CHP: "Daralan Cari İşlemler Açığı Kötüleşen Yatırım İkliminin Habercisi"
CHP'nin "Türkiye Ekonomisi'nin Krizi 2009" Raporuna Göre, Daralan Cari İşlemler Açığı Kötüleşen Yatırım ve Büyüme İkliminin Bir Göstergesi Oldu. Ekonomik Aktivitilerin İthalata Bağımlılığının 2001 Yılı Sonrası Giderek Derinleştiğine Dikkat Çekilen Raporda, Daralan Ara Malı İthalatının Büyüme Olanaklarını Ciddi Bir Biçimde Sınırlandırdığına İşaret Edildi.
CHP'nin "Türkiye Ekonomisi'nin Krizi 2009" raporuna göre, Türkiye ekonomisinin ithalata ve dolayısıyla da dış açığa bağımlı olan büyüme dinamiği, daralan cari işlemler açığının kötüleşen yatırım ve büyüme ikliminin bir göstergesi haline getirdi. Ekonomik aktivitilerin ithalata bağımlılığı 2001 yılı sonrası giderek derinleşirken, daralan ara malı ithalatı büyüme olanaklarını ciddi bir biçimde sınırlandırdı.
CHP "Türkiye Ekonomisinin Krizi" adlı raporunda yaşanan ekonomik krizi değerlendirdi. Rapora göre, krizin dış denge üzerindeki etkisi iki yönlü oldu. İlk olarak 2001 krizi sonrası hızlı bir biçimde yükselen cari işlemler açığı küresel krizin etkisiyle kapanma eğilimine girdi. Ancak, Türkiye ekonomisinin ithalata ve dolayısıyla dış açığa bağımlı olan büyüme dinamiği, daralan cari işlemler açığını kötüleşen yatırım ve büyüme ikliminin bir göstergesi haline getirdi. Daralan ara malı ithalatı büyüme olanaklarını ciddi bir biçimde sınırlandırırken, ihracat ise son bir yılda yüzde 23.5 oranında azaldı.
-KRİZ CARİ İŞLEMLER AÇIĞININ FİNANSMAN KALİTESİNİ BOZDU-
Rapora göre, kriz cari işlemler açığının finansmanının kalitesinde de ciddi bir bozulma yarattı. Son bir yıllık rakamlara bakıldığında doğrudan yabancı yatırımlar geriledi, portföy yatırımlarından net çıkış gerçekleşti ve Türkiye net dış borç ödeyicisi konumuna geldi. Finansmanın kalitesini bozan en ciddi gelişme ise kaynağı tam olarak tespit edilemeyen döviz girişlerini gösteren net hata ve noksan kaleminde gözlenen yaklaşık 15 milyar dolarlık net giriş oldu.
-TÜRKİYE KRİZDEN EN ÇOK ETKİLENEN ÜLKELERDEN BİRİ OLDU-
Türkiye ekonomisi, küresel krizden en fazla etkilenen ekonomilerden biri oldu. Ekonomi son üç çeyrek boyunca çok sert biçimde daralırken, kapasite kullanım oranları ve sanayi üretim endeksi düştü. Reel kesimin ve tüketicilerin ekonominin geleceğine olan inançları sarsılırken, bunun sonucunda da yatırım ve tüketim harcamalarında önemli gerilemeler yaşandı.
-KRİZDE TÜRKİYE EKONOMİSİ DİĞER ÜLKELERDEN AYRIŞTI-
Krizin etkilerine bakıldığında, Türkiye ekonomisinin diğer ülkelerden ayrıştığı gözlendi. Yaşanan krizde işsizlik oranlarında ciddi artışlar meydana geldi. Krizle birlikte yaklaşık 1 milyon kişi daha işini kaybetti.
Enflasyon cephesinde ise ilk bakışta ciddi bir kazanım elde edilmiş gibi görünse de, bunun temelinde krizin yarattığı talep yetersizliği olduğu anlaşıldı. Yurtiçi ve yurtdışı talepte yaşanan daralma toplam talebi toplam arz seviyesinin altına çekti.
