Kayseri’de son günlerde yaşananlara bakıyorum, gelişmeleri takip ediyorum ve ister istemez kendi kendime soruyorum: Kayseri’de neler oluyor? Birbirinden farklı gibi görünen bu gelişmeler neden aynı döneme denk geliyor? Aralarında bir bağlantı var mı, yoksa yaşananlar sadece talihsiz bir zamanlamadan mı ibaret?
İşin doğrusu, zihnim bulanık, aklım karışık. Çünkü özellikle AK Parti cephesinde yaşanan gelişmeler, sıradan bir siyasi tartışmanın ötesinde bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu düşündürüyor.
Elbette ortada kesinleşmiş bir durum yokken kimseyi suçlamak, yaşananları doğrudan bir operasyon olarak nitelendirmek doğru olmaz. Ancak peş peşe yaşanan gelişmelerin zamanlamasını sorgulamak, kamuoyuna yansıyan iddiaların arka planını merak etmek de gazeteciliğin sorumluluğudur.
İki yıl öncesine ait olduğu belirtilen AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş’la ilgili bir videonun bugün yeniden gündeme taşınmasını ele alalım. Aradan iki yıl geçmiş. O gün yaşananlar geride kalmışken söz konusu görüntüler neden bugün yeniden dolaşıma sokuluyor?
Siyasette zamanlama bazen en az olayın kendisi kadar önemlidir. Bunun arkasında yalnızca habercilik refleksi mi var, yoksa siyasi hesaplaşmaların etkisi de söz konusu mu?
Tam da bu gelişmelerin yaşandığı dönemde AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan üzerinden yürüyen tartışmalar gündeme geliyor. İl yönetimindeki bazı isimlerle ilgili iddialar ortaya atılıyor, Okandan farklı tartışmaların içerisine çekiliyor. Ruhsatsız olduğu öne sürülen bir kafe üzerinden de kendisi kamuoyunda tartışma konusu yapılıyor.
Hüseyin Okandan ise söz konusu işletmeyle ortaklığının bulunmadığını ifade ediyor. Buna rağmen kendisinin işletmenin ortağıymış gibi lanse edilmesi, üzerinde durulması gereken bir mesele.
Ortada somut belgelerle ortaya konulmuş bir yanlış varsa elbette herkes hesabını vermeli. Hiç kimse siyasi kimliğinin arkasına sığınarak eleştiriden muaf tutulamaz. Ancak iddialarla gerçekleri birbirinden ayırmak, bir insanın itibarını zedeleyebilecek yayınlarda gazetecilik sorumluluğunu unutmamak gerekir.
Çünkü gazetecilik, bir iddiayı ortaya atıp kamuoyunun zihninde soru işaretleri bırakmak değildir. Araştırmak, doğrulamak, karşı tarafın görüşünü almak ve gerçeğin peşinden gitmektir.
Ben Hüseyin Okandan’ı yakından tanıyorum. Kendisini dürüst, düzgün ve nitelikli bir siyasetçi olarak biliyorum. Bu nedenle hakkında ortaya atılan iddiaların peşinen doğru kabul edilmesini doğru bulmuyorum.
Varsa bir yanlış, elbette ortaya çıkarılmalı. Ancak gerçekliği ortaya konulmamış iddialarla bir siyasetçiyi yıpratmaya çalışmak, kamuoyunun gözünde mahkûm etmek kimseye fayda sağlamaz.
Benim kanaatim şu: Hüseyin Okandan, birkaç iddia ve tartışmayla kolayca yıldırılabilecek bir isim değildir. Gerçekler neyse ortaya konulmalı, iddialar somut delillerle değerlendirilmelidir.
Ancak Kayseri’deki tablo yalnızca AK Parti İl Başkanlığı üzerinden yürüyen tartışmalardan ibaret değil.
Şimdi gelelim Kayseri’nin yıllardır konuştuğu, üzerinde büyük beklentiler oluşturduğu Kartal Katlı Kavşağı Projesi’ne.
