurmayın

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Biz bütün milletlerin acısını anlarız. Çünkü en büyük acıyı biz çektik. Şimdi Fransız Meclisi'ne söylüyoruz, Başkalarının acıları üstüne emperyalist planlar kurmayın" dedi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Her millet kendi acısını tek acı sanır, ama biz bütün milletlerin acısını anlarız. Çünkü en büyük acıyı biz çektik. Şimdi biz dönüp bu anlayışı Fransız Meclisi'ne söylüyoruz, Başkalarının acıları üstüne emperyalist planlar kurmayın" dedi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 4. Büyükelçiler Konferansı'nın ikinci bölümü için geldiği Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi'nde büyükelçiler ve öğrencileri konuştu. Üniversite konferans salonunu dolduran Balkan ülkelerinden gelen ve Trakya Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerinde aralarında bulunduğu topluluğa, 'Balkan Savaşından Balkan Barışına 10. yılında Türk Dış Politikası' konulu konuşma yapan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Osmanlı döneminde Türkler, Yahudiler, Bulgarlar, Rumlar sosyal dokusunu oluşturduğuna dikkat çekerek, "Balkan Savaşı sırasında Edirne'yi savunun Şükrü Paşa'nın ruhu Ankara'yı başşehir yaptı. Bunlardan birisi de Gelibolu savunma hattıdır. Türkler Asya'ya sürülmek istenirken bu savunmalar Türklerin Avrupalı olduğunun haykırmasıdır. Avrupa Tarihi Türkler olmadan yazılamaz. Bu iki direniş Evrenos Bey'den gelen mediniyetin Avrupa'da tutunma direnişidir. Bugün Avrupa ve Ortadoğu krizle uğraşırken Türkiye Dünya'nın en büyük kalkınma hızını gerçekleştiriyor. En aktif dış politikayı izliyor. Küresel anlamda gerçek bir Avrupalı olarak yoluna devam ediyor. Bunun tohumları Edirne savunması ile atıldı. Bu müdafa Ankara'nın yolunu açtı. Sulçuklu kartalı gibi Avrupa derinliklerinde yolumuza devam edeceğiz." dedi.
Konuşmasında, geleceği geçmişin ön yargısı ile değil, barışın havası yeni bir vizyon ile düzenlemek gerektiğini anlatan Davutoğlu, "Niye Balkan barışı biz çevre havzalarda tarihin normalleşmesini istiyoruz. Geleceği kriz değil vizyon odaklı, önyargı ile değil ufakla bakmak istiyoruz. Bunların Balkanlara yansıması nedir. Buraya büyük haksızlık yapılıyor. Ne zaman kargaşa, etnik, dini kargaşa akla gelse Balkanlar ve Ortadoğu akla gelir. Zannedilir ki, Balkanlar ve Ortadoğu milletleri kana susayan milletler. Bazı bölümleri paranteze alırsanız, Balkanlar da barış asırladır var. Balkan Savaşı'na kadar bu bölge savaş görmedi.
20 yüzyıl bu bölge paranteze alınmalı ve bu kötü bir parantezdir. Soğuk savaş sonrası eski Yugoslavya çatışmaları var biz bunu kapatmak istiyoruz. Bunlar Balkan milletlerinin kendi iradeleri ile çıkan savaşlar değil. Balkan savaşına kadar büyük savaş görmedi Balkanlar ve Ortadoğu da. Kahire Napolyon gelen kadar görmedi. Bu milletleri kan ve şiddet ruhu ile takdir edenler var. Bunu zihniyetimizden sileceğiz. Asırlar boyu ayni yaşadılar. Dışarıdan gelen müdahaleler ile oldu. Önce şehirlerin normalleşmesi gerekiyor. Balkan şehirlerin dünya ekonomisindeki eski yerleri ile şimdiki yerleri ile çok büyük düşüş var. Selanik, Üsküp, Filibe, Edirne doğal interlantından koptu. Edirne batıya açılan merkez bir şehir. Çıkmaz sokak oldu. Trabzon'u Batum'dan ayıramazsınız. Bunları aşmak doğal interlantına girip devletler arası ilişkilerin normalleşmesini istiyoruz. Bütün halklarla birlikte olmak ve kaynaşmalıdır." dedi.