-KRİZDE MALİ DİSİPLİN CİDDİ BİÇİMDE ZEDELENDİ-
Türkiye Ekonomisinin Krizi 2009 Raporu'na göre küresel kriz mali disiplini ciddi bir biçimde zedeledi. Tüm mali göstergeler 2009 yılı bütçesi ile birlikte bozuldu. Merkezi yönetim bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 1.8'den yüzde 6.6'ya çıktı. Faiz dışı fazla veren kamu, faiz dışı açık verir hale dönüştü. Bu sürecin bir sonucu olarak genel kamu borçlanma gereğinin milli gelir içindeki payı 3.1 puan yükselerek yüzde 4.6'ya ulaştı. Hazine nakit açığı yaklaşık 6 kat arttı, kamu borç stoklarının milli gelir içindeki payı uzun bir aradan sonra yeniden artma eğilimine girdi. Borç stoklarındaki artışın önümüzdeki dönem de devam edeceği tahmin edilmekte. Öte yandan, kamu iç borç stokunun vadesi kısa kalmaya devam etti, dış borç stoklarının ise hem vadesi kısaldı hem de maliyeti yükseldi.
-ÖZEL SEKTÖR DIŞ BORÇ ÖDEYİCİSİ KONUMUNA GELDİ-
Kriz özel sektör borçluluğuna ilişkin rakamlar üzerinde de kendisini gösterdi. Dış kredi olanaklarının sınırlanmış olmasına paralel olarak, özel sektör dış borç stokları azaldı, sektör net dış borç ödeyicisi konumuna geldi. Özel sektörün dış borçlanma olanakların sınırlanması bu kesimin yurtiçi yatırım eğilimini de düşürdü.
-KRİZİN İZLERİ HANEHALKI ÜZERİNDE İZLENMELİ-
Raporda krizin derin izlerinin firmalar kesimine ek olarak hanehalkı üzerinde de izlemesi gerektiği vurgulandı. Rapora göre tasfiye olunacak kredi kartı ve tüketici kredisi borcu bulunan gerçek kişi sayısı 2008 yılının ikinci yarısı ile 2009 yılının ilk sekiz aylık döneminde neredeyse 2 kat arttı. Krediye erişim olanaklarının sınırlı kalmasına paralel olarak bu kesimin istikrarlı biçimde artan yükümlülük ve varlık oranı kriz döneminde gerileme gösterdi.
-BANKALAR HAZİNE'Yİ FONLAMAYI TERCİH ETTİ-
Rapora göre, bankalar kriz boyunca kredi kanallarını açık tutma konusunda ihtiyatlı bir tavır içine girerek, firmalar ve gerçek kişilere kredi vermek yerine daha az riskli gördükleri Hazine'yi fonlamayı tercih etti. Özel sektörün dış krediye erişim olanaklarındaki kırılması çok belirgin oldu.
-TÜRKİYE'Yİ YÜKLÜ BİR DIŞ BORÇ BEKLEMEKTE-
Yaşanan küresel kriz sebebiyle dış kaynağa erişim olanaklarının sınırlandırılmasından hem finansal kuruluşlar hem de reel sektör firmaları olmak üzere özel sektörün tamamı nasibini aldı. 2009 yılının ilk yarısında özel sektör finansal firmalarının dış borcu 4.3 milyar dolar, reel sektör firmalarının ise 4.7 milyar dolar azaldı. Sonuç olarak, küresel kriz hem reel sektör firmalarını hem de finansal sektör firmalarını vurdu. Önümüzdeki dönemde Türkiye'yi yüklü dış borç ödemesi beklemekte. Reel sektörün dönem boyunca artan dış borç stoku, sektörü ciddi bir kur riskiyle karşı karşıya bıraktı.
Kredi kartı ve tüketici kredisi borcunu ödemeyen kişi sayısı hızlı bir artış görüldü. Kredi dönüşlerinde yanşan sorunlar kredilerin takibe dönüşüm oranında artış görülürken bu durumda bankaların kredi kullandırma konusunda daha ihtiyatlı bir tutum içine girdiği gözlemlendi. (ANKA)
(EBR/BÜN)












