Başbakan Erdoğan: Bizim Mücadelemiz Hak, Adalet, Hukuk, Milletin Değerlerini Yüceltme Mücadelesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz kendi öz yurdunda, kendi öz vatanında siyaset yolları açıkken, yerin üzerinde güneşle yürümek varken; yerin altını, maskeleri tercih edenlerden olmadık ve olmayacağız. Bizim mücadelemiz, hak mücadelesidir.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz kendi öz yurdunda, kendi öz vatanında siyaset yolları açıkken, yerin üzerinde güneşle yürümek varken; yerin altını, maskeleri tercih edenlerden olmadık ve olmayacağız. Bizim mücadelemiz, hak mücadelesidir. Bizim mücadelemiz adalet, hukuk, milletin değerlerini yüceltme, milletin kutsallarını yaşatma mücadelesidir. Bizim mücadelemiz yeni, büyük Türkiye mücadelesidir" dedi.
Başbakan Erdoğan, imam hatip liselerinin 100. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Burhan Felek Spor Salonu'nda düzenlenen, "100 Yıllık Hikaye İmam Hatip" etkinliğine katıldı. Konuşmasına, "Hiç merak etmeyin; dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Bildiğiniz gibi, biz beddualarla gelmedik, dualarla geldik. Yolumuza böyle devam edeceğiz" sözleriyle başlayan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Hz. Peygamberimiz buyuruyor ki, "İnsanoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır. Yalnız üç kişinin defteri açık kalır ve sevap yazılmaya devam edilir; sadaka verenlerin, hayırlı evlat yetiştirenlerin, faydalı ilim bırakanların amel defterleri kapanmaz, öldükten sonra da sevap yazılır.' Ben inanıyorum ki, imam hatip okulları için ter döken, bu okullar için emek sarf eden, bu okulların açık kalması için mücadele edenlerin amel defterleri kapanmadı, kapanmayacak. Ben inanıyorum ki, imam hatip sıralarında okunan her Kur'an harfi ile onların ruhları muazzez olacak. İnanıyorum ki, imam hatiplerden yetişen dürüst, ahlaklı, salih her bir evlat için onların kabirleri nur ile dolacak. Bu anlamlı merasimde, 2011 yılındaki düzenlemeyle katsayı zulmüne ve ayrımcılığa son veren, imam hatip okullarının kapısındaki kilidi söküp atan yol arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Üniversitelerde başörtüsü zulmünün son bulması için kararlı şekilde mücadele veren yol arkadaşlarımı gönülden tebrik ediyorum. Kamuda başörtülü çalışabilme özgürlüğünü tesis eden kadromuza şükranlarımı sunuyorum.
30 Mart 2012'de, kod numarası olarak 444 diyorum, yani 4+4+4 düzenlemesini yasalaştırarak, imam hatipler üzerindeki kara bulutları dağıtan AK Parti grubuna, Hükümetimize, TBMM'ye, Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı ifade ediyorum."
-"ŞİDDETİ BİR ÇÖZÜM YOLU OLARAK GÖRENLERDEN OLMADIK"-
Zulme uğramalarına rağmen, hiçbir zaman hüzünlenmediklerini, ümitsizliğe kapılmadıklarını ve karamsar olmadıklarını söyleyen Erdoğan, şunları ifade etti:
"Merhametlilerin en merhametlisinden ümidimizi asla kesmedik. Kaderin üzerinde mutlaka bir kader vardır, dedik. Direndik, mücadele ettik. Hiçbir şey yapamadığımız zamanlarda seccademize sığındık. Biz sabırsızlardan olmadık, tahammülsüzlerden olmadık, bütün tahriklere rağmen eline silah alanlardan, şiddeti bir çözüm yolu olarak görenlerden olmadık. Yerin üstü varken, siyaset varken, meşru mücadele yöntemleri varken yerin altını tercih edenlerden, gizlenenlerden, sinsi bir virüs gibi bünyeyi işgal etmeye çalışanlardan olmadık. Milletimizle bağımızı, irtibatımızı kopartmadık. Üstat Necip Fazıl diyor ya, "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.' Necip Fazıl'ın dilimizden hiç düşmeyen bu anlamlı dizesinden "garip' ya da "parya' kelimelerini değil, "öz yurt' ve "öz vatan' kelimelerini öne çıkaracağız. Üstadın da söylemeye çalıştığı işte budur; burası bizim öz yurdumuzdur, öz vatanımızdır, biz bu milletin fertleriyiz, biz bu milletin ta kendisiyiz. Biz bu toprakların, bu vatanın evladıyız.76 milyon hep birlikte bu ülkenin sahipleriyiz. Bu toprak, bu vatan, bu şanlı bayrak bizimdir. Biz kendi vatanında, kendi toprağında, kendi milletine karşı şiddete tevessül edenlerden olmayız, bunu asla onaylamayız. Biz kendi öz yurdunda, kendi öz vatanında siyaset yolları açıkken, yerin üzerinde güneşle yürümek varken; yerin altını, maskeleri tercih edenlerden olmadık ve olmayacağız."
-"BİZİM MÜCADELEMİZ YENİ TÜRKİYE MÜCADELESİ"-
Hak, adalet, hukuk, milletin değerlerini yüceltme, milletin kutsallarını yaşatma mücadelesi verdiklerini öne süren Erdoğan, şunları ekledi:
"Bizim mücadelemiz yeni, büyük Türkiye mücadelesidir. Haklı olduğumuz bir mücadelede, şiddeti tercih edip haksız konuma düşemeyiz. Haklı olduğumuz bir mücadelede, gayri meşru yollara tevessül edip haktan kopamayız. Millet için, Türkiye için yürüttüğümüz mücadelede şahsi hırsları, güç ve iktidar gözü dönmüşlüğünü öne çıkarıp sıratı müstakimden sapamayız. Biz kaderi yok sayıp hedefe giden bir yolu meşru kabul edemeyiz. Allah'ın takdirini, haşa, yok sayıp menzile ulaşmak için her yöntemi mübah göremeyiz. Bize gelen emir son derece açıktır; "emr olunduğu gibi dosdoğru ol.' Ancak doğru olursan kazanırsın, dik durursan başarırsın. Rüzgara göre eğilen ve yön değiştiren, kalıba göre şekil alan, ilke, ahlak ve edep tanımayan hiçbir mücadele zafer kazanamaz, menzile ulaşamaz. Biz böyle bir mücadelenin içinden geliyoruz. Hak mücadelesini, millet mücadelesini, yeni Türkiye mücadelesini işte böyle meşru ve ilkeli zeminde verdik, veriyoruz. Endülüs'ün saraylarında bir hüküm dikkatinizi çeker, "Allah'tan başka zafer sahibi yoktur.' Onun için ben bugün buradan milletime ve dünyaya sesleniyorum; hangi makamda olursak olalım, kibri, gururu yanımıza yaklaştırmadık ve yaklaştırmayacağız. Şunu unutmayacağız, Müslüman o kimsedir ki, onun dilinden ve elinden tüm Müslümanlar emindir. Müslüman, Müslümana tuzak kuramaz."














