Yeşim Mutlu Yazıları

Yeşim Mutlu
Yeşim Mutlu
Yazarın Profili
17.09.2026 14:52

İklim krizinde yol ayrımı: Raporları bırakıp yangına bakmak

Haber Detay Image

Son üç yıldır Eylül aylarında Lyon'a gidiyorum. Her seferinde bavulu da mevsime göre hazırlıyorum. Bu sene ise işler farklı gelişti. Bavula koyduğum bütün sonbaharlıklar yerinde durdu; hiçbirini giymeden geri geldim. Döndüğüm gün Lyon'da termometre 32 dereceyi gösteriyordu.

Bu yaz Batı Avrupa kavrulurken Türkiye serin ve yağışlı bir mevsim geçirdi. Aynı kıtada iki zıt tablo. Bu da gösteriyor ki iklim artık bildiğimiz gibi işlemiyor; neyin nerede ne zaman olacağını kestirmek giderek zorlaşıyor. El Niño'nun etkisi de ortada: Her seferinde biraz daha sert esiyor ve mesele artık uzak bir gelecek meselesi değil, bugünün hayatta kalma ve güvenlik sorunu.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın son raporu da aynı şeyi söylüyor. Tüm azaltım çabalarına rağmen küresel sıcaklığın sanayi öncesi dönemin en az 1,8 derece üzerine çıkması artık kesin görünüyor.

Biz ise hâlâ aynı noktadayız. İklim krizini artık raporlardan okumuyoruz, yaşayarak öğreniyoruz. Yangın mutfakta. Sıcaklar barajları kuruttuğu gibi pazar filesini de küçültüyor, mutfak masrafını artırıyor. Yani bu kriz cüzdanımızı doğrudan etkiliyor.

Buna karşılık dünyayı yönetenlerden gelen tepki hâlâ çok zayıf. Bir tarafta her geçen gün büyüyen o tehdit, diğer tarafta ise eski ezberlere tutunmakta direnen bir anlayış.

Oysa temiz enerjiye geçiş artık bir çevreci hayal değil. "Yenilenebilir enerji pahalıdır" sözü de çoktan geçerliliğini yitirdi. Bugün güneş ve rüzgâr dünyanın pek çok yerinde en ucuz elektriği üretiyor. Fosil yakıta bağlı kalan ülkeler sanayilerini korumuyor; bilakis geleceğin teknolojisini ve yeni iş alanlarını rakiplerine teslim ediyor.

Konu sadece enerji santralleri de değil. Yapay zekâ da bu tablonun içinde. 90 yıldır çözülemeyen matematik problemlerini günler içinde çözebilen bir teknoloji, felaketleri önceden tahmin etmek ya da enerji şebekelerini verimli kullanmak için önemli bir araç. Ama bir sorun var: Veri merkezleri çok fazla enerji tüketiyor ve bu talep kömür ve gaz santrallerini yeniden gündeme getiriyor. Teknoloji şirketlerinin, gezegene kestiği faturayı azaltmak için somut adım atması gerekiyor.

Diplomasi masalarında da artık söz yetmiyor. Yüzlerce ülkenin aynı metin üzerinde günlerce tartışması güzel bir tablo; ama imzanın sahadaki karşılığı yoksa bir anlamı kalmıyor. Bize kâğıt üstündeki imzalar değil, tarlada ve fabrikada karşılığı olan hamleler lazım.

Yakında ülkemiz COP31'e ev sahipliği yapacak. Bu, sıradan bir protokol zirvesi olmaktan öte, ekonomilerin ve enerji politikalarının geleceğini belirleyecek önemli bir fırsat.

Lyon'da bavulumda kalan o hırkalar bana bir şey hatırlattı: İklim krizi artık takvimlerimize de karıştı. Doğa mesajını verdi; ya bu değişime uyum sağlarız ya da kışlıklarımızla yaz ortasında kalırız. COP31 kapıdayken, Türkiye'nin bu dönüm noktasında sadece ev sahibi değil, yön belirleyen bir aktör olması dileğiyle…

Yazarın Yazıları