Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç: (4)

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç, 'Anayasa Değişikleri ile Amaçladığımız, Tam Demokrasiyi Gerçekleştirmektir

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç, 'Anayasa değişikleri ile amaçladığımız, tam demokrasiyi gerçekleştirmektir. Yani darbeci, cuntacı, müdahaleci, sivil hayata, ülkeyi yöneten sivil yönetimlere karşı demokrasilerin kabul etmeyeceği müdahalelerin artık Türkiye'de son bulmasıdır' dedi.

Arınç, Kanal 24 televizyonundaki 'Gündem Özel' programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Referandum sonuçlarını bir seçim sonucu olarak görmeyeceklerini vurgulayan Arınç, şunları söyledi:

'Yüzde 60 çıksa 'bu yüzde 60, AK Parti'nindir' demeyeceğiz. Bu bir seçim değildir. Bunu muhalefet kendi istediği gibi yorumlayabilir ama bizim bunu böyle yorumlama hakkımız yoktur. 'Evet dilenlerin hepsi AK Partili'dir' demek, 'evet' diyen diğer arkadaşlarımıza, dostlarımıza haksızlık olur. Ama dışarıda bunu böyle yorumlayan olabilir. Bunun ben söylemem ama başkası söylerse ağzını tutacak halimiz yok.

Hayır cephesinin işi zor. Dileyim ki yüzde 40, yüzde 45'te kaldı. Ne kadarı CHP, ne kadarı MHP'nin, ne kadarı BDP'nin? Keşke şu olabilse anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini, niçin 'evet', niçin 'hayır' olması gerektiğini konuşabilsek, onu keşke muhalefetle yapsak. Keşke biz de onlara cevap vermek yerine bunları daha çok konuşabilsek.'

Kendisinin 1970 yılından beri siyasetin içinde olduğunu belirten Arınç, gençlik kolları başkanlığından il başkanlığına, milletvekilliğinden grup başkanlığına, Meclis Başkanlığına kadar birçok görevi yaptığını ifade etti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Biz hizmete endeksli siyaset yapacağız. İdeolojik, çıkara dayalı siyaset değil, hizmete dayalı siyaset' dediğini anımsatan Arınç, dünyada hükümet denildiği zaman çatık kaşlı, halka tepeden bakan bir varlığın anlaşıldığını, ABD'de, İngiltere'de ve Fransa'da ise devlet denildiğinde hizmetin anlaşıldığını kaydetti.

- 'PARAM YOKTU DA UÇAĞA BİNEMEZDİM'-

Muş'a günde 7 uçak seferinin yapıldığını bildiren Arınç, 'Benim eskiden param yoktu da uçağa binemezdim. Uçağa binmek de bir prestijdi. Elinde 'bond' çanta olacak, takım elbise olacak, ağzında pahalı sigaralardan birisi olacak ve siz uçağa bineceksiniz' dedi.

Kendisinin Muş seyahati sırasında uçakta yanında askere giden bir gencin, bir yaşlı adamın, kucağında çocuğu ile bir köylü kadının olduğunu kaydeden Arınç, 'Çok seviniyorum. Halk uçağa bindi, vatandaş da uçağa bindi' diye konuştu.

Sağlık ve ulaşım alanlarında yapılanlar hakkında da bilgi veren Arınç, 'Bizi var eden sebeplerden birisi de bu. Bunu diğerlerinin yapması mümkün değil. İdeolojik siyaset yapmıyoruz. Sağında solunda, önünde arkasında tanımlamaları bizim için geçerli değil. Rasyonel olan ne ise biz onu yapıyoruz. Gerekli olanı yapmak ve sadece hizmet üretmek çok güzel' dedi.

KÖYDES Projesini 'cumhuriyet tarihinin en başarılı projesi' olarak nitelendiren Arınç, köylerin hiçbirinde içme suyu ve yol sorununun kalmadığını söyledi. Daha önce Manisa'nın merkez 21 köyünde içme suyunun olmadığını söyleyen Arınç, kendisinin 30 sene boyunca bu yerlere içme suyu gelmesi için 'çırpındığını', ancak hiçbir iktidardan olumlu yanıt alamadığını belirterek, şöyle devam etti:

'Aldığımız oylar bu çalışmalarımızın sonucu. Kaşımız, gözümüz için vermiyorlar ki bu oyu bize. Ama bu siyasal partilerin geçmişte hükümet ortaklıkları var, programları var, vaat ettikleri var. Bunların hiçbirisini yapamadılar. Yapmadılar veya düşünemediler. Dileriz bundan sonra yapsınlar. Bizim bu hizmetlerimizi yetersiz gören millet, bizden bu emaneti alacaksa inandığını partiye versin ve mümkünse onu tek başına iktidara getirsin. Parçalı siyaset Türkiye'ye yaramıyor.'

