Sahra Arslan Yazıları

Sahra Arslan

Çatlağın çatlatma terapisi

15.06.2026 21:55
Haber Detay Image

Düşman çatlatma terapisi desek adına yanlış olmaz herhalde. Sosyal ağlar, olmak istediğimiz ama büyük oranda olamadığımızı dijital mecralar üzerinden ideal bir benlik ve ideal bir yaşam yaratma çabasının yansımasıdır.

Ama en çok düşman çatlatma terapisi diyorum ben adına ki herkes birbirini çatlatma yarışında. Bir taraftan takdir ve saygı görme arzusu dilenirken, diğer taraftan her paylaşımın altına alınan beğeni ve yapılan yorumlar da dopamin hormonunu artırıp salgılamasıyla vücudu ve beyni hazzın doruklarına çıkarır.

Tam aksi de mümkün elbette beğeniyle hazzın doruklarına tırmanmayı hedeflemek eleştiriyle de anksiyete ve stresin bataklığına gömülmeyi de göze almak demektir.

Ne olduğumuz değil daha çok ne olmak istediğimiz, ne olmaya çalıştığımız ve nasıl görünmek istediğimizdir asıl mesele.

Bunun içindir ki kabul görmeyi umut ettiğimiz sosyal çevremizde bunu besleyecek paylaşımlarla vitrinimizi süsleriz. Değil mi ki oluşturduğumuz dijital benlik ve profillerimiz hayatımızın bütünüyle değil en parıltılı, en şaşalı, en zengin, dikkat edin en keyifli değil, kesitleriyle bezelidir.

Neden keyifli değil? Çünkü gerçekten her anından keyif aldığınız o anları kayda geçip insanların gözüne gözüne sokmak aklınıza gelmez çoğu zaman ya da nazardan korkarsınız.

Nazar; geleneksel kültürümüzün ve dinimizin ki o da tartışılır, bizi haddimize çekmeye görevli o büyük korkusu.

Dijital varlığı ve kimliğiyle herkesin mutlu olduğu yerde mutsuz olmak olur mu? Olmaz tabi. O zaman o yalan yarışından geri durmamak lazım.

Kimi zaman da farkında olmadığımız ama kendimizle barışmaya, başkalarını aracı kılmak gibidir, birilerinin beğenisi ve takdiri.

Köpükten kalabalıklar içerisinde yalnızlığınızdan kaçabilmenin yoludur. Kısa vadede uyuşturucu gibi sizi hoşnutsuz olduğunuz o gerçeklikten koparır benliğinizi.

Bir de kıyıda gizliden gizliye sizi takip edenler yok mu o sinsi düşmanlar işte onları da çatlatma terapisi gibidir.

Hastayız ve ağrı kesicilerle acıyan yerlerimizi uyuşturup duruyoruz.

Yazarın Tüm Yazıları