Almanyalı Türk Örgütlerden Federal Almanya Hükümeti'ne Rest

Almanyalı Türk Örgütlerden Federal Almanya Hükümeti'ne Rest

Göç Yasası'nda Yapılan Sertleştirmelerin Geçen Cuma Günü Eyaletler Meclisi'nden de Geçmesi Üzerine Alman Hükümeti'ne Rest Çeken Almanyalı Türk Örgütler, 2. Uyum Zirvesi'ne Katılmalarını Bazı Önkoşullara Bağladı.

Almanyalı Türk Örgütlerden Federal Almanya Hükümeti'ne Rest

Göç Yasası'nda yapılan sertleştirmelerin geçen cuma günü Eyaletler Meclisi'nden de geçmesi üzerine Alman Hükümeti'ne rest çeken Almanyalı Türk örgütler, 2. Uyum Zirvesi'ne katılmalarını bazı önkoşullara bağladı.

Almanya'daki bazı çatı örgütleri, Göç Yasası'nın sertleştirilmesi üzerine Alman Hükümeti'ne tepki gösterdi. Türk İslam Diyanet İşleri Birliği (DİTİB), Almanya Türk Toplumu (ATT) gibi Türk örgütleri, 2. Uyum Zirvesi'ne katılmalarını şarta bağladı. Yasanın bu haliyle insan haklarını ihlal ettiğini ileri süren dernek temsilcileri, buna karşı mücadele vereceklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Horst Köhler'e yasayı imzalamaması çağrısında bulunan çatı örgütleri, perşembe günü Başbakan Angela Merkel

başkanlığında gerçekleşecek uyum zirvesine katılmalarını bazı koşullara bağladı. ATT Genel Başkanı Kenan Kolat, yasanın Türkler'e olan önyargıları pekiştireceğini savundu. Kolat, Hür-Türk Başkan Vekili Ahmet Ünalan'la yaptığı ortak basın toplantısında federal hükümete, göç yasasında değişiklik sinyali verme talebinde bulundu. Alman medya kuruluşlarının da yoğun ilgi gösterdiği toplantıda Kolat'ın bu açıklamaları, federal hükümete verilen bir "ültimatom" olarak algılandı. Kolat, Cumhurbaşkanı

Köhler'in onayına sunulan göç yasasını bu şekliyle kabul etmeyeceklerine dikkat çekti. Yasada Türk ve Araplar'a karşı ayrımcılık yapıldığını öne süren Kolat, rest davranışlarının diyalogu kesmek anlamına gelmediğini söyledi. Kolat, "Türk ve Türkiye'ye olan önyargı açık. Almanlar'ın büyük bir kısmı Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkıyor. Geçmişten Türkiye ile ilgili bir takım sıkıntılar var. Bu yasa, bahsi geçen sıkıntıların yasalaşmış biçimidir" dedi. Topu federal hükümete atan Kolat, bu davranışın bir

strateji anlamına gelebileceğini de söyledi. Türk toplumunun bu ortak tutumla "artık yeter" şeklinde bir tepki verdiğini anlatan Kolat, perşembe günü öğlen saatlerinde gerçekleştirilecek uyum zirvesi ön toplantısına katılmak için de önkoşulları olduğunu belirtti. Kolat, "Federal hükümetin bize, değişikliği sizinle görüşebiliriz türünden bir sinyal vermesi gerekiyor. Aksi takdirde zirveye katılmayacağımızı açıklayacağız. Ön görüşmede de İçişleri Bakanı ya da Başbakan'ın değişiklik taahhüdünde bulunması

gerekiyor. Ön görüşmede bu sözleri alırsak, ancak o zaman zirveye katılacağız" diye konuştu.

Federal Hükümet'in ilk adımı atması ve değişikliği kabul etmesi gerektiğini ifade eden Kolat, "Şimdi Türk toplumu 'artık yeter' diyor. Bu şekilde, bu değişikliklerin kabul edilmesi mümkün değil. Diyaloğu kesmek yerine bir olanak daha sunuyoruz ve diyoruz ki; 'bu konuda herhangi bir değişikliğe gidiyor musunuz, gitmiyor musunuz?' Değişikliğe gitmek istiyorsanız bu olumlu bir sinyaldir. Ön görüşmede Başbakan'ın yasada değişiklikler yapacağına dair söz vermesi gerekiyor" dedi. Türk toplumunun ilk defa

onurlu bir direniş gösterdiğine işaret eden Kolat, Türk toplumu olarak her zaman diyaloga açık olduklarını ve değişim olmaması halinde Cumhurbaşkanı Köhler'e yazacakları mektubun sonucunu bekleyeceklerini ifade etti. Kolat, Cumhurbaşkanı Köhler'in yasayı onaylaması halinde, Almanya'ya davet edecekleri TBMM İnsan Hakları Komisyonu'ndan destek alacaklarını söyledi. Almanya Yahudiler Merkez Konseyi ile de dayanışma içine gireceklerini kaydeden Kolat, sözkonusu etnik ayrımcılığın insan hakları mahkemesine

yansıması gerektiğine de vurgu yaptı. Bunun için 10 bin Euro ayırdıklarını da kaydeden Kolat, bundan böyle olaylar karşısında suskun kalmayı düşünmediklerini sözlerine ekledi.

Hür-Türk Başkan Vekili Ahmet Ünalan ise, Almanya'da Türk toplumunun aleyhine gelişen bir yasal süreç olduğunu savundu. "Almanya'da yasal süreç Türk toplumunun aleyhine gelişiyor. Bir sene evvel uyum zirvelerinde öngörülmeyen bir süreç başladı. Bu süreç Türk toplumunun tepkisini çekti ve sivil toplum örgütleri de bu tepkiyi dillendirmeliydi. Bunu Alman basını bir ültimatom olarak algıladı. Biz bunun böyle olmadığını, işbirliğine açık olduğumuzu açıklamaya çalıştık. Diyaloga açık olduğumuzu ama mevcut

hukuki, sosyal ve psikolojik rahatsızlıklarımızı da ifade ettiğimizi dile getirdik. Yasanın bu haliyle kabul edilmesini hukuken yanlış, psikolojik açıdan da toplumu rencide edici ve dışlayıcı olarak görüyoruz" dedi. Aksi durumda uyum zirvesine katılmanın bir anlamı olmadığını aktaran Ünalan, Türkler'in bu ve benzeri birimlerde figüran rolü oynamasını anlamsız bulduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Köhler'in onayına sunulan yasanın imzalanması durumunda 15 Temmuz'da yürürlüğe girmesi bekleniyor.

(SE-OYK-OYK-OK-D)