Büyük Kurtarıcı Atatürk'ün Balkanlardan koparıp geldiğini, ne zaman Balkan ezgisi duysa hüzünlendiğini kaydeden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Her millet kendi acısını tek acı sanır, ama biz bütün milletlerin acısını anlarız. Çünkü en büyük acıyı biz çektik. Şimdi biz dönüp bu anlayışı Fransız Meclisi'ne söylüyoruz, Başkalarının acıları üstüne emperyalist planlar kurmayın. 1915'te sizler acı çekmediniz. Gelibolu'da 250 bin şehit verenler acı çekti. Maraş'ta, Urfa'da acı çekildi. İşte iki lider arasındaki fark da burada. Mustafa Kemal ile Sarkozy arasındaki fark burada. Birisi doğduğu yeri terk eder, her Rumeli türküsünde gözleri dolar. Yeni bir ulus devletin kurucusu olarak milletini tahrik edebilir, 'Yunanlılar sizi işgal etti' diyerek acılarını her gün hatırlatabilirdi. Ama öyle demedi aksine Venizelos'a elini uzattı, çünkü Atatürk gibi bir lider yaklaşık 10 asırlık bir harmanın ürünüdür. O liderler Selimiye'ye bakarak gücü gördüler. Oysa sadece Sarkozy için demiyorum, Fransız liderler hiçbir acı çekmeden başka milletlere acı çektirerek bugünlere geldiler. Şimdi de başkalarının acıları üstüne yeni bir tarih inşa etmeye çalışıyorlar. ve dönüp diyorlar ki şu milletin acısı acı değildir, bilinmese de olur, çünkü o başka. Ama bir başka halkın acısı doğuştan suçlu görünen millete hatırlatılması gereken bir acıdır." diye konuştu.
ORTAK AĞITLAR YAKABİLİRİZ
Bakan Davutoğlu, Ermenistan ile protokollerin imza töreninde Zürih'te yapması planlandığını ancak yapmadığını ifade ederek, "Eğer orada konuşmamı yapmış olsaydım, 'Sizi adil bir hafızaya çağırıyorum, tek taraflı bir hafızaya değil. Bütün hafızaların birleştirilip kolektif bir vicdanın ortaya çıkması gerekir. Sizi tek taraflı bir hafıza çağırıyorum. Bu tarihin birlikte konuşulması demektir. Tüm hafızları binleştirilmesi kolektif sonucun ortaya çıkmasıdır. Tek bir acı ile tarih yazılmaz.' diye konuşacaktım. Ermenilerin acısına saygı duyuyoruz. Onlarda bizim acılarımıza saygı duysun. Ortak elemleri paylaşıp ortak ağıtlar yakabiliriz." dedi.
TÜRKİYE AVRUPANIN ŞİFASI
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 'koptuğumuz coğrafyada yeniden birlikte olmak istiyoruz' diye başladığı sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şehirler buluşsun. Avrupa ile Türkiye arasında vize bariyeri kuranlar, tarihin normalleşmesini istemeyenlere sesleniyorum. Gelin evimiz açık. Biz vizeleri kaldırıyoruz, vize bariyerleri hudutları kapatarak korunduklarını sananlar vize ile zihin ve gönüllerini kapatıyorlar. Bir Edirneli vize engeli ile karşılaşmadan Viyana'ya kadar gidene kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Avrupa Birliği'ni barış projesi haline getirmek isteyenler Edirne ile Filibe arasına Üsküp arasına duvar örmek istiyorlar. Bu duvarlar çökecek. Bugün Gürcistan'a kimlikle gidip geliniyor. Vizeler kalksın istiyoruz bu Avrupa'nın iyiliği için. Türkiye hasta adam değil, Türkiye onları şifası, doktorudur."















