Dr. Zuhal Sönmezer Yazıları

Dr. Zuhal Sönmezer

Gel biraz konuşalım!

07.05.2026 04:23
Haber Detay Image

Modern toplumun "bağlantı" hızı arttıkça, bireyin kendi içine ördüğü duvarların kalınlaştığı tuhaf bir çağdayız. Dijitalleşmenin getirdiği narsisistik kuşatma, toplumsal dokumuzu hızla aşındırırken, bencil hırsların gölgesinde kolektif bilincimizi kaybediyoruz. Bugün gel biraz dertleşelim; ama bu sadece bir iç döküş değil, sistemin dayattığı narsisizme karşı analitik bir başkaldırı ve sığ bir iyimserlikten öte, rasyonel bir umudun imkânlarını arayan bir uyanış çağrısı olsun. Ne dersin!

Bencilliğin kurumsallaşması

Özünden hareket ederek başlamak gerekirse, geleceğe dair umut beslemek, pollyannacılık oynamak değildir. Aksine umut; gerçekleri tüm çıplaklığıyla görüp, o gerçeklerin içinden yeni bir yol inşa etme iradesidir. Ancak bu yolu tıkayan çok somut bir engel var ki o da bencilliğin kurumsallaşmasıdır.

Empatiyi zayıflık, nezaketi strateji sanıyorlar!

Modern zamanın ruhu, bireyi kutsarken maalesef "toplumsal olanı" kurban etti. Etrafımız, her şeyi kendi konfor alanına göre dizayn etmeye çalışan, sadece kendi sesi duyulsun isteyen, başkasının emeğini basamak olarak gören "ben" odaklı insanlarla doldu. Empatiyi zayıflık, nezaketi ise bir strateji sanan bu kitle, aslında en büyük zararı yine kendi geleceğine veriyor. Çünkü bencil insanın inşa ettiği dünya, sadece tek kişilik bir sığınaktır ve ilk büyük fırtınada o sığınak yıkılmaya mahkumdur.

Eleştirel olmak bir hak değildir, bir sorumluluktur; ama etik olmak şartıyla…

Geleceği kurtaracak olan şey, her şeye baş sallayan bir iyimserlik değil, keskin bir eleştirel akıldır. Bize sunulan dijital dünyayı, algı operasyonlarını ve bencil hırsların ürünü olan "yeni normali" sorgulamak zorundayız. Sorgulanmayan bir hayat, başkalarının yazdığı bir senaryoda figüran olmaktan öteye geçemez.

Ancak…

Eleştirel bakış açısı, sadece yıkmak için değil, daha sağlamını kurmak için gereklidir. Etrafımızdaki bencilliği teşhis etmeden, o bencilliğin ördüğü duvarları yıkamayız. Bu bakımdan kolektif bir şuurun, paylaşmanın ve "biz" diyebilmenin hafızasını hatırlamak zorundayız. Ve elbette bencilliği kanıtlamak kaydıyla…

Peki, umut nerede?

Umut, bencil insanların gürültüsüne rağmen hâlâ bir başkasının derdiyle dertlenenlerin sessiz direnişinde. Umut, algoritmaların bizi hapsettiği yankı odalarından çıkıp farklı bir sese kulak verme cesaretini gösterenlerde. Umut, bilginin, emeğin ve sevginin paylaştıkça çoğaldığına inanan, o kadim ama eskimeyen hakikatte.

Sözün özü…

Gelecek, sadece kendi zirvesine tırmanmaya çalışanların değil, tırmanırken yanındakine el uzatanların omuzlarında yükselecek. Bencilliğin o gri ve boğucu perdesini araladığımızda, arkada pırıl pırıl bir potansiyel bizi bekliyor.

Yeter ki bakmayı değil görmeyi, duymayı değil dinlemeyi ve en önemlisi "ben" demeyi bırakıp "insan" kalmayı seçelim.

Zaman akıyor, dünya değişiyor. Ve biz, bu değişimin neresinde duracağımıza bugün karar veriyoruz. Gel biraz daha konuşalım, çünkü sustukça bencillik, konuştukça umut büyüyecek.

Bu yazıya devam edeceğiz, sağlıcakla kalınız.

Yazarın Tüm Yazıları