Tiyatro, sadece ışıkların yandığı ve alkışların koptuğu o birkaç saatlik büyülü andan ibaret değildir; o anın arkasında bitmek bilmeyen bir disiplin, bitmek bilmeyen bir arayış ve en önemlisi, büyük bir 'hayal' vardır. Ve bugün köşe yazımda bu arayışı hem sahnede bir oyuncu olarak sürdüren hem de kurduğu Hayal Durağı Sahne Sanatları ile genç yeteneklerin yoluna ışık tutan kıymetli bir isimle, Ozan Fırat'la yaptığım röportajla kaleme almaktan mutluluk duyuyorum.
Ozan Fırat, bir tiyatro sanatçısı olmanın ötesinde, tiyatro sanatının o kadim 'usta-çırak' geleneğini modern bir vizyonla harmanlayan bir yol gösterici. Onun kaptanlığındaki Hayal Durağı, bugün pek çok sanatsever için sadece bir eğitim merkezi olarak anılmıyor, yine ismine yaraşır şekilde hayallerin gerçeğe dönüştüğü bir durak, bir nefes alanı haline gelmiş durumda.
Kendi sanat yolculuğundan, eğitmenlik tutkusuna; tiyatronun iyileştirici gücünden, Hayal Durağı'nın mutfağındaki o heyecan verici sürece kadar merak ettiğimiz her şeyi konuşmak üzere, ben sordum Ozan Fırat yanıtladı.
Hem sahnede aktif bir oyuncu olmak hem de bir eğitmen olarak öğrenci yetiştirmek birbirini nasıl besliyor? "Hoca" kimliğiniz, "sanatçı" kimliğinize neler katıyor?
Sahnede aktif bir oyuncu olmak ve eğitim vermek aslında birbirinden çok farklı ama aynı zamanda da paralel giden işler. Teorik bilgilerimizin yanı sıra eğitimlerimize katılan kişilere sahne tecrübelerimizden de aktarmak onlara daha verimli bir eğitim verebilmek adına önemli. Neticede oyunculuk teorik bilgiler yanında tecrübenin de önemli olduğu bir meslek.
"Hayal Durağı Sahne Sanatları" isminin çok masalsı ve davetkar bir tınısı var. Bu atölyenin kuruluş hikayesi nedir ve neden "Hayal Durağı"? Burası öğrenciler için sadece bir okul mu, yoksa bir sığınak mı?
"Hayal Durağı" ilk kurulduğu gün bir hayalin ilk başlangıç noktası olarak kuruldu. Bu yüzden adı "Hayal Durağı" ve insanlar için bir başlangıç noktası olsun diye düşündüm. Burası sadece bir okul değil. Her yaş grubu öğrenci portföyümüz var. Burası bir aile ortamı, bir okul, bir aktivite alanı. Burada herkes eşit, herkes aynı doğrultuda kendi yaşına uygun eğitimleri almakta.
Günümüzde dijitalleşen bir dünya ve hızla değişen tüketim alışkanlıkları var. Hayal Durağı bünyesinde verdiğiniz eğitimlerde, geleneksel tiyatro disiplini ile modern çağın dinamiklerini nasıl harmanlıyorsunuz?
Tiyatro geleneksel bir sanat. Tabi ki çağın yeniliklerini takip edip uyarlama çabası içerisindeyiz; ama olmaz ise olmazlarımız var. Tiyatro ve oyunculuk tamamen disiplin işi. Disiplinden kastımız askeri bir disiplin değil. Başta mantelite disiplini. Biz de bunu eğitimlerimiz içinde eğlence katarak enjekte ediyoruz öğrencilerimize.
Hayal Durağı'nın kapısından içeri giren bir öğrenci için ilk dersin en önemli kuralı nedir? Onlara teknik bilgiden önce aşılamak istediğiniz temel değer nedir?
Buna verecek tek kelime bir cevabım var "aidiyet"! Bu duyguyu ilk dersin ilk anından itibaren hissedeceklerdir.
Bir sanatçı ve eğitmen olarak baktığınızda; Türkiye'de bağımsız tiyatro atölyelerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Hayal Durağı Sahne Sanatları için önümüzdeki yıllarda kurduğunuz en büyük "hayal" nedir?
Açıkçasını söylemek gerekirse bu konuda tek söyleyeceğim şey yetkinliğin göz önünde bulundurulması. Ben sanatın hayal tüccarlığı olarak kullanılmasına karşıyım. Çoğaldı ama yapacak birşey yok, burada eğitim alacak kişilerin "yetkinlik" kriterini değerlendirmesini tavsiye ediyorum. İlerisi için büyük hayal ""Hayal Durağına yakışır bir hayal olmalı. Tiyatronun tüm bileşenlerinin eğitimini vermek gibi bir hedef var. Ses ışık, dekor, kostüm, yazarlık, vs. gibi…
Değerli tiyatro sanatçısı Ozan Fırat'a bu samimi röportaj için teşekkür ediyor; köşe yazımı Shakespeare'den esinlendiğim şu mottoyla tamamlamak istiyorum:
Dünya bir sahne, hayalleriniz ise en güzel oyununuz olsun.








