Gül: "Türk Yetkilileri 'Cia Uçuşları'na Karışmadı"
Dışişleri Bakanı Gül,"Yasa Dışı Tutuklamalar Ve Cia'nin Gizli Uçuşları" İddialarına İlişkin Olarak Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis'e Gönderdiği Cevabi Yazıda, İlgili Türk Yetkililerinin Kayıtlarına Dayanarak Hiç Bir Resmi Yetkilinin Bu Tür Eylemlere Karışmadığını Bildirdi.
Terörle mücadele çerçevesinde kurulduğu öne sürülen gizli tutuklama merkezleri ve bu çerçevedeki yasa dışı faaliyetlere hiç bir Türk yetkilisinin karışmadığı bildirildi. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, ek bilgi talep eden Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis'e gönderdiği cevabi yazıda, Türk makamlarının kayıtlarına dayanarak hiç bir resmi yetkilinin bu tür eylemlere karışmadığını belirtti. Gül ayrıca, "Yabancı istihbarat servislerinin, hiç bir koşulda Türkiye Cumhuriyeti'nin toprakları içerisinde tek taraflı eylemlerde bulunma yetkisi yok" ifadesini kullandı.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis, terörist olduklarından kuşkulanılan kişilerin yasa dışı merkezlerde tutulduğuna ilişkin iddialar konusunda bir rapor yayınlarken, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu Avrupa Konseyi üyesi 37 ülkenin hükümetlerine 7 Mart 2006 tarihindeki yazısı ile yaptığı ek bilgi talebine verilen yanıtları da açıkladı.
Dışişleri Bakanı Gül, Türk hükümeti adına Davis'e verdiği 7 Nisan 2006 tarihli yanıtta hiç bir Türk yetkilisinin iddia edilen olaylara karışmadığını bildirirken, "Yabancı istihbarat servislerinin, hiç bir koşulda Türkiye Cumhuriyeti'nin toprakları içerisinde tek taraflı eylemlerde bulunma yetkisi yok" ifadesini kullandı.
TERÖRLE MÜCADELEDE İNSAN HAKLARINA SAYGI
Avrupa Konseyi nezdindeki Daimi Temsilci Büyükelçi Daryal Batıbay'ın aracılığıyla Davis'e iletilen 10 sayfalık yazıda Gül, "Türk hükümetinin terörle karşı mücadelede uluslararası işbirliğinin ateşli bir destekçisi olduğunu vurgulamak isterim. Ayrıca bu mücadelenin insan hakları ve temel özgürlüklerine tam saygı göstererek yürütülmesi gerektiğine kuvvetle inanıyoruz" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin insan hakları ve özgürlüklere ilişkin temel uluslararası anlaşmalara taraf olduğuna dikkat çeken Gül, "İşkence ve kötü müamele ile mücadele, Türk hükümetinin gündeminin öncelikli bir maddesidir. Baştan beri Türk hükümeti, işkence ile mücadelede 'sıfır tölerans' politikasını benimsendi" diye yazdı. Gül, Türk yasalarının ayrıca özgürlüklerin keyfi bir biçimde kısıtlanması, işkence ve kötü muameleye karşı güvenceler içerdiğine de işaret etti.
YABANCI İSTİHBARAT SERVİSLERİNİN YETKİSİ YOK
Abdullah Gül, yazısının, "Türkiye'de Yabancı İstihbarat Ve/Veya Başka Yetkilileri'nin Faaliyetleri" başlıklı bölümünde "Yabancı istihbarat servislerinin, hiç bir koşulda Türkiye Cumhuriyeti'nin toprakları içerisinde tek taraflı eylemlerde bulunma yetkisi yok" ifadesini kullandı. Çeşitli istihbarat kuruluşları ile işbirliğinin yetkilerinin yasal çerçevesi içerisinde yürütüldüğünü anlatan Gül şöyle devam etti:
"Türk Milli İstihbarat Örgütü (MİT), ulusal çıkarlar açısından gerekli görüldüğü takdirde üçüncü ülke istihbarat servisleri ile ilişkiyi kurabilir. Bu işbirliğinin çerçevesi, ortak çıkarlara dayanan Protokoller/Mutabakatlar tarafından belirleniyor. Bu işbirliği hiç bir koşulda yürürlükteki yasalara aykırı unsurları içeremez."
İnsanların özgürlüklerinden ancak yargı tarafından ve kukuk kuralları ile ikili anlaşmalar ve çok taraflı sözleşmeler doğrultusunda yoksun bırakılabileceğine dikkat çeken Gül, yabancı yetkililerin, yargı makamlarının onayı ile bu süreci izleyebildiklerini ancak bu süreci yürütme veya aktif bir biçimde yer alma yetkisinin bulunmadığını belirtti.
YOLCULARIN KİMLİKLERİNİ AÇIKLAMADAN UÇMASI MÜMKÜN
Abdullah Gül, yazısında da belirli prosedürler çerçevesinde "Yabancı bir istihbarat servisine ait sivil bir uçağın yolcuların kimliklerini açıklamadan uçmasının mümkün" olduğunu da belirtti.
CIA'ya ait olduğu öne sürülen bazı sivil uçakların Türkiye'deki havaalanlarına indiği veya hava sahasını kullandığı yönündeki haberlere dikkat çeken Gül, Türk ulusal kurulaşlarının, yabancı teşkilatların Türk Cumhuriyeti toprakları içerisinde tutuklama olaylarını gerçekleştirdikleri veya tutuklanan kişilerin uçakla taşınmasına ilişkin verilere ulaşmadığını belirtti.
"Türk milli kuruluşlarının, yabancı istihbarat servisleri ile bu yöndeki bir işbirliğini tespit etmediğini vurgulamak lazım" diyen Gül, ilgili Türk yetkililerinin kayıtlarına göre hiç bir kamu görevlisi veya resmi bir görev yapan bir kişinin bu tür olaylara hiç bir biçimde karışmadığını da bildirdi. Gül ayrıca, bu konularda herhangi bir resmi soruşturmanın yürütülmediğini veya tamamlanmadığını da sözlerine ekledi.










