Boğaziçi Film Festivali'nde 'All That's Left of You' Gösterimi

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

13. Boğaziçi Film Festivali'nde Filistin seçkisinde yer alan 'All That's Left of You' filminin gösterimi yapıldı. Yönetmen Cherien Dabis'in eseri, başrol oyuncusu Saleh Bakri ile unutulmaz keder temalarını ele aldı.

Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu 13. Boğaziçi Film Festivali'nin Filistin seçkisinde yer alan "All That's Left of You" filminin gösterimi Atlas 1948 Sineması'nda gerçekleştirildi.

Yapımcılığını ve senaristliğini Cherien Dabis'in üstlendiği filmde başrolleri Saleh Bakri, Mohammad Bakri, Adam Bakri, Maria Zreik, Muhammad Abed Elrahman, Sanaa Alkabareti ve Salah el Din paylaştı.

Gösterimin ardından gerçekleşen söyleşiye katılan ünlü oyuncu Saleh Bakri, senaryoyu ilk okuduğunda hikayenin kalbine dokunduğunu belirterek, "Filmi ikinci izleyişim ama hala ağlamamı durduramıyorum." dedi.

Saleh Bakri, filmin kederin içine dalmaktan korkmadığını aktararak, "Biz haberlerde insanların bağırdığı, ağladığı küçük kederli anlar görüyoruz. Kısa videolar, röportajlar ve haberler içinde Filistin'in kederi çok fazla. Fakat haberler ve medya insani acıya yer vermiyor." diye konuştu.

Filmin, kendisinde iyi bir arkadaşın, çok yakın bir dostun bıraktığı izlere benzer bir iz bıraktığını kaydeden Bakri, "Yaşadığım ve oynadığım karakterler aracılığıyla gerçeklerin içine, insanlığın durumunun içine dalıyorum. Şimdi filmi tekrar izlerken buradan bağırmak istedim; Salim, geri döneceğiz. Döneceğiz. Sırf senin acın için döneceğiz. Çünkü sen dönmemizi hak ediyorsun."

"Yaşadığımız tüm sorunlar Gazze'de gördüklerimiz yanında bir hiçti"

Bakri, "Palestine 36" ve "All That's Left Of You" filmlerine aynı dönemde hazırlandığını, soykırım sırasında çekimlerde ciddi aksamalar yaşandığını dile getirdi.

Set mekanlarında değişiklikler yapıldığının altını çizen Bakri şu bilgileri verdi:

"Bu filmleri Filistin'de çekmeyi isterdim. Çünkü filmdeki manzara da bir karakterdir. Orada sadece biz yokuz, geri dönmek için mücadele ettiğimiz bir manzara var. Toprağımızda kolayca yaşayamamak bizim hikayemizin bir parçası. Kontrol noktaları olsun, izinler olsun, her zaman zorluk yaşadık ama bir soykırım sırasında çekim yapmak… Bizim yaşadığımız tüm sorunlar Gazze'de gördüklerimiz yanında bir hiçti."

Saleh Bakri, filmde Ürdün'de bulunan Gazze mülteci kampının da yer aldığını belirterek, "Orası en sefil kamplardan biri. 1967'de topraklarından ayrılmaya zorlanmış Gazzelilerden oluşuyor. 1948'de kurulan bir başka mülteci kampını da filme çektik. Gazze'deki soykırım bizi, Ürdün'deki Gazze'ye götürmüş oldu." ifadelerini kullandı.

Filistinlilerin kendi hikayelerini anlatmasının oldukça önemli olduğuna işaret eden Bakri, "Yabancıların gelip bizim hikayemizi anlatması değil, Filistinlilerin kendi hikayelerini anlatmasına izin verilmeli. Her iki film içinde yer alan ekibi düşündüğümüzde bizimle dayanışma içinde olduklarını söylemem gerekir. Biz ekipteki Filistinliler olarak şöyle düşündük, soykırımın ortasındayız ve felç olmuş değiliz. Bu bizim ruhumuz için önemliydi." ifadelerini kullandı.

Hayatı boyunca özgür Filistin hasreti ile yaşadığını söyleyen Bakri, "Bir Filistinli olarak ömrüm boyunca özgür Filistin'i görmeyi ve uluslararası film festivalimiz olmasını diledim. Eğer başarırsak sizi, özgür Filistin'de sinema izlemeye davet edeceğim." diye konuştu.