İş dünyasında 30 yılı aşkın süredir yönetim danışmanlığı yapan biri olarak, farklı sektörlerde her kademe ve pozisyondan binlerce çalışanla çalışma fırsatı buldum. Üretimden hizmet sektörüne, aile şirketlerinden kurumsal yapılara kadar çok farklı organizasyonlarda yürüttüğüm projeler bana insan davranışları konusunda önemli tecrübeler kazandırdı.
Hatta bazen öyle konularla karşılaşırız ki; yüz kişiye sorsanız doksan dokuzu aynı görüşü paylaşacakken, bir kişi tamamen farklı bir düşünceyi büyük bir kararlılıkla savunur. Üstelik yalnızca savunmakla kalmaz, herkesin yanıldığını, doğrunun sadece kendi düşüncesi olduğunu iddia eder. Mesleğim gereği bu kişilerle defalarca çalışmak ve onları ikna etmeye çalışmak durumunda kaldım.
Dikkat çekici olan ise, bunun çoğu zaman bilgi eksikliğinden kaynaklanmamasıdır. Asıl neden, kişinin kendi fikrine aşırı derecede bağlanmasıdır. "Benim dediğim doğrudur", "Herkes böyle yapıyor", "Bu işin tek doğrusu budur" anlayışı zamanla kişinin düşünce esnekliğini ortadan kaldırır. Kendi fikrine aşık olan insanlar, farklı bakış açılarını değerlendirme fırsatını da kaybederler.
Bu yaklaşım yalnızca iş hayatını değil, aile ilişkilerini de olumsuz etkiler. Babalar çocuklarıyla, kardeşler birbirleriyle, ortaklar ortaklarıyla ve profesyoneller çalışma arkadaşlarıyla gereksiz çatışmalar yaşayabilir. Çoğu zaman sorun, olayın kendisi değil; kişinin kendi düşüncesini sorgulamaya kapalı olmasıdır.
Destek Almak Faydalı Olacaktır
Uzmanlık alanım psikoloji olmasa da meslek hayatım boyunca önemli bir gerçeğe defalarca şahit oldum. Sorununun farkına varan, değişmeyi isteyen ve bunun için samimi bir çaba gösteren insanlar, doğru destek aldıklarında düşünce kalıplarını değiştirebiliyor ve hem iş hem de özel hayatlarında çok daha sağlıklı ilişkiler kurabiliyorlar.
Tıpkı fiziksel bir hastalıkta olduğu gibi, zihinsel alışkanlıkların da ilk tedavi şartı problemi kabul etmektir. Hasta olduğunu kabul etmeyen bir kişinin tedavi olmasının ne kadar zor olduğu bilinen bir gerçektir. Aynı şekilde, düşünce kalıplarında sorun olabileceğini kabul etmeyen bir insanın da değişmesi oldukça güçtür.
Bu nedenle çevremizde iyi niyetle bize ayna tutan, eksiklerimizi gösteren ve gelişmemize katkı sunmaya çalışan insanlara kulak vermeliyiz. Farkındalık, gelişimin ilk adımıdır; değişim ise ancak kişinin "Belki de farklı bir açıdan bakmalıyım" diyebilmesiyle başlar.









