Clinton Ruhban Okulu Dedi

Clinton Ruhban Okulu Dedi
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Clinton: "Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması yönünde hükümete yaptığımız çağrılara devam edeceğiz"

İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İİT Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton'ın katılımıyla düzenlenen "Dini Temelli Hoşgorüsüzlükle Mücadele Toplantısı" IRCICA'nın Yıldız Sarayı Çit Kasrı'ndaki merkezinde yapıldı.

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton toplantıdaki konuşmasında, dinlerarası eğitim ve işbirliğinin desteklenmesi gerektiğini belirterek, "Tüm insanların istedikleri gibi ibadet etme haklarını korumak üzere odaklıyız" dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise islamafobi ile mücadeleye dikkat çekti. Davutoğlu, dini hoşgörüsüzlük karşısında durabilmek için kürüsel bir farkındalık yaratılması gerektiğini söyledi.

İİT Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik öncesi İhsanoğlu, Hillary Clinton ile ikili görüştü. Görüşmenin ardından basın mensuplarının kısa bir süre görüntü almasına izin verildi. Burada Ekmeleddin İhsanoğlu, Clinton'a bir tablo hediye etti.

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, hoşgörüsüzlüğün nerede olursa olsun onunla mücadele edeceklerini söyledi. Din veya inanç üzerinden şiddetin karşısında çok güçlü bir şekilde duruş sergilenmesi gerektiğini belirten Clinton, bunun demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olduğunu dile getirdi.

Her ülkenin kendi ülkesinde dini farklılıklara saygıyı geliştirmek için yapacakları olduğuna değinen Clinton, "ABD'de dini inançlarından dolayı hala kendisini savunmasız ve önemsizleştirilmiş hissedenler var.

Sadece birkaç kışkırtıcının, bir avuç dolusu kışkırtıcının neredesye 300 milyon nüfuslu bir ülkede fesatçı eylemlerinin geniş çaplı hoşgörüsüzlük dalgalanmalarına yarattığını da gördük. 235 yıldır demokrasinin öğesinde yer alan ifade özgürlüğü, evrensel bir hak bunu da anlıyoruz.

Dinlerarası eğitim ve işbirliğini desteklemek ayrımcılığa karşı yasaları uygulamak ve tüm insanları istedikleri gibi ibadet etme haklarını korumak üzere odaklıyız. Eskiden kalan yahudi karşıtlığı ile yeni müslüman karşıtı ve yargılarını ele almak üzere toplumların bir araya gelmesini ümit ediyorum" dedi.

CLİNTON, HEYBELİADA RUHBAN OKULU ÇAğrıSINI TEKRARLADI

Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılmasına da değinen Clinton sözlerini şöyle tamamladı: "Türkiye'nin tüm vatandaşlarını dini özgürlüklerine olan bağlılığını bir sembolü olan Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması yönünde hükümete yaptığımız çağrılara devam edeceğiz.

Hiçbir ülkenin doğrular üzerinde etnik, dini ahengi oluşturmak için sihirli bir formülü yoktur. Nereden olursak olalım, nasıl ibadet edersek edelim bizleri birbirinden ayıran uçurumları kapatmalıyız. "

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bu etkinliğin zamanında yapıldığını belirterek, toplantıya, ABD Dışişleri Bakanı Clinton'un katkılarının da önemli olduğunu vurguladı.

Davutoğlu, "Tam da yerinde, tam da zamanında tartışıyoruz. İstanbul gibi çok kültürlü, çok dinli, çoklu etkin yapıya sahip, yüzyıllardır böyle süregelen bir şehirde bunu tartışıyoruz. Sinagogların, camilerin, bütün ibadethanelerin yanyana olduğu bir şehirdeyiz. Doğru zamanda doğru yerdeyiz. Bu anlamda Genel Sekreterimizi, Clinton'ı tebrik etmek istiyorum. Ashton'un da desteğiyle uluslararası komitelere, insan hakları ile ilgili komitelere, bunu deklare edebilir hale geldik" diye konuştu.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Küresel, kültürel yaklaşımlar anlamında zorluklar olarak karşılaştığımız durumlar, etnik yaklaşımları, mezhep ayrımcılığını ve aynı zamanda karşılıklı hoşgörüsüzlüğü desteklemektedir ve bütün bu yaklaşımlarla terminolojik anlamda hoşgörüsüzlük mücadelesi çok farklı satıhlarda meydana gelmektedir.