Kartal Kavşağı, Kayseri’nin ulaşım sorunları içerisinde özel bir yere sahip. Yıllardır bu bölgede yaşanan trafik yoğunluğunun nasıl giderileceği tartışılıyor. Battıçıktılar, üst geçitler ve farklı ulaşım çözümleri üzerinden öneriler dile getiriliyor. Çünkü mesele yalnızca bugünün trafiğini rahatlatmak değil, Kayseri’nin önümüzdeki 50 yılını etkileyecek bir ulaşım sorununa kalıcı çözüm bulabilmek.
Bu nedenle Kartal Katlı Kavşağı, sıradan bir belediye yatırımı olarak değerlendirilemez.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ın büyük gayretleriyle hayata geçirilen proje için kolay bir süreç yaşanmadı. Dünya Bankasıyla yürütülen çalışmalar, finansman süreçleri, teknik hazırlıklar ve inşaat aşaması düşünüldüğünde bugün gelinen noktanın arkasında ciddi bir emek olduğu açık.
Yıllardır konuşulan bir projenin uygulama aşamasına geçmesi Kayseri adına önemli bir gelişme. İnşaatta önemli bir aşamaya gelindiği, yılbaşından sonra trafiğe açılmasının hedeflendiği ve projenin nihai tamamlanma takviminin haziran ayına uzandığı ifade ediliyor.
Tam da böyle önemli bir yatırım sürerken işçilerin ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle işi bıraktıkları yönündeki haberler gündeme geliyor.
Eğer işçilerin ücretleri ödenmemişse bu elbette ciddiyetle ele alınması gereken bir meseledir. Emekçinin alın teri ve hakkı üzerinden hiçbir tartışma yürütülemez. İşçilerin hakları korunmalı, varsa ödeme sorunları giderilmelidir.
Ancak benim burada dikkat çekmek istediğim başka bir konu var: Kayseri’nin yıllardır beklediği, tamamlandığında şehrin ulaşım geleceğini etkileyecek böylesine büyük bir proje, neden birkaç günlük tartışmanın ve siyasi polemiğin gölgesinde kalıyor?
Üstelik bu tartışmaların üzerine siyasi açıklamalar da ekleniyor.
MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy’un konuya ilişkin açıklamaları, tartışmanın farklı bir boyuta taşınmasına neden oluyor. Bir milletvekilinin işçilerin haklarını savunması elbette doğaldır. İşçinin hakkını kim savunursa savunsun, bu tutum kıymetlidir. Fakat kullanılan dilin ve yapılan açıklamaların sorunun çözümüne mi katkı sunduğu, yoksa tartışmayı daha da büyüttüğü de değerlendirilmelidir.
Muhalefet milletvekili Aşkın Genç’in açıklamalarını dahi geride bırakan bir siyasi söylemin ortaya çıkması, Kayseri’deki siyasi tablonun ayrıca değerlendirilmesini gerektiriyor.
Burada kimsenin eleştiri hakkını tartışmıyorum. Eleştiri demokrasinin vazgeçilmezidir. İşçinin hakkı savunulmalı, belediyelerin çalışmaları denetlenmelidir. Ancak eleştiriyle siyasi yıpratma arasındaki çizgiyi de gözden kaçırmamak gerekir.
Doğrusunu söylemek gerekirse, ben Memduh Başkan’ın yerinde olsaydım, Kartal Katlı Kavşağı üzerinden yürüyen bu tartışmalar nedeniyle ayrıca bir basın toplantısı düzenleme ihtiyacı duymazdım. Çünkü bu kadar önemli bir projenin günlük siyasi tartışmalara cevap vermek zorunda kalacak bir noktaya taşınmasını doğru bulmuyorum.
Ancak Memduh Başkan bir basın toplantısı düzenleyerek projenin teknik boyutuyla ilgili kamuoyunu bilgilendirdi. Projenin geldiği aşamayı, yürütülen çalışmaları ve sürece ilişkin ayrıntıları anlattı. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi elbette önemlidir. Dolayısıyla yapılan teknik bilgilendirmeyi ayrı tutuyorum.
