Ertuğrul Özkök: Çizgi Romanlar Hayatımda Çok Ciddi Olaylar Olarak Kaldı

Ertuğrul Özkök: Çizgi Romanlar Hayatımda Çok Ciddi Olaylar Olarak Kaldı

HÜRRİYET Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, hayatında en ciddiye aldığı okuma siciminin çizgi romanlar olduğunu belirterek, "Çizgi romanlarla başladım ben ve çizgi romanlar benim hayatımda hep çok ciddi olaylar olarak kaldı.

Ertuğrul Özkök: Çizgi Romanlar Hayatımda Çok Ciddi Olaylar Olarak Kaldı

HÜRRİYET Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, hayatında en ciddiye aldığı okuma siciminin çizgi romanlar olduğunu belirterek, "Çizgi romanlarla başladım ben ve çizgi romanlar benim hayatımda hep çok ciddi olaylar olarak kaldı. Benim hayatımda en ciddiye aldığım okuma biçimi çizgi romanlar oldu" dedi.


Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nce İnterteks Fuar Alanı'nda düzenlenen 11. Kocaeli Kitap Fuarı'nda, 'Marvel'in Yeniden Doğuşu ve Çizgi Roman Çağı' başlıklı konuşma yaptı. Özkök, çizgi romanların önemi ve sosyal medyanın ana akım medya karşısındaki güçlenişi hakkında konuştu. Kitap okumaya çizgi romanlarla başladığını belirten Özkök, "Çizgi romanlar benim hayatımda hep çok ciddi olaylar olarak kaldı. Çok ciddiye aldım. Yani iletişim sosyolojisi dalında doktora yaptım. Aynı dalda doçent oldum. Popüler kültürün bütün bilimsel alanlarını izledim. Roman ve edebiyatta en klasikleri okudum. Şunu, bunu okudum; fakat benim hayatımda en ciddiye aldığım okuma biçimi çizgi romanlar oldu. Hayatımı da popüler kültür üzerinden onları insanlara anlatarak bugüne kadar geldim. 'Çizgi romandan ne olur?' diye çok eleştirildim hayatımda. Çünkü klasik bir edebiyat bakışı, edebiyat hocalarımızın bakışına göre, çizgi roman aslında zararlı neşriyattı. Halbuki ben hayatımın çok erken yıllarında bir şey öğrendim; 'zararlı neşriyat' diye bir şey yok. Nasıl ki bugün televizyon oyunu oynayan çocuklara bazı anneler, babalar zararlı, diye devamlı baskılar yapıyorlar. Hayır, böyle bir şey yok. İnsanlara eğer siz kötüyle iyi arasındaki farkı anlatabilirseniz, ondan geri kalan zararlı, diye gördüğünüz her şey o çocukların hayal dünyasını zenginleştiren bir eğlence olarak kalır" diye konuştu. 


'SİYASET DERİNLİĞİNİ KAYBETTİ'


Ertuğrul Özkök, siyaset okumaktan sıkıldığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Şimdi ben size bunu çok ciddiye alarak çizgi romanları anlatmak istiyorum. Burada konuşmacılara baktım. Tanıdığım çok konuşmacı var; fakat çoğu siyasi nitelikli konuşmalar. Siyasi nitelik insanları cezbediyor; ama hayatta ben artık siyaset okumaktan sıkıldım. Niye sıkıldım, derseniz; çünkü siyaset derinliğini kaybetti artık. Yani ben de dahil, hepimiz siyaset okumak veya siyaset dinlemek dediğimiz zaman duymak istediğimiz şeyleri duymak için dinliyoruz ya da ya alkışlamak ya da yuhalamak için siyasetle ilgileniyoruz. Oysa benim için siyaset, bunların arasında yani ellerimizi patlatıncaya kadar alkışlamak ile hançerimizi çatlatıncaya kadar yuhalamak arasında kalan çok daha geniş bir yer olması gerekir. Yani bizi ortak olarak birleştirecek bir alan olması gerekirken, siyaset bölen bir alan haline gelince benim gözümde de ciddiyetini kaybetti. Yani bugün benim için bir siyasi yazar, Marvel karakterlerini, Marvel romanlarını yazan insanlardan daha az ciddidir ve daha az ciddiye alınacak insanlardır. Bunu çok iddialı olarak söylüyorum. Kendim de bir siyasi yazar olduğum halde söylüyorum."


