Eğitim-iş Çorlu Şube Başkanı Cinci'den Açıklama

Eğitim-iş Çorlu Şube Başkanı Cinci'den Açıklama

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-iş) Çorlu Şube Başkanı Gürkan Cinci, Cumhuriyet Döneminin En Önemli Projesi Olan Köy Enstitülerinin Kapatılmasıyla Birçok Olumsuzluğun Ortaya Çıktığını Söyleyerek, "Türk Eğitim Tarihinde Reform Olan Köy Enstitüsü Ruhunu Yeniden Kazanmalıyız" Dedi.

Eğitim-iş Çorlu Şube Başkanı Cinci'den Açıklama

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Çorlu Şube Başkanı Gürkan Cinci, Cumhuriyet döneminin en önemli projesi olan köy enstitülerinin kapatılmasıyla birçok olumsuzluğun ortaya çıktığını söyleyerek, "Türk eğitim tarihinde reform olan köy enstitüsü ruhunu yeniden kazanmalıyız" dedi.

Cinci, "Bundan 67 yıl önce kurulan köy enstitüleri, halkının büyük bir kısmı köylerde yoksul, cahil, törelerin ilkel geri, yobaz kıskacında kıvranırken Cumhuriyet'in hedeflerine varmak, modern bir toplum oluşturmak için planlanan köy enstitüleri, eğitimcinin ülkenin gelişimindeki rolünü anlatması bakımından oldukça iyi bir örnektir. 17 Nisan 1940'da yasallaşarak Cumhuriyet döneminin en önemli projesi olan köy enstitüleri, Türk eğitim tarihinde doğan bir reformdur. Kalkınmış bir toplumun ihtiyacı olan yetişmiş iş gücü bu kurumlarda sanatla, edebiyatla ve çağdaş olan tüm yeteneklerle harmanlanarak Türkiye'nin her bir yanına cesaret, iddia, inanç ve bitmek bilmeyen bir umutla yayılmışlardır. Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlarda köy enstitüleri muhteşem bir proje olarak uygulamaya alınmış, Hasan Ali Yücel'in çağdaş bakanlık anlayışı, İ.Hakkı Tonguç'un ilerici toplumcu anlayışıyla, Hasanoğlan'da yakılan ateş, Cılavuz, Beşikdüzü, Çifteler, Düziçi gibi köy enstitülerinde yıldız gibi çoğalarak bütün ülkeyi aydınlatmaya başlamıştır. Öyle ki, çok kısa zamanda yetişen öğretmenlerin etkisi bugün bile diriliğini korumaktadır" dedi.

"Köy enstitüleriyle birlikte aydınlanma öğretmenlerle yurdun her yanına taşınmıştır" diyen Cinci, "Köy enstitüleri yüzyıllardır biriken feodal toplumun üretim ve yaşam biçimini ortadan kaldırmaya başlamıştır. Bilimsel anlamda laik eğitim başlamıştır. Sanayi için uygun işgücü oluşmaya başlamıştır. Türk ulusu, sanat, edebiyat, bilim ve teknoloji ile buluşmuş, sanatla çağdaş öğrenme ortamları geliştirilmiştir. Sorgulayan, araştıran, üreten birey yetiştiren bir eğitim anlayışı gelişmiştir. Atatürk'ün özlediği demokratik toplum ve kültür için kurumsal altyapı oluşmaya başlamıştır. Ataerkil toplumdan çekirdek aile toplumuna dönüş belirtilerini vermeye başlamıştır. Ezberci değil, analitik düşünen-sorgulayan birey yetiştiren demokratik ve üretici eğitim başlamıştır. Bu bağlamda bu özellikler statükoyu rahatsız etmeye başlamıştır. Köy enstitülerini kuranlar da yıkanlar da statükolarını korumak ve güçlendirmek için hareket etmişlerdir. Bu emellerini gizlemek için de köy enstitülerinin üzerinden politika yapmışlardır. Demokratik kültür, bilim ve bilimsel düşünceden yana olmayan her birey ve kurum, köy enstitülerinin ortadan kaldırılmasında birinci derecede sorumluluk sahibidir. 1954'te kapatılıncaya kadar ciddi tartışmalara neden olan enstitüler eski, yobaz, çıkarcı zihniyetin korkularına kurban edilmiştir" diye konuştu.

Enstitülerin kapatılmasıyla birçok olumsuzluğun ortaya çıktığını ve önemli olanın köy enstitüleri ruhunu yeniden kazanmak olduğunu söyleyen Eğitim-İş Çorlu Şube Başkanı Gürkan Cinci, konuşmasına şöyle devam etti:

"Eğer kapatılmamış olsalardı gidilmemiş köy, okulsuz çocuk, işlenmemiş toprak, kullanılmamış su, aç-açık insan, işçileri sokaklar da aç dolaşan kapatılmış fabrikalar olmazdı. Eğer kapatılmasalardı işçilerimiz yabancı ülke kapılarında iş aramayacaklar, aileler bölünmüş olmayacaklardı. En önemlilerinden bir tanesi de, bugünkü töre cinayetler işlenmeyecekti. Son yıllarda üzerinde en çok durulan köy boşalmaları yaşanmayacaktı. Çünkü insan için gerekli olan hizmetler köyde üretilir olacaktı. Kapatılmamış olsalardı bu günkü özgürlük kavgaları yapılmayacaktı. Çünkü köy enstitüleri bir özgürlük ve özgürleşme eylemiydi. Bugün önemli olan köy enstitüsü ruhunun yeniden kazanabilmektir. Üretken eğitim anlayışı ve yaratıcılığın desteklendiği anlayış, bugün yaşadığımız eğitim sorunlarının da çözümü olarak görülmelidir. Biz, Eğitim İş olarak bugün o heyecanı taşıyoruz. Tüm yurtta Cumhuriyet'in, aydınlanmanın ateşini yakmaya devam ediyoruz. Unutmayalım ki en büyük eylemimiz çalıştığımız okulları birer küçük köy enstitüsüne çevirmek, ülkemizin geleceğine umut, ışık olabilmek için çaba göstermektir. Köy enstitülerinin kuruluşunda ve yaşatılmasında emeği geçen herkese saygılarımızı sunuyoruz."

(EŞ-RA-NÇ-NÇ-Y)