Dolayısıyla bütün bu kaynaklara, hoşgörüsüzlük kaynaklarına baktığımız zaman üç temel kaynak söz konusudur. Temel kaynaklardan biri mezhepsel kültürel yapılar olması.

Örneğin Balkan ülkelerinde 1990'larda gördüğümüz ya da bugün Ortadoğu'da gördüğümüz gibi pek çok mezhep ayrımcılığı yüzünden, bu türden dönüşüm karşıtı yaklaşımlar yüzünden hoşgörüsüzlük ortamı meydana gelmekterdir. "

"HOŞGÖRÜSÜZLÜKLE, İSLAMOFOBİ İLE ULUSAL OLSUN, TOPLUMSAL OLSUN, ÜLKELER DÜZEYİNDE OLSUN MÜCADELE ETMELİYİZ. "

Davutoğlu, "Büyük potansiyel arz eden ve özellikle etnik ve mezhepsel ayrımları provoke eden ve bu anlamda da destekleyen kanallar, facebook, twitter gibi bütün bu kanallar, teknolojik yeniliklerin hepsi, coğrafi anlamda uzaklarda yaşayanları aynı oda içerisinde bir araya getirmektedir. İşte bu araçlar hem olumlu hem olumsuz anlamda kullanılabilir" diye konuştu.

Hoşgörüsüzlük ortamı ve islamofobi ile 4 aşamada mücadele edilmesigerektiğine işaret eden Davutoğlu, "Hoşgörüsüzlükle, islamofobi ile ulusal olsun, toplumsal olsun, ülkeler düzeyinde olsun mücadele etmeliyiz. Düşmanlarımızın egosantrik hayallerinin ötesine geçmemiz gerekiyor.

Sanki kendileri dünyanın merkeziymiş gibi davrananların karşısında bundan etkilenenlerde olabileceğine dikkati çekmek gerekiyor. Bu egosantrik sanrı ile mücadelenintek yolu empati geliştirmek ve eğitim olanaklarını sağlamak.

Eğitim olanakları anlamında yine bir paradigma değişimi yaşadığımızı söyleyebiliriz. Bütün bireyler eşittir, bütün insanlar eşittir ve en temel haklarından bir tanesi eğitimdir ve herkes aynı şartlara tabi olmak durumdandır" ifadelerini kullandı.

"DÜNYA DAHA HUZURLU VE BARIŞÇIL BİR DÜNYAYA DÖNÜŞECEK"

Toplumsal düzeyde komün yapılar denildiğinde geleneksel toplumlardan bahsedilmediğini vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Burada tabii ki herkesi dahil edici bir yaklaşımın benimsenmesi önem arz ediyor. Yani Avrupa'daki göçlerden sonra birbirleriyle yan yana yaşayan komünler, topluluklar olmaktadır ama asla birbirleriyle karışmamaktadırlar.

Dolayısıyla sosyal anlamda bir bütünlük taşımamaktadırlar. Birbirleriyle mücadelehalinde, kavga halinde olan hoşgörüsüz komünleri bir arada görmekteyiz. Bir başka nokta da aidiyet duygusu. Politik anlamda, vatandaşlıkla aidiyet duygusunu taşımak... Burada vatandaşlık noktasında da göç eden ülkelerde, vatandaşlık haklarına dikkat çekilmesi gerekiyor.

Küresel ölçekte de bakıldığında hoşgörüsüzlük karşısında durabilecek küresel bir farkındalık yaratılması gerekiyor. Özellikle İnsan Hakları Konseyinin bu anlamdaki son kararı son derece önemli. İslamofobi karşısında alınan bu kararla birlikte toplumlar düzeyinde ulusal ve uluslararası farkındalığın sağlanması son derece önemli.

Bu paradigma değişimi ile birlikte geleceği son derece iyi bir şekilde değiştirebiliriz. Bu anlamda bu sürece katkıda bulunan herkese takdirlerimi iletmek istiyorum. Gerçekten dünya, böylelikle inşallah daha huzurlu ve barışçıl bir dünyaya dönüşecek. "

CLİNTON'A CİPE BİNERKEN TAHTADAN YAPILAN BASAMAK DESTEĞİ

Toplantının ardından Clinton, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ikili görüşme yapmak için dışarı çıktı. Korumalar eşliğnde CİP'e yönelen Clinton'un ayağının altına tahtadan yapılmış 25 santimetre boyunda bir basamak koyuldu. Bir süre basamağın üzerinde duran Clinton, çevresindekilere el salladıktan sonra aracına binerek ayrıldı.

İstanbul DHA

Kaynak: Demirören Haber Ajansı