Bakan Fidan, basın mensuplarının sorularını yanıtladı

TÜRKİYE'de yerleşik ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiği yılsonu değerlendirme toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Biz sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Türkiye'de yerleşik ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiği yılsonu değerlendirme toplantısı İstanbul'da bir otelde gerçekleşti. Toplantıya ulusal ve uluslararası çok sayıda basın mensubu katıldı. Bakan Fidan toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
'İRAN'DA OLACAK OLAN HER ŞEY BİZİ YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR'
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Biliyorsunuz bizim baştan beri önem verdiğimiz konu bölgesel istikrar ve güvenlik. Yani bölgemizde geçmişten tevarüs ettiğimiz, evrilerek gelen çok sayıda sorun var. Yani bunlardan biri de İran'ın uzun yıllar maruz kaldığı yaptırımlar biliyorsunuz ve bölgedeki birtakım politik uyumsuzluklar. Şimdi biz tabii İran'ın komşusu olarak, dostu olarak müteaddit defalar samimi bir şekilde görüşlerimizi çok net olarak paylaşıyoruz. Bizim sınır komşumuz, yüzyıllara dayanan değişmeyen bir sınırımız var ve iki halk birbirine çok benziyor, yoğun bir ticari ve sosyal ilişki var. Dolayısıyla İran'da olacak olan her şey bizi yakından ilgilendirdiğinden bu gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. İran'ın uluslararası belli başlı aktörlerle olan sorunlarını çözmesi ve bölgenin tamamına yayılacak istikrarsızlık senaryolarından kaçınması bizim de menfaatimize" şeklinde konuştu.
'İRAN'DA OLACAK GENİŞ ÇAPLI İSTİKRARSIZLIK BÖLGENİN KALDIRMA KAPASİTESİNİN ÇOK ÜSTÜNDE'
İran'daki gelişmeler üzerine sorulan soruyu yanıtlayan Bakan Fidan, "Bizim önceliğimiz hiçbir şekilde güç kullanımına yol açacak bir duruma gelmemek. Ama maalesef geçtiğimiz aylarda da gördük, 12 gün savaşlarında önce İsrail'in, sonra da Amerika'nın mahdut da olsa bir saldırısıyla karşı karşıya kaldık ve bu saldırı belli bir yerde durdu. Şimdi bunun tekrar etme olasılığının ortaya çıkması yani bizim tasvip ettiğimiz bir şey değil. Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. İran'da olacak geniş çaplı istikrarsızlığın bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üstünde olduğunu düşünüyorum ben. Onun için diplomatik çabalara devam edeceğiz. İnşallah Amerika ile İran kendi arasında bu konuyu gerek arabulucular üzerinden gerek diğer aktörler üzerinden veya direkt görüşerek çözerler, biz de konuyu yakından takip ediyoruz" ifadelerini kullandı.
'SÜRECİN İLERLEMESİ BİZİM MEMNUN OLDUĞUMUZ BİR HUSUS'
Bakan Fidan, "Özel Temsilci Steve Witkoff'un da ilanıyla artık ikinci aşamaya geçtiğimiz duyuruldu. Bunun bir gün öncesinde takip etmiş olabilirsiniz, bizlerin yine dört ülkenin online katılımıyla bir toplantı yaptık, ikinci aşamayı nasıl ve hangi sırayla hayata geçireceğiz diye. Birincisini bu toplantının biliyorsunuz Miami'de yapmıştık yeni yıla girmeden birkaç hafta önce. Sürecin ağır aksak da olsa ilerlemesi bizim memnun olduğumuz bir husus. Yani biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız özellikle insani yardımlar konusunda inanılmaz derecede büyük bir hassasiyet içerisinde. Filistinlilerin orada soğukta barınmasız kalması, ilaçsız kalması, gıdasız kalması hepimizin vicdanını çok derinden yaralamakta. İsrail'in bu konuda sistemli ve maksatlı bir politika uyguladığını da biliyoruz. Yani İsrail uluslararası toplumun hep beraber uygulamak istediği bu barış planını, Netanyahu hükümetinin esas itibarıyla çok fazla uygulamaya taraftar olmadığını biliyoruz" dedi.
'FİLİSTİNLİ TEKNİK KOMİTENİN GAZZE'NİN İDARESİNİ ALMASI BİRİNCİ ÖNCELİK TAŞIYOR'
Bakan Fidan, "Onların nihai amacı Filistinlilerin Gazze'den çıkması. Ama uluslararası toplum, başta bölge ülkelerinin ortaya koyduğu itme gücüyle, Amerika'nın şu anda ağırlığını koymasıyla bu barış aşamasını bu noktaya getirdi. Şimdi ikinci aşamada geçtiğimiz günlerde grup olarak mutabık kaldığımız, Filistinli teknik komitenin Gazze'nin idaresini alması birinci öncelik taşıyor. Daha sonra Barış Kurulu'nun ilan edilmesi ve daha sonra Barış Kurulu adına gündelik icraatı yürütecek Yönetim Kurulu'nun belirlenmesi ve çalışmaya başlaması. Bu sırada gidecek bir işlem manzumesi var. Biz önümüzdeki birkaç hafta içerisinde bunun inşallah tamamıyla organların en azından hayata geçeceğini düşünüyoruz. Uygulamada birtakım zorluklar olacak tabii ki ama hem biz hem diğer kurumlarımız gerçekten büyük bir hassasiyetle diğer ortaklarımızla konuşarak bu sürecin sorunsuz gitmesi veya olan sorunların barış sürecini inkıtaya uğratmaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Olumlu bir aşamaya geliyoruz ama dediğim gibi riskler ortada, İsrail'in niyeti de ortada" diye konuştu.