- 'BU HALK KENDİNE YAKIŞAN BİR CUMHURBAŞKANINI SEÇER'-

Siyaseti sosyolojik bir olay olarak nitelendiren Arınç, bunun matematik gibi olmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

'28 Şubatta da onun öncesinde de her dönemde de siyasi mühendislik, toplumsal mühendislik projelerini birileri düşünürler. Bazen balyozun içine koyarlar, bazen kendileri düşünürler ama bunların hiçbirisi tutmaz. Çünkü halkın karar noktasında yapacağını, edeceğini ancak kendi sosyal dürtüleri yönlendiriyor, inancı karar veriyor. Siyaseti onlar şekillendiriyor. Şimdi birileri bir yerde bir hesap yapmış olabilirler. Bir tatbikat planı ortaya konmuş olabilir. Bu birlikteliği sağlayalım, bu partileri çıkartalım. Onlar AK Parti'yi güçsüzleştirsinler önce seçimde yıksınlar sonra da aynı blok Cumhurbaşkanlığı seçimi geldiğinde Sayın Gül gibi birisini değil, faraza Deniz Baykal gibi birisini cumhurbaşkanı adayı yapsınlar veya seçtirsinler. Gerçi Kılıçdaroğlu'nun kriterlerine pek uymuyor Sayın Baykal ama, yani bir başkasını. Yani bu halk cumhurbaşkanı seçecekse hiçbir kitaba girmez. Bu halk kendine yakışan bir cumhurbaşkanını seçer.'

- 'ANA MUHALEFET MAHKEMESİ HALİNE GETİRMİŞLER'-

Yapılan Anayasa değişikliklerinin önemli olduğunu belirten Arınç, mevcut Anayasanın 1982'de askeri darbenin ardından kabul edildiğini ve 70'den fazla maddesinin bugüne kadar değiştiğini bildirdi.

'Ahengi, akordu bozuldu ama tümüyle değiştirmenin 'zor' hatta 'imkansız' olduğu söylendiği için ancak değiştirerek bunun çaresini bulabiliyoruz' diyen Arınç, Anayasa değişikliğinin gerekli prosedürün yerine getirilerek yapıldığını ifade etti.

Değişiklikle ilgili CHP'nin Anayasa Mahkemesine gittiğini anımsatan Arınç, 'Referandumun olmayacağını hesaplıyorlardı. Çünkü Anayasa Mahkemesini neredeyse Ana Muhalefet Mahkemesi haline getirmişler. Nöbet tutmaya başlamışlardı. Küresel ısınma ile ilgili bir kanun çıkarsanız, CHP alışkanlık onu da Anayasa Mahkemesine götürüyordu sadece siyasi konularla ilgili olmasa bile' dedi. Değişiklikle kadınların, engellilerin, şehitler, gaziler ile onların dul ve yetimlerinin pozitif ayrımcılık kazanacağını kaydeden Arınç, çocuklara korumaya yönelik hakların getirildiğini, bunlara 'hayır' denilemeyeceğini söyledi.

Kamu Denetçiliği Kurumunun da kurulacağını belirten Arınç, değişiklikle meslekten atılma kararları konusunda da yargı denetiminin getirildiğini bildirdi. Memurlara disiplin cezaları için yargı yolunun açılacağını, değişikliklerin sendikal anlamda da önemli kazanımlar getirdiğini ifade eden şöyle konuştu:

'Anayasa değişikleri ile amaçladığımız, tam demokrasiyi gerçekleştirmektir. Yani darbeci, cuntacı, müdahaleci, sivil hayata, ülkeyi yöneten sivil yönetimlere karşı demokrasilerin kabul etmeyeceği müdahalelerin artık Türkiye'de son bulmasıdır. Sadece 27 Mayıs ve 12 Eylül darbeleri değil, 27 Nisan akşamı bir internet sitesine konulan bildiri mi, muhtıra mı olduğu konusu birilerinin tartıştığı mesele dahil, sivil hayata, sivil yaşama bir müdahale idi. Bunların yaşanmaması, birilerinin 'bunlar ülkeyi yönetemiyorlar, bizim gibi akıllı insanlara ihtiyaç var' diyerek bir yerlerde cuntacılık faaliyeti yapmaması ve Türkiye'de artık demokrasinin bütün koşullarıyla var olabilmesi için darbecilik mantığını kazımamız lazım.' 'Bir darbenin Türkiye'nin artık anayasasında yer almayacağını, giderek daha sivil, daha demokrat, daha serbest bir anayasa doğru yol aldığımızı söylemek bence 'evet için çok haklı bir gerekçe' diyen Arınç, kendisinin iki darbe gördüğünü, bunlardan birinde öğrenci, ötekinde ise siyasette olduğunu söyledi ve o dönem yaşadığı bazı olayları anlattı.

(Son)

(SÖR-BER) - ANKARA

Kaynak: AA