'BU ÇAĞ HİKAYE ANLATMA DÖNEMİ'


Sosyal medyadan canlı yayınlar ile milyonlarca kişiye hitap eden fenomenlerin izleyici sayılarını Türkiye'nin büyük kanallarının izleyici rakamlarıyla karşılaştıran Özkök, şunları söyledi:


"11 Nisan günü Tokyo'daydım, Japonya'da. Torunum aradı, 'Dede, Barış Özcan birazdan canlı yayına başlayacak. Onu izle. Kara deliğin fotoğrafı çekildi. Bütün dünyada basın toplantısı yapılıp açıklanacak. Barış Özcan da bunu yorumlayacak' dedi. Tokyo'da programım vardı. Onu erteleyip cep telefonumdan izlemeye başladım. Ben açtığımda daha yeni başlıyordu. 70 bin kişi canlı olarak çocuğu izliyordu. Bitirdiğinde 1 milyon 900 bin kişi izliyordu. Türkçe konuşan, kara deliklerin fotoğrafının çekilmesini anlatan birçocuğu 1 milyon 900 bin kişi seyrediyordu. Ben 20 yıl medya kuruluşu yönettim. 1 milyon 900 bin kişi, bugün 3 tane CNN Türk artı 3 tane de A Haber'dir. Yani her gün o konuşan kafaların çıktığı, siyasetçilerin, onların, bunların konuştuğu o televizyonların her birinden 3 tane alıp yan yana koyun, 1 milyon 900 bin kişi eder. Bunu yapan bir tek çocuk. Çizgi romanları ciddiye alan, kara delikleri ciddiye alan, 14 yaşındaki çocukları ciddiye alan ve o çocuklara bir şey anlatan bir çocuk. B.B.King, siyah bir Blues'cu. Yaşlı, siyah bir Blues'cu. 'Biz, beyaz, İngiliz, genç müzisyenlere çok şey borçluyuz. Çünkü bugün hayatımızı onlar sayesinde kazanıyoruz. 'Bizim müziğimizi, onlar dünyaya meşhur ettiler' diyor. B.B. King, Eric Clapton'u överken bir cümlesi çok kafama takıldı. Diyor ki 'Herhangi bir enstrümanı güzel çalabilirsiniz. Mesela gitarı güzel çalabilirsiniz. Ama 3- 4 notadan fazla çalacaksanız, anlatacak bir hikayenizin olması gerekir' diyor. Bu çağ hikaye anlatma dönemi. Herkesin anlatacak bir hikayesi var. İşin güzel tarafı, herkesin anlatacağı hikayesini anlatabilecek bir enstrümanı var artık elinde. Artık kimse, 'Ben köşe yazarım, ben şuyum, ben televizyon starıyım' falan bununla böbürlenmesin. 'Bu devirde kimse padişah değil' lafı, insanlık tarihinin hiçbir döneminde bugünkü kadar geçerli bir laf değildi. Bir tek Barış Özcan diye bir çocuk, evinde oturuyor. Evinden konuşuyor. Amerika'daki evinden konuşuyor. İstanbul'da Beykoz'da oturan benim torunum onun her programını izliyor. 2 buçuk milyon takipçisi var. 2 buçuk milyon takipçi ne demek biliyor musunuz? Türkiye'deki bütün gazeteleri üst üste koyun ve 8 ile çarpın. O kadar bir şey demek."


? - Kocaeli

Kaynak: DHA