Bazen izleyeceğim filmi bulmaya ayırdığım zaman filmin kendisini izlemeye ayırdığım zamanı aşıyor. Sonra fark ediyorum ki zevkleri bulanmış, beyinleri sulanmışların, olduk olmadık mecralarda oradan buradan dilenerek önünüze servis ettikleri tavsiyelerin kurbanı oluyoruz ve kısıtlı zamanımızı çöp ediyoruz.
Toplasa belki 10 kitap okumamış yeni yetme gençlerin, kendinden büyük laflarla; ölmeden önce mutlaka okumanız gereken 3 kitap diye kendinden emin tavsiyeleri ciddiye alıyorsanız vay halinize.
Maskelenmiş yalanların, gerçeklikten kopuk yapay zekayla formüle edilmiş bilgiçliğinin eseri henüz olmamış o yeni yetme gençler okumadan yazabileceğini, görmeden görebileceğini, düşünmeden düşüncenize ufuk açabileceğini sanıyor ve sizi buna ikna ediyorsa vay halinize.
“Gerçek gücendirdiğinde var olduğunu unutana kadar sürekli yalan söylüyoruz. Ama o hala orada. Söylediğimiz her yalanla gerçeğe borçlanırız. Eninde sonunda o borç ödenir.”
Valery Legasov’un sözü. Beş bölümden oluşan dijital bir televizyon kanalının Çernobil adlı dizisinde bir karakter Valery Legasov.
Çernobil’de yaşanan nükleer bir felaket ve peşinden yalanlarla örtbas edilen gerçeklere dair güzel bir replik.
Yeri gelmişken hala izlemediyseniz mutlaka izlemenizi tavsiye edebileceğim güzel bir dizi. Yok öyle ölmeden önce diye başına çok iddialı laflar iliştirmeyeceğim.
Gücendirdiğimiz gerçeklerin haddi hesabı yok artık. Şu dijital çağda gerçeği unutmak eskisi gibi kolay olmadığından biraz daha yalan, daha çok yalan söylemek zorunda kalıyoruz.
Borçlandıkça borçlanıyoruz, gücendirdiğimiz o gerçeklere. Ölmeden önce ödemeniz gereken borçlar listesi kabardıkça kabarıyor. Korkarım ki öldükten sonra da o borçlar silinmiyor, ardımızdan gelenlere miras bıraktığımız koca bir borç yükünü kim ödemek zorunda kalacak dersiniz?
Bu öyle bir kalemde silinebilecek bir borç da değil. Eninde sonunda bu borç ödenecek. Bunu görmek için müneccim olmak gerekmez. Geçmiş tarihe baktığımızda hala borcuna nice canları bedel ödediğimiz onca yalanı zikretmeye lüzum yok sanırım.