Benim asıl söylemek istediğim şu: Kartal Kavşağı, birkaç günlük işçi eylemi ve siyasi tartışmayla gölgede bırakılabilecek kadar sıradan bir proje değil.
İşçilerin hakları korunmalı, varsa sorunlar çözülmeli, sorumlular üzerlerine düşeni yerine getirmeli. Ancak bütün bunlar yapılırken Kayseri’nin geleceğine hizmet edecek böylesine önemli bir yatırımın değeri de gözden kaçırılmamalı.
Bugün yaşanan tartışmalar bir süre sonra gündemden düşecek, siyasi polemikler unutulacak. Fakat Kartal Katlı Kavşağı tamamlandığında Kayseri’nin ulaşım altyapısına yıllarca hizmet edecek.
Memduh Büyükkılıç’ı, Kayseri’nin uzun yıllardır beklediği bu önemli projeyi hayata geçirmek için gösterdiği gayret dolayısıyla ayrıca kutluyorum. Böyle büyük yatırımların arkasında emek, sabır, kararlılık ve uzun soluklu bir çalışma bulunuyor.
Kartal Kavşağı’nı birkaç günlük tartışmalar üzerinden değil, Kayseri’ye kazandıracağı değer üzerinden değerlendirelim. Sorunları elbette dile getirelim, eleştirilerimizi yapalım ama şehrin geleceği için atılan adımların da hakkını teslim edelim.
Çünkü mesele bir belediye başkanının siyasi tartışmalara verdiği cevap değil, Kayseri’nin yıllardır çözüm bekleyen bir sorununa kalıcı çare üretebilmektir.
Bütün bu gelişmeleri bir arada değerlendirdiğimde, Kayseri’de yaşananların yalnızca birbirinden bağımsız birkaç tartışmadan mı ibaret olduğu, yoksa daha geniş bir siyasi hareketliliğin mi söz konusu olduğu sorusu zihnimi kurcalamaya devam ediyor.
Bir tarafta iki yıl öncesine ait görüntüler yeniden dolaşıma sokuluyor. Diğer tarafta AK Parti İl Başkanı Hüseyin Okandan üzerinden iddialar tartışılıyor. Bir başka tarafta Kayseri’nin en önemli ulaşım projelerinden biri, işçi ücretleri üzerinden başlayan tartışmalarla gündeme taşınıyor. Siyasi açıklamalar da bu gelişmelerin üzerine ekleniyor.
Bütün bunların aynı dönemde yaşanması elbette dikkat çekici. Acaba birbirinden bağımsız gelişmeler mi bunlar? Yoksa bazı gelişmelerin aynı dönemde gündeme gelmesinin arkasında başka dinamikler mi var? Birileri yaşananları siyasi bir fırsata mı dönüştürmeye çalışıyor?
Şimdilik kesin bir hüküm vermek mümkün değil. Herhangi bir kişi ya da grubu kanıt olmadan suçlamak doğru olmaz. Ancak bu gelişmelerin arka planının aydınlatılması ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerekiyor.
Benim zihnimi bulandıran da tam olarak bu belirsizlik.
Zaman gösterecek. Belgeler, açıklamalar ve yaşanacak yeni gelişmeler bugün cevabını aradığımız soruların aydınlanmasına katkı sağlayacaktır.
Kayseri’de neler oluyor? Bu gelişmelerin arkasında nasıl bir siyasi tablo var? Ve bütün bu tartışmaların sonunda kazanan kim olacak, kaybeden Kayseri mi?
Cevapları zamanla öğreneceğiz. Ancak bir gerçeği unutmamak gerekiyor: Siyasette hesaplar değişir, tartışmalar biter, isimler gündemden düşer. Fakat Kayseri’nin geleceği için yapılan yatırımların ve alınan kararların sonuçlarını bu şehirde yaşayan insanlar yıllarca taşır.
Bu yüzden herkesin daha dikkatli, daha sorumlu ve daha sağduyulu davranması gerekiyor.
Kalın sağlıcakla…