'TEMENNİMİZ BİR AN ÖNCE 10 MART MUTABAKATI'NIN UYGULANARAK ÜLKEDE İSTİKRARIN SAĞLANMASI'
Suriye'de yaşanan gelişmeleri değerlendiren Bakan Fidan "SDG'nin Kandil'le bağı meselesinin yeni keşfedilmiş bir bilgi olarak zaman zaman özellikle Batılı muhataplar tarafından karşılanması bizim de hayret ettiğimiz bir konu. Bu iki artı iki dört eder kadar net olan bir bilgi. Yani bizim zaten SDG ile en büyük problemimizin bu olduğunu baştan beri söyledik. Suriye Kürtlerinin kendi otantik bir araya gelip sadece Suriye'deki Kürtlere has, Suriye'deki sorunları çözmeye yönelik bir hareketin tabii ki Suriye ile ilgisi var. Biz medeni, gelişmiş bir ülkeyiz belli ülkelerin kendi iç sorunlarını çözmede sınırlarının neler olduğunu biz biliriz. Ama bunun böyle olmadığını herkes biliyor. Yani dört ülkede iddiası olan, örgütlenmesi olan ve eylemi olan bir örgütün Suriye'deki uzantısının adının SDG olması, YPG olması bizim çok bildiğimiz bir gerçeklik. Dolayısıyla SDG adına kim görüşmeye giderse gitsin, Kandil'den onay almadan bunun hayata geçmeyeceğinin, bu işleri biraz sürekli zora sokan bir husus ama zora da soksa bizim temennimiz bir an önce 10 Mart Mutabakatı'nın uygulanarak ülkede istikrarın sağlanması" dedi.
'ÖCALAN'IN ADADAN TALİMAT VERDİĞİNİ BİLİYORUZ'
Bakan Fidan, "Cumhurbaşkanımızın tabii büyük bir siyasi dirayeti ve liderliğiyle ve Sayın Bahçeli'nin de gerçekten büyük desteğiyle yürüyen bu süreç tarihi ve kıymetli bir süreç. Özellikle Sayın Bahçeli'nin bu konudaki aldığı tarihi sorumluluk, inisiyatif not edilmeli ve hiçbir şekilde bu fırsat kaçırılmamalı. Şimdi geldiğimiz noktada daha önceden analizlerini yaptığımız, her zaman önümüze çıkacağını gördüğümüz konuların teker teker çıkıyor olması bizi aslında şaşırtmıyor. Fakat şimdi bu söylenmemiş olan konuların ve şimdi ortaya çıkan bu konuların bir siyasal perspektif içerisinde, bir siyasal zihin içerisinde var olan sürece nasıl alınabilir, onun bir parçası nasıl olabilir, nasıl yönetilebilir, bu konuda adım atılması gerekiyor. Bu konuda yapılan görüşmeler neticesinde biliyorsunuz istihbaratımız marifetiyle, yani örgütün lideri Öcalan'ın adadan talimat verdiğini biliyoruz. Yani hem Irak'takilere hem Suriye'dekilere. Bu sorunun sadece Türkiye ayağını kapsayan bir yön değil, biz sınırın öbür tarafında bizim için güvenlik tehdidi olan terör unsurları altyapısı varsa, yani biz burada temizledikten sonra daha sonra tekrar enfekte olmayacağının garantisi ne? Yani bunun bir güvencesinin ortaya çıkması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
'ÖRGÜTÜ YAŞATMAYA DEVAM ETTİĞİNİZ SÜRECE O İLİŞKİ BATAĞINDAN ÇIKAMAZSINIZ'
Bakan Fidan, "Örgütün kalıcı adımlar atmaktan çekiniyor olmasını tek bir şeye bağlıyorum özellikle Suriye'de ve Irak'ta. Bölgesel krizlerin neye evrileceğini kendileri değerlendirmeye çalışıyorlar. İran'dan daha fazla bir imkan çıkar mı, Suriye'den daha fazla bir imkan çıkar mı, İsrail bu konuda hani bir istikrarsızlaştırıcı rol oynuyor, bu rolden hani nereye gidebiliriz gibi bir şeyleri var bu çok net gözüküyor. İkincisi de yani tekrar açık konuşmak gerekirse tabii bölgede var olabilmek için başkalarının toprağında, uzun yıllardır geliştirdikleri ilişkiler var. İran'la var, İsrail'le var, Iraklılarla var, herkesle var. Şimdi bu ilişkilerin sahiplerinin bölge güvenliğine ilişkin, bölge menfaatine ilişkin değerlendirmelerinin hiçbiri birbiriyle uymuyor. Bir de oradaki, yani bizim dışımızda herkesin menfaatini gözetir bizim aleyhimize çalışan bir örgütten bahsediyoruz işin esasında. Şimdi yani o alanı da kendilerince hani yönetmeleri gerektiği zaman yine Türkiye ile iyi olmamaları çıkıyor sonuç olarak karşılarına. Yani inşallah bu süreç iyi gider, yani gerçekten niyetimiz o. Ama kendileri de bu ilişkiler yumağından, batağından çıkarlar, yani daha sahici, daha otantik hedefleri olur. Çünkü halkın hizmetine çalışmakla örgütün hizmetine çalışmak iki ayrı konu. Örgütü siz yaşatmaya devam ettiğiniz sürece o ilişki batağından çıkamazsınız. Ama halkın menfaati, genel maslahat nerede derseniz kendinize daha kolay yol bulursunuz. Ama o zihin düzeyine gelinir mi, o çok zor bir şey" dedi"



















