Çanakkale'de Barış Kampı

Çanakkale'de 94 Yıl Önce Savaşan Askerlerin Torunları AB Projesi ile Dünyaya Barış Mesajı Vermeye Hazırlanıyor.
Çanakkale’de 94 yıl önce savaşan askerlerin torunları AB projesi ile dünyaya barış mesajı vermeye hazırlanıyor.
"Dedeler Savaştı Torunlar Barış İçin Buluştu’ adlı proje kapsamında, 16-26 yaşlarındaki Türk, Fransız, İngiliz ve Alman gençler, Uluslararası Barış Kampı’nda buluşacak. Gelibolu Yarımadası’nda çeşitli etkinliklerle dedelerini anacaklar.
Türk Ulusal Ajansı ile Avrupa Komisyonu Eğitim ve Gençlik Programı’nın kabul ettiği, Grup Aktif Gençlik Derneği’nin AB projesi, Çanakkale Belediyesi’nin desteği ile 20-28 Nisan’da gerçekleşecek. Uluslararası barış ve arkadaşlık amaçlı bu buluşma savaşın gerçekleştiği yerlerde yapılacak. İlk etapta Türkiye, Fransa, İngiltere ve Almanya’dan 10’ar genç ve birer gençlik liderinin katılımıyla toplam 44 kişi bir araya gelecek.
Proje kapsamında uluslararası barış konulu etkinlikler, Çanakkale Savaşları’nın bilinmeyen yönlerinin anlatılacağı panel düzenlenecek. Kültür ve sanat konulu çalışma grupları oluşturulacak. Yörenin tarihi ve doğal güzelliklerini içeren geziler düzenlenecek.
En ilginç cepheydi
Proje Koordinatörü Zafer Okun Ongan, Çanakkale’nin tarihe kanlı bir savaş sonrası barışın kenti olarak damga vurduğunu belirterek, "Çanakkale 1. Dünya Savaşı’nın en kanlı cephelerinden biridir. Aynı zamanda en ilginç cephelerindendir. Çanakkale Savaşları insani ilişkiler açısından da ilginçtir. Çanakkale barışın kentidir. Proje ve etkinlikleri her yıl genişletilerek sürdürülecek, geleneksel geleneksel hale gelecek" dedi.
Tarihe ışık tutan mektup
ÇANAKKALE’de tarih araştırmacısı ve 1915 Seddülbahir Özel Müzesi’nin sahibi Ahmet Uslu, metrekareye 6 bin mermi düşen savaşlara tanıklık eden 94 yıllık mektup buldu. Bir gazi yakınından sağladığı Osmanlıca mektubu akademisyenlere tercüme ettiren Uslu, 3-4 Ağustos 1915’te "İsmail" adlı bir komutanın Kocaçimen Dağı eteklerinden yakınlarına yazdığını söyledi.
Mektubun en büyük özelliğinin Almanlar’ın Osmanlı ordusuna hediye ettiği ve üzerinde "Demir Salib Nişanı" bulunması olduğunu belirten Uslu, dört sayfada "Affan" ve "Vasıf" adlı yakınlarına seslenen komutanın, Çanakkale Savaşları’nın şiddetine ilişkin çarpıcı bir bilgiyi ortaya koyduğunu kaydetti. Uslu, böylesine önemli bir savaş anısının yer aldığı mektubun orjinalini müzesinde sergileyeceğini belirtti.
Mektupta şöyle deniliyor:
"Affancığım, sana muharebe hatırası olmak üzere müttefiklerimizden Almanlar’ın orduya hediye ettikleri mektup kağıdıyla zarfı Gelibolu Şibhe ceziresinin Anafartalar civarında Kemikli Burunlar’ı önlerindeki yeni mevziden takdim ediyorum. Düşman buraya da bir ihraç hareketi yaptı. Burada da sahile yapışarak oturuyor. Biz de karşısında yine dalaşmağa başladık. Bundan evvel on gün kadar beray-ı istirahat Seddülbahir’den fırkamızla Gelibolu’da kalmıştık. 24-25 ihracında aldığımız emirle bu yeni muharebeye geldik. Vaziyetimiz elhamdülillah çok iyidir. Bu köpek düşmanın ateş işi muharebe etmek değil, çinganelik. İlerleyemiyor bari ’Ekfar-ı umumiyeyi oyalayalım’ diye böyle sevahile yayılıyor. Yani yaptığı ve yapacağı iş değil dostlar alış-verişte görsün... armağanı bu mektubum zannediyorum senin makbulüne geçecektir. Yukarıda bulunan haç Almanlar’ın (Ayzerne Kroytes) dedikleri demir salib nişanıdır. Bunu büyüdüğün vakit, ’Böyle bir dayım vardı’ diye hatıra saklarsın... seni görürüm. Göreyim seni, çalış ve babanla anneni gark et. Kara yanaklarından civelek gözlerinden öper ve senin için saadet temenni ederim oğlum."
"Vasıf! Yeni safha-i harb birden bire pek telaşlı oldu. Uykusuz kaldık yorulduk. Epey fire verdik fakat lehülhamd ilk günü vaziyetimiz heyecan duruldu. Lain düşman duracağı set mevkiine indi. Burada en ileri piyadelerimiz değil düşman piyadeleri benim karargahım olan tarassut mevkiinden ancak 900-1000 metrededir. Melunların kurşunları size şu mektubu yazarken bile vızır vızır işliyor. İnsanın alışamayacağı bir şey yokmuş. O kadar alıştım ki adeta cesur oldum diyeceğim geliyor. İftihat etmek istiyorum ama değil mi? Ne ise Cenab-ı Hak afiyet ihsan eylesin. Sonradan cesur muyum değil miyim anlarım, değil mi?..."












