Barış İçin Toplumsal Girişim: Sürecin Barışçıl ve Demokratik Bir Çözümle Sonuçlanmasını İstiyoruz
Barış İçin Toplumsal Girişim, Taksim'de Suriye'deki gelişmelere dair önemli açıklamalarda bulundu. Açıklamada, Türkiye'de barışın sağlanabilmesi için Suriye'deki Kürt yurttaşların acılarının göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca, barışın demokrasi ve hukukun gereklilikleri çerçevesinde sağlanması gerektiği ifade edildi.
Haber: Hakan KAYA/Kamera: Gencer KETEN
(İSTANBUL) Barış İçin Toplumsal Girişim Suriye'deki gelişmelerle ilgili Taksim'de bir otelde açıklama yaptı. Açıklamada, " Suriye'de Kürt yurttaşların akrabaları öldürülürken Türkiye'de barış nasıl olur?" sorusu soruldu ve "Barış birlikte iyileşme demektir. Kırılmış kalplerle, incinmiş insanlarla, onuru hiçe sayan dayatmalarla barış gerçekleşemez" denildi, " Suriye'de hızla çoğulculuğu, barışı ve diyaloğu esas alan bir politikaya dönülmesini, hepimizin geleceğini ilgilendiren ülkedeki sürecin demokrasi ve hukuktan uzaklaşarak değil, öncelikle demokrasi ve hukukun gerekleri yerine getirilerek yasal güvence altında, toplumu bilgilendirerek, evrensel haklar temelinde barışçıl ve demokratik bir çözümle sonuçlanmasını istiyoruz" ifadelerine yer verildi.
Barış İçin Toplumsal Girişim Suriye'deki gelişmelerle ilgili Taksim'de bir otelde açıklama yaptı. Yazar Ayşegül Devecioğlu tarafından okunan "Rojova'ya saldırmayın, Kürt kardeşlerimize dokunmayın, bizi HTŞ ile komşu etmeyin" başlıklı açıklamada, " Suriye'de Kürt yurttaşların akrabaları öldürülürken Türkiye'de barış nasıl olur?" sorusu soruldu ve "Barış birlikte iyileşme demektir. Kırılmış kalplerle, incinmiş insanlarla, onuru hiçe sayan dayatmalarla barış gerçekleşemez" denildi. 1381 yurttaşın imza verdiği açıklama şöyle:
"HTŞ iktidarına verilen destek Türkiye'nin çok daha ağır bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya kalması demek"
"Kırk yılı aşkın savaştan sonra barış umuduna sarılmışken yine çözümsüzlüğe ve karanlığa sürükleniyoruz. HTŞ iktidarına verilen destek Türkiye'nin çok daha ağır bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya kalması demek. Bölgesel savaşın gölgesinin üstümüze düşmesi demek. Selefi, cihatçı, kadın düşmanı, seküler yaşam karşıtı HTŞ'yi ısrarla desteklemek, ABD ve İsrail ile birlikte Ortadoğu'nun daha da istikrarsızlaştırılması, demokrasi ve laiklikten daha da uzaklaştırılması demek. Suriye'nin Çerkesleri, Türkmenleri, Arapları, Ermenileri, Hristiyanlarıyla toplumsal çeşitliliğinin yok edilmesine destek vermek demek.
Bu tutum, Türkiye'nin Kürt ve Alevi sorununun çözümünü, dahası demokratikleşebilmesi ve yıllardır kamu kaynaklarını tüketen savaş-çatışma girdabından kurtulup, ekonomik krizini aşabilmesini de imkansız hale getiriyor. Halen uluslararası müdahaleyle statüsüzleştirilmek istenen Suriye Kürtleri 13 yıllık özerklikleri boyunca Türkiye'ye en küçük bir güvenlik problemi oluşturmadı. Buna rağmen onları düşmanlaştırmak ve Türkiye'nin 'beka problemi' olarak göstermek, açık ki hem içerde hem de dışarda Kürtlerin eşit yurttaş olabilme hakkını tanımamakta ısrarın sonucu.
"Bu ülkede başta Suruç ve 10 Ekim katliamları olmak üzere IŞİD'in kaç insanı katlettiğini, nasıl travmalara neden olduğunu unutmayalım!"
Çağdaş hukuk altında yaşamak isteyen herkes anımsasın, tasfiye edilmeye çalışılan Kürtler, Suriye ve Ortadoğu'yu selefi taassuba boğmaya çalışanlara karşı direnci temsil ediyor. Düşmanlaştırılan Özerk yapı, bölgeyi IŞİD tahakkümünden kurtararak gerçekleşti. Bu ülkede başta Suruç ve 10 Ekim katliamları olmak üzere IŞİD'in kaç insanı katlettiğini, nasıl travmalara neden olduğunu unutmayalım! Yapılan her yanlış tarihsel travmaları tetikliyor. Yalanlarla yazılan tarihten, gerçeklerin değil rivayetlerin, kışkırtmaların esas alındığı dünden ve bugünden artık yorulmadık mı! Sorumsuzca kullanılan nefret diliyle, ortak geleceğimizi kurabilir miyiz? Suriye'de Kürt yurttaşların akrabaları öldürülürken Türkiye'de barış nasıl olur? Barış birlikte iyileşme demektir. Kırılmış kalplerle, incinmiş insanlarla, onuru hiçe sayan dayatmalarla barış gerçekleşemez.
"Sürecin barışçıl ve demokratik bir çözümle sonuçlanmasını istiyoruz"
'Kime kin ettin de giydin alları, yakın iken ırak ettin yolları' türküsü ortak türkümüz! Yakın olan yolları neden ırak edelim! Kürt'ün Kürt'ten, Türk'ün Türk'ten başka dostu var, olmalı! İnanıyoruz ki 'Artık Yeter' ile 'Edi Bese' arasındaki mesafe yok denecek kadar az. Eşit yurttaşlık, anadilinde yaşam, yerel ve yerinden demokrasiyi bu ülkede barış ve demokrasinin teminatı olarak görüyor ve Kürtlerle, diğer farklı kimliklerle eşit ve özgür yurttaşlar olarak birlikte yaşamak istiyoruz. Bu nedenle Suriye'de hızla çoğulculuğu, barışı ve diyaloğu esas alan bir politikaya dönülmesini, hepimizin geleceğini ilgilendiren ülkedeki sürecin demokrasi ve hukuktan uzaklaşarak değil, öncelikle demokrasi ve hukukun gerekleri yerine getirilerek yasal güvence altında, toplumu bilgilendirerek, evrensel haklar temelinde barışçıl ve demokratik bir çözümle sonuçlanmasını istiyoruz."










