Babaocağı'na Erişim Engeli İtirazı Reddedildi.
CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, internet sitelerine erişim engelini 'dijital karartma' olarak değerlendirdi ve bunun iktidarın gerçeklerden korkmasından kaynaklandığını ifade etti. Erişim engeline karşı yapılan hukuki itirazların topluca reddedildiği belirtildi.
Haber : İleyda ÖZMEN / Kamera: Gurbetelli YALÇIN
(ANKARA) - CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, aralarında BabaOcağı'nın da olduğu internet sitelerine erişim engeline ilişkin "En önemli nedeni iktidarın ve iktidara yakın her kim varsa onların lehine bir karartma uygulama istek arzusunun sonucu. Biz buna dijital karartma diyoruz. Bunun nedeni de iktidarın, yandaşların hakikatten korkuyor oluşu. Çünkü alınan kararların detaylarına baktığımızda hiçbirinde fikir ve ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne ya da siyaset yapma özgürlüğüne hatta akademik özgürlüklere aykırı bir yayın göremiyoruz" dedi.
BabaOcağı haber sitesine yönelik tüm siteyi kapsayan erişim engeline karşı yapılan hukuki itiraz, İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedilmişti. Ret kararının ardından dosya, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği'ne taşındı. BabaOcağı'na ilişkin erişim engeline karşı Murat Cindoruk, İfade Özgürlüğü Derneği, gazeteci Bahadır Özgür ve Google tarafından yapılan itirazlar birlikte ele alındı. Mahkeme, yapılan başvuruları toplu şekilde reddetti. CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı'na değerlendirmede bulundu.
"Biz buna 'Dijital karartma' diyoruz"
Yaşanan olayı "Dijital karatma" olarak nitelendiren Konuralp şöyle konuştu:
"Aralarında BabaOcağı'nın da olduğu birçok haber sitesi ya da sosyal medya hesabının erişim engeli yaptırımına maruz kalmasının en önemli nedeni iktidarın ve iktidara yakın her kim varsa onların lehine bir karartma, uygulama istek arzusunun sonucu. Biz buna dijital karartma diyoruz. Bunun nedeni de iktidarın hakikatten korkuyor oluşu. Yandaşlarının hakikatten korkuyor oluşu. Çünkü alınan kararların detaylarına baktığımızda hiçbirinde fikir ve ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne ya da siyaset yapma özgürlüğüne hatta akademik özgürlüklere aykırı bir yayın göremiyoruz. Alınan kararlarda fikir ve ifade özgürlüğüne ya da basın özgürlüğüne yönelik bir atıf görmüyoruz."
"Bunlar hep bir korkunun tezahürü"
Dolayısıyla bütün bunlar az önce saydığım özgürlükler bütününün evrensel ilkelerine de aykırı olacak şekilde gerçeğin, hakikatin üzerine bir örtü örtmek, hakikati karartma isteği arzusu. Çünkü bu tip iktidarlar, otoriter iktidarlar, gerçekten korkarlar. Halkın, seçmenin, yurttaşın, vatandaşın gerçeğe ulaşımından, ulaşması halinde ortaya kendi aleyhlerine ortaya çıkacak tablodan korkarlar. Dolayısıyla bunlar hep bir korkunun tezahürü. Fakat yine de ne olursa olsun insanlık tarihi özellikle son 200-250 yıllık basın tarihi, gazetecileri susturmanın da tarihidir, susturmaya çalışmanın da tarihidir. Fakat gazeteciler susmamanın da mesleğidir. Ne yapılmış olurlarsa olsun her türlü baskılar, zulümler sadece ülkemizde değil yüz yıl önce işte belki Avrupa'da, daha öncesinde dünyanın başka bir yerinde ama buna rağmen gazeteciler gerçeğin peşinde koşmaktan vazgeçmediler. Hakikati toplumun önüne sunma çabalarından vazgeçmediler. Vazgeçirebileceklerini zanneder otoriter iktidarlar ama başaramazlar. Elbette gazeteci her şeyden önce tarafsızlığını ve sadece gazeteci olduklarını unutmaksızın, çünkü gazetecinin görevi muhalif olmak değildir, taraf olmak değildir. Gazetecinin taraf olduğu tek olgu vardır, o da hakikatten yana. Dolayısıyla gazeteciler gazeteci olarak kalmaya, azim ve kararlılığını sürdürerek hakikat mücadelesini el birliğiyle sürdüreceğiz ve ben inanıyorum ki başta dijital karartma demiştim, bu karartmaya neden olan örtüyü hep beraber yırtıp atacağız. Özgür bir ortamda sizler bizleri de eleştirerek, nerede bir hata varsa o hatayı da dile getirerek mesleklerinizi sürdürmeye devam edeceksiniz."









